KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Rum lider Nikos Anastasiadis arasında BM gözetiminde İsviçre’de 7-11 Kasım 2016 tarihleri arasında başlayan zirvenin ikinci ve son turu 20 ve 21 Kasım 2016 tarihlerinde yapıldı. KKTC’nin tüm iyi niyet çabalarına karşın Rum tarafının aşırı isteklerde bulunması nedeniyle zirve sonuç alınamadan çözümsüzlükle sona erdi. Birleşmiş Milletler sözcüsü Aleen Siddique “Taraflar ellerinden geleni yapmalarına karşın görüşmelerde son aşamanın yolunu açacak arazi mülkiyetleri konusunda uzlaşmaya varamamaışlardır” şeklindeki açıklaması dikkat çekicidir. (Cumhuriyet, 23 Kasım 2016) KKTC sözcüsü Barış Burcu, Kıbrıs görüşmelerinde Rum tarafının aşırı toprak talebiyle görüşmelerin sonuçsuz kaldığını söylemiştir. Rum lider Anastasiadis’in görüşmelerde kapalı Maraş başta olmak üzere, BM denetimindeki ara bölge ve Güzelyurt’un iadesi konusunda ısrarlı olacağını, ayrıca büyük oranda Türk askerinin de Ada’dan ayrılmasını talep edeceğini söylemesi Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün temelini oluşturmuştur.

KKTC Cumhurbaşkanlığı Danışma Kurulu Üyesi Prof.Dr. Ata Atun Rum tarafının müzakere sürecinde anlaşmak ve ortak devlet kurmak niyetinde olmadığını vurgulayarak şu açıklamayı yapmıştır.

“Rum tarafının hedefi Ada’nın tamamına hakim olmaktır” (Aydınlık, 23 Kasım 2016)

Hürriyet gazetesinin Washington temsilcisi Tolga Tanış’ın Kıbrıs görüşmelerine ilişkin olarak üst düzey ABD’li bir yetkiliden sağladığı bilgilere göre, yetkilinin dikkat çekici ifadesi şöyledir. “Türkiye’nin Ada’da 38 bin askerine başka yerde ihtiyacı var. Örneğin Suriye’de” demesi dikkat çekicidir. Tolga Tanış, yazısında Obama yönetiminin Türk askerinin Ada’dan çekilmesini üstü kapalı bir şekilde belirttiğini vurgulamaktadır. (Tolga Tanış, Washington, Hürriyet, 17 Kasım 2016)

ABD ve AB’ye sırtını dayayan Kıbrıslı Rumların tek hedefi tüm adaya egemen olmaktır. Bu hedefin gerçekleşmesinde Yunanistan’la birlikte Avrupa Birliği’nin de payı büyüktür. AB, Kıbrıs Rum kesimini AB’ye tam üye yapmakla Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün en önemli adımını atmıştır. KKTC’nin görüşmelerde tüm iyi niyetli yaklaşımına karşın Rum kesiminin ENOSİS’ten vazgeçmesi beklenmemelidir.