Arap coğrafyasının lideri Mısır ile petrol zengini Suudi Arabistan’ın girişimiyle Katar’a yöneltilen siyasi ablukayı Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen, Libya ve Maldivler’in de desteklemesi Körfez’de krizin giderek büyüyeceğini göstermektedir.

Yedi ülkenin Katar’la diplomatik ilişkilerini kesmesinin ardından ABD Başkanı Trump’ın Twitter’den gelişmelerle ilgili olarak açıklama yapması dikkat çekicidir. 21 Mayıs 2017’de Riyad’a yaptığı ziyarete değinen Trump, radikal ideolojiye mali yardımın sonlandırılması gerektiğini söylediğinde Arap liderlerin kendisine Katar’ı işaret ettiklerini bildirmişti.

Dünyanın en büyük likid doğalgaz üreticilerinden biri olan Katar, terör örgütü olarak kabul edilen Müslüman Kardeşler, IŞİD ve El Kaide gibi örgütlere yardım yapmakla suçlanmaktadır. Katar’ın İran’la dostluk ilişkilerini sürdürmesi bu ülke ile mezhepsel savaş içinde bulunan Suudi Arabistan’ı ve Körfez ülkelerini rahatsız etmektedir.

Katar’ın bölgede söz sahibi olmak için çaba harcaması öteden beri Suudi Arabistan’ı rahatsız eden, bölgedeki dengeleri alt üst eden bir gelişmedir.

Stratejik önemi olan Katar ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük askeri üssüne ev sahipliği yapmaktadır. Bu üs ABD’nin Körfez’deki kalbi sayılabilir. Son yirmi yıl içinde ABD’nin önemli operasyonları bu üsten yapılmıştır. ABD’nin zengin Katar’ın olanaklarından ve yaşamsal önemdeki üssünden vazgeçmesi beklenemez.

Katar’ın ABD’ye olan 19 trilyon dolar borçla ilgili haberlerin de gündemin başköşesinde yer almaya başlaması anlamlıdır.

İran’a karşı sünni blok yaratan ABD’nin Ortadoğu’da ve Körfez’de yeni oyunlar peşinde olduğu fark edilmektedir. Katar krizinde Türkiye’nin taraf olmadan çok dikkatli hareket etmesi gerekiyor.