Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs özel temsilcisi Espen Barth Erde’nin 29 Mayıs 2017 günü “Görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamadığını” açıklamasından üç gün önce, 26 Mayıs 2017 günü Anastasiadis’in sözleri Rum liderinin zamana oynadığını, çözüm istemediğini göstermektedir.

Anastasiadis, Kıbrıs adasını Türk askerinden ve garantilerden kurtarmanın tek hedef olduğunu, tüm gelişmelerin bu hedef üzerinde odaklanacağını söyleyerek niyetini açıkça belirtmiştir.

Tüm bu gelişmeler olurken Kıbrıs konusunda görüşmelerin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in girişimiyle yeniden başlatılması beklenen bir gelişmedir. KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı 31 Mayıs 2017 akşamı yaptığı açıklamada, Guterres’in kendisini, Rum yönetim lideri Nikos Anastasiadis ile birlikte 4 Mayıs 2017 Pazar günü New York’ta toplantıya çağırdığını söylemiştir.

1 Haziran 2017 günü Lefkoşa’da KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı ile görüşen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptığı açıklamada, Türk tarafı ve Türkiye’nin Cenevre’ye hiçbir ön şart öne sürmeden gitmeye hazır olduğunu, ancak Rum tarafının ön koşullarını kabul etmelerinin mümkün olmadığını söylemiştir. (Aydınlık, 2 Haziran 2017)

BM Genel Sekreteri Guterres’in başkanlığındaki üçlü görüşmenin gerçekleşmesinde başta ABD olmak üzere AB’nin de önemli bir rol üstlendiğini söylemek zorundayız. Gerek ABD ve gerek AB Kıbrıs sorununun kendi istekleri doğrultusunda tez elden çözümlenmesi için her türlü baskıyı uygulamaktadır.

Unutulmamalıdır ki ABD ve İngiltere desteğindeki AB ile Rum yönetimi tam bir dayanışmanın içindedir. Çok yönlü olası baskılardan kurtulmanın tek yolu anlaşmaların bize verdiği haklardan vazgeçmemek, oynanan büyük oyuna karşı ödün vermeden ihtiyatlı davranmaktır.