12 Ocak 2017 günü Cenevre’de yapılan beşli görüşmenin ardından 18-19 Ocak 2017 tarihleri arasında bu kez Mont Pelerin’de teknik düzeyde devam eden görüşmelerden somut bir sonuç alınamadığı iç ve dış basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.

Anımsanacağı üzere Kıbrıs Zirvesi’nin en kritik aşamasında KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Ada’nın yüzde 29.2 sini istediğini öne sürünce Rum lider Anastasiadis bunun karşılığında Türkleri kuzey şeridine hapseden yüzde 28.2 lik bölümde ısrarlı olacağını vurgulamıştır. Rumların istekleri arasında Karpaz’ın yanı sıra su kaynakları ile zengin bir bölge olan Güzelyurt da yer alıyor.

Kıbrıs Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu nedeniyle Türkiye için yaşamsal önemde bir adadır. Rum tarafı görüşmelerde aşırı toprak isteğinde bulunurken Türkiye’nin adadan asker çekmesini ve garantörlüğünün de sona ermesini ısrarla talep etmektedir. “Garantör Anlaşmaları” ile “İttifak Anlaşmaları” nın sağladığı caydırıcılık sayesinde hem KKTC’nin hem Türkiye’nin bugüne kadar güvenliği sağlanabilmiştir. Anlaşmalardan kaynaklanan haklar Türkiye ve KKTC için yaşamsal önemdedir. Bu haklardan ödün verdiğimiz takdirde Kıbrıs Rum Kesimi’nin ve Yunanistan’ın EOKA ve ENOSİS hayalleri yeniden gündemin başköşesinde yer alacaktır. 1955 yılında EOKA’nın (Kıbrıs Ulusal Mücadele Örgütü) Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği silahlı eylemler unutulmamıştır. EOKA, Rumlar için kutsal bir örgüt kimliğindedir. “EOKA için ölenlere saygı duyuyorum” diyen Yunanistan Savunma Bakanı’nın “Onlar Helenizm bayrağını yüksekte tutarak ulusal bağımsızlık için mücadele ettiler.” (Aydınlık, Soner Polat’ın yazısı 20 Ocak 2017) sözleri üzerine uzun uzun düşünmemiz gerekiyor.

Emekli Büyükelçi Şükrü Elekdağ Yunanistan ve Rumların ezeli ve ebedi hedefinin ENOSİS (Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması) olduğunu vurgulamak gereğini duymuştur. (Sözcü, 18 Ocak 2017)

1960 yılında imzalanan Londra ve Zürih Anlaşmaları Kıbrıs Türklerine ve Türkiye’ye büyük haklar sağlamıştır. Bu haklardan vazgeçemeyiz. Vazgeçersek Kıbrıs elimizden gider, Türkiye Akdeniz’den dışlanarak Anadolu’ya hapsedilir.