tarik @ politikam.com

ÖZEL İdare enkazı civarından bir esnaf haykırıyor:

"Yıkım yüzünden işlerim tamamen durdu. Binanın yıkımı üç günde bitecekti, üç hafta geçti hâlâ yıkılamadı. Zararımın tazmin edilmesini istedim, 'üç beş kuruş verir çenesini kapatırız' diye düşündüler.. Adeta dalga geçtiler. Biz de olayı yargıya taşıdık."

Bir diğeri, yıkımı devam eden işhanının hemen dibinde.. İşyerinin her an yıkılacağı korkusuyla yaşıyor.

Çevrede oturanlar tozdan, dumandan, gürültüden yılmış durumda.

 

***

ENKAZ civarındakilerin genel şikayeti, yıkım işinin ikinci plana atılıp, demir ayıklama çalışmalarının yapılması.

Koca koca iş makinaları, enkazın üstünde demir ayıklıyor.

Ayıklama sırasında çıkan gürültünün desibelini ölçtüler mi bilmiyoruz; ama şikayetler öyle yoğun ki.

 

***

BİZİM Çarşı bölgesi, Balıkesir'in kalbi.

Tüm damarlar çarşı merkezinde birleşiyor.

Hızla eskiyen kent merkezinde, ekonomik ömrünü doldurmuş bir yapının yıkılması hayli güç.

PTT binasının yıkımı ve yerine yenisinin yapılması sırasında neler yaşandığını en iyi biz biliriz.

Eski zamandan kalma bina o kadar sağlam yapılmış ki, yıkmak kolay olmadı.

O kadar çok demir kullanılmış ki, ayıkla ayıkla bitmedi!

Hem ne ayıklamak...

İş makinaları, PTT ile Telekom arasındaki boşlukta haftalarca demir dövdü. Gece, gündüz farketmedi.

Betona vura vura rulo haline getirdikleri demirleri, diğer inşaat hafriyatından önce kamyonlara yükleyip taşıdılar.

Hafriyat sonraya kaldı.

Denetim falan hak getire tabi.

PTT'nin eski binası yıkılırken, demirler ayıklanırken, temel çukuru kazılırken 7/24 sallandık.

Çevredeki binaların gördüğü zarar anlatılmaz zaten.. Nasıl becerdilerse artık, o canavar makinalardan biri çevredeki binalardan birinin balkonunu göçertti!

 

***

DENETİM sağlıklı değil dedik.

PTT yıkılırken "resmi kurum" diye pek ses etmediler. Yaşadığımız sıkıntıları defalarca ilgili kurumlara aktardık; oralı olmadılar.

Gürültü, toz toprak, çevre kirliliği, sarsıntı şikayetlerinin haddi hesabı yoktu; ilgilenmediler.

Yıkım bittikten günler sonra bir yazı geldi İl Çevre Müdürlüğü'nden..

"Söz konusu yapının yıkım işleri tamamlandığından çevresel zarar tesbit edilememiştir..."

Böyle bir şey işte.

 

***

ŞİMDİ benzer bir durum yıkımı devam eden Özel İdare İşhanı için geçerli.

Yerine daha modern, daha sağlıklı bir yapının inşa edilecek olması sokaktaki adam için çok önemli değil.

Sokaktaki adam, "parası çok olanın, parası olmayana tahakkümü" olarak bakıyor mevzuya.

Yani, binayı satın alıp yerine yenisini yapmak için yüklü bir sermayeye sahip olan kişilerin, paranın ve siyasi gücün etkisiyle istediği gibi davranabilmesine kızıyor sokaktaki adam.

Evine ekmek götürmenin derdindeki esnaf, yıkımın etkisiyle alamama, satamama, para kazanamama kaygısıyla karşıya karşıya.

Anafartalar'da seyreden sürücü, caddenin karşı tarafındaki binaların sakinleri, metal paravanlardan arta kalan bölümde yürümek zorunda kalan yaya, hergün vitrin tozu almak zorunda kalan esnaf.. Velhasılı herkes şikayetçi.

 

***

ÜÇ günde tamamlanacağı söylenen yıkımın üçüncü haftasında, bizim Çarşı bölgesi kısmen Cizre'yi andırıyor artık. Bir kaos, bir karmaşa...

 

***

NE Kİ, Balıkesir'in kalbinde bu tür manzaralara alışacağız artık. Ara sokakları itibariyle çöküntü alanına dönüşen bir Çarşı'dan söz ediyoruz. Hele de kentsel dönüşüm dedikleri yeni inşaat düzeni çağına adım attıysak, avantajlı kesimlerin dönüşümden nemalanma hevesine dair pek çok örneği göreceğiz.

Dezajantajlı kesimlerin yaşadığı, yaşayacağı sıkıntının pek anlamı yok!

Dezavantajlı kesimin payına susup oturmak düşüyor...

Ayrıca, susmasan ne olacak?

Yetkili, etkili, denetleyici ve yaptırımı olan kurumlar harekete mi geçecek?

 

***

BURADA bin yanlış anlamaya meydan vermemek için tekrar hatırlatalım: Yıkılan işhanı gerçekten ekonomik ömrünü doldurmuştu; her tarafı akan kokan haliyle hem içerden hem dışardan garabet bir görünümü vardı. Yıkılmasına sözümüz yok. Yerine modern bir iş merkezinin yapılmasına, Anafartalar Caddesi'ne belki de yeni bir işlev kazandıracağına dair sözümüz de yok.

Tek söz, yıkım süresinin uzaması ve bölgedeki insanların yaşadığı çok yönlü sıkıntı.

Şunu söylüyor çevre esnafı:

"Burada hafriyatı bir an önce kaldırıp alanı temizlemek yerine, yıkım bölgesinde günlerdir demir ayıklanıyor. Ayıklama işi, hafriyatın dökülmesi için gösterilen yerde yapılır; çarşının ortasında olmaz."

Bittabi, yıkım uzayınca, gürültü artınca, toz toprak çoğalınca..

Vatandaş haklı olarak sesini yükseltecek.

Hergün arabasını bıraktığı otoparka yıkım yüzünden giriş çıkış kapatıldığı için cadde veya sokaklarda BALPARK'la cebelleşmek zorunda kalan araç sahiplerinin, dört tekeri sokuşturacak bir boşluk ararken harcadığı zamanı da hesap etmek lazım.

Malum, işgücü kaybı söz konusu!