Yılbaşına günler kala iki olay yaşadık.
Biri, Şirinçavuş’da NUROL firmasının  termik santral kurma girişimi ve ÇED toplantısı...
İkincisi, Grand Asya Otel’deki belediye payının ikinci kez ihale yöntemiyle  satışı...
Öncelikle, termik santral konusuna değinelim. Bandırma ve bölge, özellikle termik santral konusunda hassas ve duyarlı.
NUROL firmasının termik girişimi daha 2013 yılında toplumsal hassasiyet ve tepkiler sonucunda dönemin milletvekili Cemal Öztaylan’ın girişimi ve temaslarıyla aşılmış, tehlike savuşturulmuştu.
Yeniden ve bu kez NUROL üzerinden değil de Bahçepınar şirketi üzerinden aynı mevkide termik santral girişiminin yinelenmesi ve 10 Aralık'da Şirinçavuş'da ÇED toplantısının yapılmasında girişimin yine boşa çıkartılacağı, kabul görmeyeceği biliniyordu.
Öncelikle belirtelim: Bandırma Belediyesi Kent Konseyi adına Şerafettin Engüdar, gerçekten de mesleğinin de getirdiği titizlikle sunuma çok iyi hazırlanmış; gerekçeleriyle kentin hassasiyetini özetleyerek, neden ‘hayır’ dendiğini ifade etti.
Engüdar’ı tebrik ediyoruz...
Termik santral girişimi konusunda Güney Marmara ve Bandırma, milletvekilleri tarafından da yalnız bırakılmadı. CHP’den Tüm, Akın, Havutça, MHP'den Ok konuyu tüm aşamalarında sahiplendi.
CHP’nin Bandırma, Erdek, Gönen, Manyas belediye başkanları, parti örgütleri, Eğitim Sen ve Petrol İş hassasiyetini ve tepkisini Şirinçavuş’a taşıdı.
Hepsini içtenlikle kutluyoruz...
Öztaylan’ın siyasi kişiliği ve temsil misyonu bir yana;  Bandırma ve bölge insanı olarak Şirinçavuş'da ÇED toplantısına katılarak, termik santral girişimine bir kez daha ‘hayır’demesi önemliydi.
Çünkü, iktidar kanadının, AK Parti’nin termik girişimine ‘hayır’demesi, bu ve benzeri girişimlerin durdurulabilmesi, bölgesel ve toplumsal hassasiyetin sonuç alabilmesi açısından çok önemli.
Bu nedenle, Öztaylan’a da teşekkür ediyoruz. 
Ancak, keşke bu toplantıya milletvekili Sema Kırcı da katılarak, düşüncelerini insanlarla paylaşmış olsaydı.

***
Evet, gelelim Grand Asya Otel ihalesine...
Öncelikle belirtelim: Başkan Mirza’nın ve geçen haftaki yazımda vurguladığım gibi Şerafettin Engüdar’ın belediye mülklerinin, arazilerinin satışı konusundaki   mazeretçi anlayış ve politikalarını anlayabilmek mümkün değil.
Bu mazeretlere sığınan, 5 yıl Pekel’in  ‘çok şey öğrendim’ diyerek yardımcılığını yapan Mirza’nın, satış odaklı belediyeciliğe şiddetle karşı duran öğretmenini bypass ederek, adeta emlakçı kimliğine soyunması  ve yaşanan süreç, tanık olduklarımız, havada uçuşan itham ve iddialar  sanıyorum, Mirza’nın tüm görev sürecine damgasını vuracak!
Mirza’nın CHP ilçe kongresindeki ifadesiyle tüm bu yaşananlar bir anlamda ‘paçasına yapışıp’ onu aşağıya çekecek!
Bir dakika, yanlış anlaşılmasın!
Biz, haddimizi de  mesleki sorumluluğumuzu da biliriz. Bu, bizim, gazetelerin ve gazetecilerin, yazar çizer takımının işi değil ve olmamalı. 
Sanıyorum, bunu en başta CHP’liler, bir çok CHP’li Meclis üyesi, ama en önemlisi Bandırma’lılar yapacak! Kuşkusuz, bu da Mirza’nın sorunu!
Bazı okurlarımız, kamu ya da belediye mülklerinin ihale yöntemiyle satışı konusuna neden ve niçin karşı çıktığımı soruyorlar.
Evet, belediye mülkleri, arsaları satışa çıkartılabilir. Bunun birden fazla gerekçeleri de olabilir.
Ancak, burada önemli olan, kamuya ait ve kamu adına sattığınız mülkün  parasını ne amaçla ve nereye kullanacağınız ile doğrudan ilişkili...
Yoksa, sattıklarınızdan elde ettiğiniz gelir, bir şekilde heba oluyor;  satışınızın kamuya bir katkısı olmuyorsa ya da elde ettiğiniz gelir ile kamuya daha fazla gelir elde edebileceğiniz bir eser gerçekleştiremiyorsanız müflis bir tüccardan farkınız yok demektir!

***
Şaka falan değil, Bandırma'da bunun hesabını yapan insanlara bizzat tanık olduk. 30 Mart 2014'de belediye başkanı seçilmesi ve o koltuğu oturduğu andan itibaren neler satılmış, ne gelirler elde edilmiş bunları tek tek kalem kalem yazan, toplayan insanlarımız var.
Bu insanlarımıza göre, Mirza başkan olarak yaklaşık iki yıllık bir zaman içinde satışlardan 70 milyon TL. parayı belediyenin kasasına soktu.
Bu, Meclis’te de konu oldu ve Mirza, önce mazaretlerini sıraladı ve "ortada böyle bir para yok" dedi!
İşi bildiğini söyleyenler bu savunumun doğru olmadığını söylüyorlar. 
Yersiniz, yemezsiniz..
Çünkü, Mirza’ya göre daha satılacak çok şey, çok yer var! Suratınızı hemen buruşturmayın. Sonuçta Mirza ve ekibinin mazereti var!
Bu da bizim sorunumuz değil.!

***
Bandırma da son günlerde  bir kısım insanda bir hava oluştu. ‘Satacak tabii ki’ diye başlayan  ve bugüne kadar gelenin gidenin  hemen her şeyi sattığını beyan eden bu insanlar, ‘onlar satarken iyi ya..’ sözleriyle  gönüllü noterliğe soyunuyorlar.
Ne diyelim..
Eraydın’ın dediği gibi, yazıktır günahtır bu memlekete ve insanlara...
Bir silkelenin ve kendinize gelin lütfen!
Duruşunuzun, bugüne kadar söylediklerinizin, feryatlarınızın bir anlamı, bir hükmü olsun! 
Ya sonuçta, Adam Smith zamanında söylemiş: laissez faire, laissez passer;  yani  bırakınız yapsınlar birakınız geçsinler, diyorsanız da tabii ki siz bilirsiniz..
Mal sizin,mülk sizin...

***
Evet, biz şu ‘meşhur’ otel ihalesine yine dönelim...
Otelin ilk ihalesinde Murat Karakoyun beyanlarıyla ağzımızın tadını kaçırttı. Yok efendim danışıklı dövüşmüş.. Satış, baştan bitmişmiş.. Ban Ban’a ihale harici 1,5 milyon TL verilecekmiş falan filan..
Hani Karakoyun ses vermese, olay bitecek, 11.5 milyon liraya otele ‘elveda’ diyecektik.
Yani, Mirza isyanında haklı!
Sonuçta hep birileri ayağından çekeleyip, paçalarına yapışıp, iş yapmasını engelliyor.
Evet, Karakoyun’un da  ‘paçacı’ olduğunu hatta CHP’nin Mirza gibi 2009 yerel seçimlerinde Kepsut belediye başkan adayı olduğunu da dikkate alarak, ‘güruh’un parti içindeki uzantısı olduğunu da söyleyebiliriz.
Sonuçta olan oldu ve Kasım Meclis’inde Mirza’nın yüzünden düşen bin parçaydı, ihaleyi iptal etti!
Bitmedi. Satacak, ama öyle ama böyle nasıl satılırmış cümle alem de görecek!
İlk ihalenin iptalinden ikinci ihalenin gerçekleştirileceği 8 Aralık tarihine kadar sergilenen  efor öyle ki, Suriye-Rusya meselesine bu ekibi taksanız, ortalıkta sorun falan kalmayacak!

****
YAZDIK  YA TÜRK FİLMİ GİBİ, DİYE...
- Biraraya gelip de şu ihale meselesini bi görüşseydik.
- Olur, tabii ki..
- İhaleye girecen mi!?
- Girecem..!
- Girme kardeşim, girme.. Biz de insanız ya.. Biliyorum, masrafların olmuştur. Dosya masraflarını karşılayalım..Girme!
- Ben neden girmeyeyim ya. Sen girme..!
- Ben, nasıl girmeyeyim be kardeşim. Zaten girdiği kadar girdi. Malın yarısı bizde.. Yarısını da sen alırsan, biz ne yapacağız!?
- O zaman o yarısını da bana ver! Kaç para verdin yarısına?
- 35..!
- Oha anasını...Sen de kalsın, lazım değil ama girecem...

***
Ozan’ı 10 gün önce gecenin yarısı Bolu’ya okuluna gönderdik.. Servis yasaklanmış.. Oğlan da, eşim Aynur’la biz de eziyet yaşadık.. Bir taksi çevirip, eve gidiyoruz.. Şoför tanış çıktı... Araçta koyu bir sohbet başladı... Şoför içini dökecek adam arıyormuş...
- Ağbi, bu şehirden bi numara olmaz be ağbiii... Bu şehir, çok garip bi şehir be ağbiii... Garip de ağlayanı kalmadı be ağbii...
Aynur, arka koltukta.. Her an ön tarafa zıplayıp, ’yeteeeriiiin’ diyerek saç baş yolabilir ama mecburen mesleğimizin cilvesi, Orhan Baba’nın ‘bana kaderimin oyunu’ şarkısını mırıldanıyorum.. ‘Güruh’ olarak makus talihimize içten içe ağlanıyorum.. Sayim Baba yanımda olsa, dertlerimizi tokuşturacağız ama. Nerdee..O’ Erdek'te  biz Bandırma'da...

***
Neyse, şu ihale muhabbetine geri dönelim...
Oldu...
Bandırma’nın gözü aydın mı olur bilemem ama  Mirza ve ekibinin gözleri aydın! Yılbaşı hediyesi gibi...
Noel Baba, zarfları açtı ve hidayete erdik, satıldı!
19 milyon 276 bin lira.
Büyük ikramiye!
Otel gittiiii!
İşte, öyle satılmaz, böyle satılır!
Allah’ın beton yığını... Ne yenir ne de içilir!
Bu paracıklarla ne mi yapacağız?
Elbet bir şeyler yapılacak. Sonuçta yol - su - elektrik olarak, komşuda pişer size de düşer denilip, öncelikle çalışmalarına başlanan Hobi Bahçeleri  hayat bulacak. 
Mesela!!! Bandırmalı, domatını, biberini kendi ekip, kendi biçecek!
Başka?
Sürpriz...
Proje çoook! Bu da yeni yıl için bu kente sürpriz olsun... Bekleyin, görün..

***
İnsan ister istemez düşünmeden, suç da olsa, hayal kurmadan edemiyor.
Bu kadar hizmet, imal edilmiş projeler  üstüne projeler.. Evel Allah maşallah, nakit sıkıntısını da çözüp, büyükşehirin engellemeleri de bir bir aşılıyor..
Bir yerlere lütfen yazın: 2019'da, belediye başkanlığı dar gelir.. Bu gidişle Mirza, Büyükşehir Başkanlığı'na da, milletvekili adaylığına da soyunur mu soyunur.
Neden olmasın?
Biraz kaçamak yapıp, hayal kurun ya...
Düşünsenize, tomarla tapu paraya çevrilmiş, ihaleler bitirilmiş. Türkiye’nin en pahalı, 20 milyonluk, Kapalı pazar yeri hizmete girmiş! Hobi Bahçelerinde Bandırmalılar huşu içinde  boy boy domat, patlıcan, biber yetiştiriyor. Köpecikleri modern hayvan barınağında.. Hem aşılı hem tok, hem de kısırlaştırılmış.. Livatya projesine temeli atmışız.. Temel çubukları ışıldayan güneşin altında pırıl pırıl.. AB ‘yi becerip fonları kurtarıp, evroları almışız, sağ olsunlar...
Cin Çukuru’na kazmayı vurmuşuz... Güneş enerjisi tarlalarından enerji evlerimize akıyor. 
Bandırma Körfezi ölmüş, ne yazar! Olimpic yüzme havuzunda çocuklar şen şakrak... Modern Hayvan Pazarı’nda Şero başlarında büyükbaşlar küçükbaşlar.. Tepe Gazinosu'nun altında kepçeler gümbür gümbür anfi tiyatro için alan açıyor. TEKEL binalarına daha sıra gelmedi ama olsun.. Onlara da sıra gelir elbet! İnanın, değil meclis üyelerinin Hakkı’nın bile yolda yürüyüşü, belediye girişindeki duruşu değişir!
Hadi gir girebilirsen belediyeye ya da girişin olur da  mekanına uğramadan biraz zor çıkarsın!

***
Yani, enseyi karartıp,  bu kadar karamsarlık niye!? 
Sonuçta  düşünüp, hayal kuruyoruz! Para gani... Otel gitti diye hayıflanmayın. Bir Cemal daha bulup, yine yaptırtıp, yine satarız.. Laissez faire, laissez passer...

Yeni yılınız kutlu olsun...kutlu olsun.. ’Güruhsuz’  yıllar, günler dileriz.. Siz yine de esen kalın..
(Sonuç olarak, bu hafta  da sizler için bi şeyler karaladım işte..)