tarik @ politikam.com

16 ŞUBAT 1969. Amerikan 6. Filosu'na karşı solcu işçi örgütleri ve öğrencilerin İstanbul'da yaptığı protesto eyleminin tarihi.

Daha doğrusu, milliyetçiliği, mukaddesatçılığı kendinden menkul; 'komünizmle mücadele' kervanına katılan mücahitlerin(!) 6. Filo'ya ve doğal olarak Amerika'ya kafa tutan gençlere saldırtıldığı gün.

İki ölü, onlarca yaralı...

 

***

BU ülkenin tam bağımsızlıkçıları her daim ABD emperyalizmine karşıydı zaten. Amerika'nın gelişmekte olan ülkelere kurduğu derin tuzakların ayırdına varan bu kesim siyasi iradenin ve ondan beslenenlerin ezdiği kitlelerdi hep.

6. Filo'yu Türkiye'ye yollayan Amerika'nın hesabı neydi?

Olası bir Kıbrıs müdahalesine karşı Türkiye'yi önlemek...

16 Şubat'ı tarihe 'Kanlı Pazar' diye kazıyan süreçte, "6. Filo defol" diye haykıranları 'kızılcıklar' diye dalgaya alanların kışkırttığı sözde milliciler, "tam bağımsız Türkiye" haykırışını, "müslüman Türkiye" sloganıyla bastırmaya çalışıyordu.

Gemiden inen Amerikan askerlerini denize atan solcu gençler, Marshall yardımıyla başlayan Amerikan emperyalizminin Türkiye'ye ne bedeller ödeteceğinin ayırdındaydı elbet.

Kendi kontrolünde bir Akdeniz, petrolünü ve insanını sömürdüğü bir Ortadoğu, siyasetine ve ekonomisine şekil verilebilir bir Avrupa..

..ve Sovyet Rusya'ya kafa tutuş.

Amerika'nın hesabı buydu.

 

***

BİZİM iktidarlar nedense hep Amerika'nın yanında yer almayı tercih etti.

Yetmiş sente muhtaciyetimizin tezahürü olarak, hep yancı olduk.

Hep kullanıldık!

 

***

MESELÂ Kuzey Afrika'yı kasıp kavuran yalancı bahar rüzgarında, ABD'nin mağrıbi sonradan dahil ettiği  'Büyük Ortadoğu Projesi'ne yancı olduk.

Amerika'nın dünyaya düşman gösterdiği liderler düşmanımız, hesaplaştığı ülkeler hesabımızdı artık.

ABD'nin iç karışıklık için türettiği gruplara teşne olup onlara dair kahramanlık övgüleri düzdük.

BOP'tan çok önce, Saddam'ın Irak'ına dalan Amerika'nın savaş politikalarından nasiplenmeyi denedik; bir koyup üç alacaktık!

Sonra, 2003 Mart ayında Irak'ı bombalamaya başladığında Amerika.. Devlet destekli müteahhitlerimiz avuçlarını oğuşturmaya başladı; bombalanan şehirler yeniden imal edilecekti sonuçta. Çakıyı yedik tabi.

Stratejik müttefik, Ortadoğu'nun kaderini tayin ederken Türkiye'yi 'tayin ediciler' arasına değil, "sus, otur, sesini çıkarma" grubuna dahil etti.

Hem zaten Türkiye terörle meşguldü. Amerikan imalatı mermileri Mehmetçik'e yağdıran teröristlerin peşinde dağ bayır koşturuyordu.. Sonra bir baktık, Ortadoğu daha beter karıştı.. Bu karmaşada kendine yer arayan Türkiye, şehirlerde mühimmat depolayan PKK terörüyle karşı karşıya kaldı.

 

***

MALUM; azıcık palazlanıp güçlenmeye başladığında süper gücün kaos politikası devreye girer hemen.

Ekonomideki iyileşme, dünyaya açılma, bölgede yeni bir güç odağı olma yolunda attığın adımları, bombalarla, eylemlerle, senaryosunu özene bezene yazdıkları darbe girişimleriyle, terörle engelleyiverirler.

Suriye meselesine odaklanamazsın meselâ.

Bir yanda ayak seslerini duyduğun ekonomik krize odaklanırsın, öte yanda Güneydoğu'daki şehir teröristleriyle çatışmak zorunda kalırsın.. Bir de iç meselen vardır; paralel devlet yapılanması falan...

 

***

BÖYLESİNE kaotik bir ortamda, Amerikan politikasına teşne olup, sonra o politikanın Türkiye'yi Ortadoğu'da bir başına bıraktığına tanıklık etmek de var.

Rus, İran, Çin, Amerika.. IŞİD, PYD, YPG, muhalifler, rejimciler...

Kimin eli kimin cebinde belli değil.

Biz, savaştan kaçan milyonlarca Suriyeli'ye geçici ya da kalıcı mekan oluyoruz sadece.

Ha bir de sınırın öte tarafına top mermileri yolluyoruz ki, "biz de buradayız" hatırlatması yapmak lazım zira.

 

***

BİR başına kalmanın ötesinde.. Bu coğrafyada dost diyebileceğimiz bir ülke de yok.

Rusya ile papaz olmuşuz.. Ambargolardan kurtulan İran, şimdi daha bir tehditkar tavır takınıyor.

Irak kafa tutuyor.. Mısır'la ipleri koparmışız... Rusya azıcık dürtse, Yunanistan bile kellekulak yapacak.

Yarımadanın güneyindeki Araplarla beraberiz şu sıra. Suudi jetleri İncirlik'te konuşlanıyor falan.

 

***

BUGÜNE kadar yanlışıyla doğrusuyla Amerikan merkezli bir Suriye politikası sürdürdük.

Konu, PKK ile bağlantılı olduğu bilinen PYD'ye gelince Amerika ile birden restleşmeye başladık.

Amerika PYD'yi terör örgütü olarak görmüyor.. Türkiye içinse PKK neyse PYD de aynısı.. Yani terör örgütü.

E peki Esed ve Rusya da PYD'yi destekliyor.

Kimin eli kimin cebinde belli değil demiştik; Amerika, Esed, Rusya PYD ekseninde yan yana mı geldi şimdi?

Müttefik(!) Amerika...

O müttefik ki, IŞİD'i taşeron olarak kullanıyor.

Türkmen dağlarına bomba yağdıran Rusya da IŞİD'le iş tutuyor.

 

***

TÜRKİYE'nin Suriye ve Ortadoğu politikasını acilen gözden geçirmesi gerekiyor.

Suriye'nin paylaşımı adına sürdürülen kanlı savaştan ister istemez biz de etkileniyoruz. O savaşın içinde yer almak gibi bir vakıa da duruyor karşımızda.