28 Haziran 2017 günü İsviçre’nin Crans Montana bölgesinde garantör ülkelerin de (Türkiye, İngiltere ve Yunanistan) katıldığı Kıbrıs Konferansı’nda kapsamlı bir pazarlığın yapılacağı, başlangıçta itirazda bulunan Rum ve Yunan tarafının sonunda garantörlük ve güvenlik dahil tüm konuları bir paket halinde görüşmeyi kabul ettiği iç ve dış basın haberlerinde yer almaktadır. Hafta içinde ilerleme olması halinde toprak (harita), mülkiyet ve yönetim paylaşımı konularının yanı sıra garantörlük ve askeri konuların da tek bir paket halinde müzakere edileceği anlaşılmaktadır.

Eğer uzatma olmadığı takdirde 7 Temmuz tarihine kadar devam edeceği açıklanan Kıbrıs görüşmelerinde güvenlik ve garantörlük konularının tartışmaya açılması hatalı bir karar olmuştur. Müzakerelerde Türkiye ve KKTC için yaşamsal önemi olan garantörlük ve güvenlik asla pazarlık konusu yapılmamalıydı.

Ege’de 18 adamız Yunanistan tarafından işgal edilirken Kıbrıs’ta peşinen verilen ödünler nedeniyle Kıbrıs sorunu Annan Planı’nın gerisine bile düşebilir. Müzakerelere baştan itibaren “illa çözüm” sloganıyla başlanılması büyük bir taktik hata idi. Rumlar yapılan bu hatadan ne yazık ki yararlandılar.

ABD ve İngiltere ile birlikte AB’de Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığından rahatsızlık duyuyor. ABD bölgemizde İncirlik dışında yeni üsler oluştururken, Doğu Akdeniz’e asker yığarken Türkiye’den KKTC’den asker çekmesi isteniyor..! Müttefiklikle asla bağdaşmayan bu politikaya “hayır” dememizin zamanı gelmiştir. Doğu Akdeniz’in enerji kaynakları paylaşılırken Türkiye’nin Kıbrıs’tan uzaklaştırılması hedefleniyor. 

Kıbrıs Türkiye için ulusal bir davadır. Kıbrıs Girit adasına dönüşmeden uyanmamız, yeniden Rauf Denktaş’ın politikasına dönmemizin zamanıdır.