tarik @ politikam.com

MADALYA kesmez.. Birkaç maaş ikramiye, toplu para; ne bileyim maddi şeyler işte.
Vermek lazım.. Hak etti.

***
DARBE girişiminden bir gün sonra başlayan demokrasi nöbetlerinde sadece gövdesiyle değil..
Gece boyunca platformdan yaptığı anonslar, verdiği mesajlar, okuduğu şiirler, sahne ve mikrofon hakimiyetiyle de nöbetteydi hep.
Bugün, son nöbet.
Gökmen Karadağ kardeşimiz ilk günden son güne, herkesten daha çok ayakta, herkesten daha çok nöbette.
Demokrasi nöbetlerinin Balıkesir'deki moderatörü bir nevi.
"Görev var" dedin mi koşar.
Gündüzden geceye, geceden sabaha Milli İrade Meydanı'ndaki platformdaydı hep.
Pek çoğunuz iri kıyım, şişman bir anonsçu gibi gördünüz.
Ver mikrofonu eline, sırayla çağırsın konuşmacıları..
İki kahramanlık şiiri de ezberledin mi tamam!

***
O KADAR kolay değil işte.
Yani, meydandan bakınca kolay gibi gelebilir.. 
Platforma çıkıp siz deneyin bakalım, becerebilecek misiniz?
Ben yapamam meselâ.
Hitabet sıfır.. Göğsünü şişire şişire nutuk atan adamlara özenmişimdir hep.
Geçtik topluluğun önünde mikrofonu alıp ahkam kesmeyi.. İkili muhabbette yandan yandan laf çarpıtmalara bile diyecek söz bulamam; nutkum tutulur.
Bu işin çoğu yetenek, azı eğitimdir.
Yetenek varsa, eğitim katma değer üstüne.

***
GÖKMEN Karadağ, AK Parti'nin Balıkesir'deki anonsçusu. 
Partinin hemen tüm etkinliklerinde mikrofon O'ndadır.
Partinin gençlik kollarından yetişme bir genç..
Genç derken, otuz üç...
Tansiyon, şeker, çarpıntı, vesaire.
O gövde, o kilolarla hepsi olur.
Zaman zaman tansiyondan, şundan bundan hastaneye yollanır; iğneyi serumu yedikten hemen sonra dirilir, yine görev yerine koşar gelir.
15 Temmuz'da darbe kalkışması, 16'sında demokrasi nöbetleri.
Gökmen Karadağ, 16 Temmuz gecesinden bugüne Milli İrade Meydanı'nda.
Hani biz de gittik; günleri gece, geceleri sabah ettik falan ama..
Alanı dolduran çekirdek çıtlatıcılardan farkımız yoktu.
Ayakta durmaktan yorulunca, çevredeki çay ocaklarında boş tabure aradık.
Uyku göz kapaklarımıza çökünce eve yollandık.
"Ben bu işi gönülden yapıyorum, severek yapıyorum" diyen Gökmen Karadağ, gecenin üçünde meselâ, meydana dönüp yüzünü, göğsünü şişire şişire, diyaframa asıla asıla şiirler okuyordu.

***
O PLATFORMDA onlarca insan konuştu.. Dinlediniz.
Ne belediye başkanları, ne bürokratlar, ne politikacılar, ne mebbuslar, ne dernekçi, odacı abiler falan.
İlk günlerde sesleri gür çıkıyordu biraz.. Sonra rutine bağladılar; keyifsiz, mırıltıdan farksız, ruhsuz konuşmalar yaptılar.
Hızı kesilmeyen iki kişi:
Birisi Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur.
Diğeri demokrasi mitinglerinin moderatörü Gökmen Karadağ.
"Gökmen genç çocuk" dersiniz.. Dirençli olur genç dediğin, fazla yorulmaz, hızı kesilmez; tamam.
Edip Uğur'a ne dersiniz?
Üç gün üst üste kürsüye çıkıp konuşunca "yoruldum, bittim" tripleri yapanlara inat..
Hergün aynı saatlerde platformda bir yandan bayrak sallayıp, bir yandan volümünü yükselte yükselte haykıran bir Edip Uğur.
Bayrağı salladın, uzun uzun konuştun, şarkılara marşlara eşlik ettin; e tamam, git otur dinlen.
Sonra bir bakıyorsunuz, nöbete gelenlerle sarmaş dolaş pozlar, selfiler, tek tek hal hatır sormalar, çocuklarla çak yapmalar falan.
Bu durum sabah saatlerine kadar sürdü her gece.
Bir gecede iki üç nöbet noktasına gidip halka hitap etmek de var tabi.
Bu performansın üstüne bir de gündüz Büyükşehir mesaisi...

***
GÖKMEN'e dönelim.
Karesi Belediyesi'nde halkla ilişkiler biriminde görev yapıyor.
İşini seviyor.
Belediye Başkanı Yücel Yılmaz'ı da çok seviyor.
Ha işte, tam o noktadayız.
Şu sıra var gücüyle Kurtdere güreşleri için asılan Yücel Yılmaz, azıcık zaman ayırıp Gökmen'e nasıl bir güzellik yapacağını düşünsün bence.
Geçen gün konuştuk Gökmen'le.. "Bence dolgun bir ikramiyeyi hak ettin" diye takıldım.
"Parayla işim yok abi" dedi; "tek isteğim bir teşekkür plaketi..."
Hani bir plaket verirlerse, onu evinin en güzel köşesine koyacakmış.. İleride çocuklarına, torunlarına falan gösterip övünecekmiş.
Bazı şeylerin maddi karşılığı yoktur.. Manevi güzelliği size yeter.
Gökmen'in yaptığı da, alçak darbe girişiminden hemen sonra başlayan halk hareketinin önemli bir parçası olmak.
Bunu maddiyata tahvil etmek mümkün mü?
Lâkin yurttaşlık sorumluluğu, dava bilinci, yurt sevgisiyle yirmi küsur gün sabahlara kadar yapılan bu anlamlı çalışmanın, abileri nezdinde bir karşılığı, bir ödülü olmalı.
Ödülü hak etti çünkü.