Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında 18 Mart 2016 tarihinde Brüksel’de varılan anlaşmadan Kıbrıs Rum Kesimi’nin memnun olduğu basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır. Nitekim Rum lider Nikos Anastasiadis’in AB liderler zirvesinden çıkarken gülümseyerek “Kıbrıs konusunda olumlu gelişmeler var” şeklindeki açıklaması (Euronews, 19 Mart 2016) dikkat çekicidir. Atina ve Lefkoşa kaynaklı haberlere göre Anastasiadis vetoyu kaldırmak için Türkiye’nin limanlarını Rumlara açmasını istemiştir.

Kıbrıs’ta KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Kıbrıs Rum Kesimi lideri Nikos Anastasiadis arasında “2016 da çözüm” sloganıyla 9 aydır sessizlik içinde devam eden görüşmelerde özellikle toprak ve mülkiyet konularında sert pazarlıkların nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korumaktadır. Rum tarafı Güzelyurt dahil daha fazla toprak verilmesini, adadaki 20 bin Türk askerinin çekilmesini ve garantörlüğün kaldırılmasını şart koşmuştur.

BM genel sekreterinin özel temsilcisi Espen Barth Elde’nin, güvenlik ve garantörlük konularının adaya Amerikan askerlerinin konuşlandırılmasıyla çözümleneceğini belirtmesi Kıbrıs sorununun Türkiye’nin ulusal çıkarlarıyla bağdaşmayacağını, ülkemizin çok zor bir durumla karşı karşıya kalacağını göstermektedir. BM genel sekreter temsilcisi Elde, Yunan Kathimerini gazetesine yaptığı açıklamada “Mevcut garantörlük sistemi ya olduğu gibi kalacak, ya değişecek ya da tamamen sona erecek” (Hürriyet, 11 Ocak 2016, Yorgo Kirbaki’nin haberi) şeklindeki ifadesi tehlikeli gelişmelere yol açabilecek önemdedir. Nitekim Yeni Çağ gazetesinin 5 Nisan 2016 tarihli sayısında yayımlanan Ahmet Takan imzalı yazıda Adadaki askeri güç dengesinin Rum-Yunan tarafı lehine bozulduğu ileri sürülmekte buna örnek olarak da Yunan Hava Kuvvetleri’nin Baf’taki hava üssü gösterilmektedir. Bu konuda Cumhuriyet gazetesi yazarı Ali Sirmen’in “Kıbrıs’a Dikkat!” başlıklı 7 Nisan 2016 tarihli yazısında Kıbrıs’ta durumun giderek ciddileştiği, Yunan Milli Savunma Bakanı Kommenos’un Hava Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Tellis ile birlikte Güney Kıbrıs’ı ziyaretleri sırasında EOKA’yı anma törenlerine katıldıkları, EOKA anıtına çelenk koydukları haberi yer almaktadır. Bilindiği gibi EOKA 1955’te kurulmuş bir terör örgütüdür ve Kıbrıs Türklerine yönelik insanlık dışı eylemleriyle ünlenmiştir.

Kıbrıs görüşmeleri 42 yıldır devam etmesine karşın bu güne kadar somut bir sonuç alınamamıştır. BM şemsiyesi altında yapılan görüşmelerde Birleşmiş Milletler sözde esnek davranırken Avrupa Birliği katı tutumunu devam ettirerek Rumları cesaretlendirmektedir. Tıpkı AB gibi ABD’de de Kıbrıs sorununun Rumların istekleri doğrultusunda çözümlenmesi için büyük gayret sarf etmektedir. Kıbrıs’ta olağan dışı ve sessizlik içinde devam eden sonu belirsiz gelişmeler karşısında ödün vermeden çok dikkatli hareket etmek zorundayız.