ERGENEKON'da, Balyoz'da, bu ülkenin yurtseverlerine kurulan alçak kumpaslarda mağdur edilen, itibarları elden giden, terör suçuyla yargılanan, hapis cezalarına çarptırılan insanların yanında CHP vardı o zaman.

Kumpasa karşı yurtsever bir duruş ortaya koyan CHP..

FETÖ'nün taşeronluğunu yaptığı üst akılların yazdığı alçak senaryoya karşı çıkan CHP...

Silivri'ye doldurulan, asker, sivil, gazeteci, işadamı, siyasetçi, aydın, sivil toplumcu yurtseverler için cezaevleri önünde bayrak açan CHP.

O CHP şimdi nerede?

Sorarsan, "mağdurun, mazlumun, haksızlığa uğramışın yanında..."

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında kamuda başlayan görevden almalara, atılmalara, soruşturmalara, gözaltılara karşı çıkan CHP!

FETÖ iktidarı kuşatmış, devletin her kademesinde kadrolaşmış, yargıyı kendine bağlamış haliyle Ergenekon, Balyoz kumpasları kurarken doğru yerde durduğunu düşündüğümüz CHP..

Bugün devletin tüm hızıyla sürdürdüğü FETÖ temizliğine karşı çıkıyor.

Yok yok; "FETÖ'cüler temizlenmesin, görevden alınmasın, işsiz güçsüz bırakılmasın" demiyor..

FETÖ'cü olmadığına kanaat getirdikleri(!) ve mağdur gözüyle baktıkları insanları savunmaya geçiyor.

Burada dikkat edilecek nokta, CHP'nin kanaati...

 

***

O kanaat nasıl oluşuyor?

Herhalde belgeyle, bilgiyle.

"Mağdur edildik" diye CHP'ye başvuran herkes gerçekten mağdur mu?

Kriptoların yeni planı olamaz mı yani?

CHP üzerinden vaziyeti kurtarma çabası olamaz mı?

 

***

ERGENEKON acısını bu ülkeye kimlerin yaşattığı artık ortaya çıkmışken..

Sen kalk, Ergenekon savcılarına, hakimlerine verdikleri kararlardan dolayı teşekkür edenleri savun!

Darbecilere alan açılsın diye TSK'da pek çok üst rutbeli subayı, hâttâ eski Genelkurmay Başkanı'nı Silivri'ye tıkan FETÖ yargısını alkışlayanlara arka çık!

"Gerçekten FETÖ'cü olanları yargılasınlar, cezalandırsınlar; ama arada kaynayanlar olmasın; FETÖ'cüleri ayıklarken muhalif kesimleri de harcamayın..."

Tamam da, buna CHP mi karar verecek?

FETÖ'den temizlenen bağımsız yargı hele bir karar versin; ondan sonra at izinin it izine karışıp karışmadığı anlaşılır zaten.

CHP bu erkenci tavrıyla hem yakın geçmişteki duruşunu inkar ediyor, hem de 'FETÖ ile işbirliği' suçlamalarına maruz kalıyor.

 

***

VER dilekçeyi CHP'ye.. "FETÖ' ile uzak yakın ilgim yok; devletin belirlediği FETÖ kriterlerine uymuyorum; buna rağmen memuriyetten atıldım" diye ağlayan herkesi savunsunlar...

Komisyonlar kurulsun.. Başvurular değerlendirilsin.. Mağdurlar belirlensin..

CHP'nin işi mi bu?

 

***

SİLİVRİ'ye tıkılan onca insan savunma sırasını nasıl beklediyse parmaklıkların ardında..

Bu sürece dahil edilen, ama tutuklanan, ama adli kontrol şartıyla serbest bırakılan, ama memuriyetten atılan herkes bekleyecek.

Uzun soluklu, belki yıllarca devam edecek bir süreç bu.. Neyin ne olduğuna yargı karar verecek.

Haksızlığa uğrayanlar, elbette hak arayışına girişecek.

İşte o zaman gerçek ortaya çıkacak.

 

***

ŞİMDİ; git anamuhalefet liderine, anlat derdini, ikna et.. Bir iki de belge koy masaya; "FETÖ ile ne işim olur" deyiver..

O da çıksın ekranda, canlı yayında "bunlar FETÖ'cü değil, yüzbinlerce mağdur yaratıyorlar" desin.

 

***

BİR DE Yavaşçalar olayı var.. FETÖ şüphesiyle tutuklanan işadamı İsmail Yavaşça ve Yavaşçalar firmasıyla ilgili bir iddia ortaya attı Kılıçdaroğlu.

Taha Akyol'un Eğirisi Doğrusu programında şöyle dedi:

"Balıkesir’de önemli bir fabrika daha var. Mermi vs. ürün üretiyor. Türkiye’nin en önemli firmalarından bir tanesi ve alın teriyle yaratılmış bir firma. İhbar üzerine baba içeriye alınmış. Ve kayyum atanıyor. Bunlar Türkiye’de ithal edilen ürünlerin bir çoğunu kendileri üretiyor. Davet ediliyor şirketin sahibi ve oğlu, şirketini satacaksın diye. Sayın başbakana firma adıyla bu olayı anlattım. Sonra vali çağırıyor, satacaksın bu firmayı diyor. Bu sermaye transferi için bir gerekçe yaratılıyor. Bir kuruş para FETÖ’ye aktarmışsak, hepimizi içeri alsınlar diyorlar..."

Belli ki anamuhalefet lideri kendisine anlatılanlar karşısında ikna olmuş; FETÖ'den tutuklanan işadamını ve firmasını savunuyor.. İsim vermiyor, Vali'yi töhmet altında bırakacak bir cümle kuruyor.

 

***

KILIÇDAROĞLU, kendisine anlatılanlar doğrultusunda bu iddiayı ekranda dillendirirken..

Ertesi gün Yavaşçalar Ailesi bir iki yerel gazetede 'kamuoyuna duyuru' yayınlatıyor.

Duyuru şöyle:

"Bazı yerel basın organlarında çıkan ve Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı'nın da isminin geçtiği 'Yavaşçalar'ın fabrikasını zorla satmak istediler' başlığıyla yapılan haberlerin Balıkesir Valimiz Sayın Ersin Yazıcı ile hiç bir ilgisi bulunmamaktadır."

Yavaşçalar'ın ilanı, "böyle bir şey yok" anlamına gelmiyor.

İfadeler, başka soruları da akla getiriyor.

"Vali Ersin Yazıcı'yla ilgisi yok" deniyor; ama bu haberler ve iddialar yalanlanmıyor.

Can alıcı soru şu:

"Madem Ersin Yazıcı değil; kim o zaman?"

Yavaşçalar'ın çok iyi dostluk kurduklarına dair yakın geçmişte çeşitli gazete haberlerine konu olan eski valilerden biri mi?"

 

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yapması gereken şey, yargı kararlarını beklemek.

FETÖ'den tutuklanan her işadamı CHP Genel Başkanı'yla iletişim kursun; "haksızlığa uğradık, mağdur edildik, biz FETÖ'cü değiliz" desin.. Kılıçdaroğlu ya da partinin üst düzey yöneticileri çıksın ekranlara savunma yapsın.

Bu doğru bir siyaset değil.

Görüştüğümüz pek CHP'li de aynı fikirde.

"Bu bizim işimiz değil" diyorlar.

 

***

CUMHURBAŞKANI Erdoğan'ı "Ergenekon'un savcısıyım" dediği için ağır dille eleştiren Kılıçdaroğlu..

Şimdi savcı - hakim gibi bir tavır ortaya kokuyor.

Bir kez daha tekrarlayalım:

Kim FETÖ'cü kim değil, yargılamalar sonucunda ortaya çıkacak bu.

FETÖ suçlamalarıyla işinden gücünden olanların gerçekten mağdur olup olmadıkları da bu sürecin sonunda ortaya çıkacak.