tarik @ politikam.com

BİR gece yarısı operasyonu olduydu vaktiyle.

Doksanların sonları.

Emniyet Genel Müdürü Alaaddin Yüksel, İçişleri Bakanlığı emriyle lap diye görevden alındıydı.

Devrin İçişleri Bakanı Meral Akşener, çoktandır tav olduğu Alaaddin Yüksel’i alaşağı etmiş, yerine kaytan bıyıklı, Orta Asya steplerinden kopup gelmiş görünümlü Kemal Çelik’i Genel Müdür tayin etmişti.

Sene doksan yedi.

Alaaddin Bey bu görevden almaya karşı çıkıp baş kaldırınca..

..ve de koltuğu terk etmeyince..

Akşener soluğu Bakanlıkta almış, ekibini toplayıp gecenin üçünde Emniyet’i basıp kapıları açtırmış, Kemal Çelik’i Genel Müdür koltuğuna oturtmuştu.

Alaaddin Yüksel’in payınaysa Balıkesir Valiliği düştü.

Sonra Akşener gitti…

Alaaddin Bey yükseldi.. Soyadı ‘Yüksel’di zaten!

Balıkesir’den İzmir’e.. Oradan Antalya’ya.. En son Ankara’ya Vali oldu.

Şimdi emekli valilerle akşam buluşmalarında anılarını tazeliyor, belki de yirmi senelik öfkesi ekseninde, Akşener’in kurduğu partiye dair dedikodu falan yapıyordur.

Ama şu gerçek; Alaaddin Bey vazifeyi zirvede tamamladı.

Balıkesir Valiliği döneminde tanıyıp sevmiştik O’nu..

Atatürkvari pozlar vermeyi pek severdi meselâ.

 

***

BU kısa nottan sonra..

Siyasi darbeler tarihimize bu minik ‘emniyet darbesi’ ile adını yazdıran Meral Akşener’in partisine değinelim biraz.

Herkes partinin ismini ve logosuna takılmış durumda.

İYİ Parti.. Bu İYİ’nin aslında Oğuz’un Kayı boyu simgesi ‘IYI’ anlamına geldiği..

Güneş şeklindeki logonun çakma olduğu..

Falan filan.

Hâttâ ‘çalıntı’ diyen de var; benzer bir logonun patentini daha önce almış bir vatandaş, Patent Enstitüsü’ne itiraz etmiş.

Logo, CHP’nin referandumda kullandığı güneş logosunu da andırıyor; sadece çubuk fazlası var.

Logoların ve isimlerin çok önemi yok bizim siyaset dünyamızda.

Siyasi karakterler ve liderlere bakarız biz.

İdeolojinin de çok önemi kalmadı.. Solun bile merkez sağa selam sarkıttığı bir ortamda, kendini merkezde gören vatandaş sayısı da hayli arttı.

Tüzükler, programlar itibariyle de hep benzer şeyler görürsünüz.

İyilik, güzellik, refah, aş, iş, eğitim, sağlık, birlik, beraberlik, yurtseverlik, bayrak, ezan, eşitlik…

Programlar, hedefler benzeşir yani.. Sadece cümleler yer değiştirir.

E ne olacak ki başka?

Merkezde bir partiysen, merkezin dilini kullanacaksın.

Merkez değilsen?

Marjinalsindir!

O bize gelmez.. Toplumsal hasletlerimize, örf ve geleneklerimize ters!..

 

***

MERKEZ dediğin parti, toplamadır.

Ordan burdan şurdan gelenler..

Bu işin sıfır kilometresi olmaz zaten. Mevcut partilerde bir yerlerdesindir, oralar artık ters gelmeye başlamıştır, yeni bir parti, yeni bir kimlik arayışı zuhur etmiştir.. Yeni kurulana dahil olursun.

MHP’den, CHP’den, AK Parti’den, bilmem nerden.

Ha bizim İsmail Ok da var meselâ kurucular arasında.

MHP O’nu önce Belediye Başkanı yaptı, ardından Milletvekili.

Sonra ipler koptu; İsmail Ok Akşener hareketine geçti.

Akşener, toplama kadrolarla rakiplerinden oy devşirir de bir yere gelirse.. İsmail Ok da gelecek.

Bir bakmışsınız, Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmuş.. Bir bakmışsınız, birinci sıra mebbus adayı.

Sakarya Mahallesi’nin dar sokaklarında MHP için oy istediği vatandaşa, bu kere İYİ Parti için gidecek.

 

***

REFERANDUM zamanında ‘hayırlı günler’ demek yasaktı!

Malum, muhafazakar kesim ‘hayırlı günler’i, liberaller ve solcular ‘iyi günler’i tercih ediyor.

E şimdi İYİ Parti çıktı piyasaya..

Özellikle resmi kurumlarda sıkıyorsa “iyi günler” desin millet birbirine.

 

***

BİZDE icazetsiz parti kurulmaz.

İcazet dışarıdan alınır ya hep.

Amerika’ya gidilir, İngiltere ile görüşülür, oralardan icazet alınır.

Ya da oradaki güçler, Türkiye’nin yeni yol haritasını belirlemiştir, buna uygun siyasi karakterleri bulur, partiyi kurdurur.

Sağ partilerdir bunlar hep.

Ekoller vardır bir de.. İngiliz ekolü, Alman ekolü, bilmem ne ekolü.

Yerli ekol olmaz!

Merkezin yeni partisi hangi ekolde acep?

 

***

İYİ Parti’nin ekonomi politikalarını bilmiyoruz.

İyilik, güzellik, refah, iş, aş falan tamam da..

Özelleştirmeci midir, piyasacı mıdır, karma modelci midir, devletçi midir?

Hangisidir.

Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olduğu.. Zenginin böyyük ihalelerle malı götürdüğü, yoksulun ‘bir öğün yemek’le oyalandığı düzenin devamı mıdır?

Türkiye’de iktidara gelen her sağ parti, kendi zenginini yarattı.

İYİ Parti’den ‘iyilik görecek’ zengin adayları var mı?

“Mazlumun yanında, zalimin karşısındayız”, onu anladık da..

Hepsi aynı şeyi söylüyor sonuçta partilerin.

Ama mazlum her daim mazlum, zalim her daim zalim değil mi memlekette?

 

***

BU vatandaş, partinin kitabına, defterine, programına, tüzüğüne, politikasına bilmem nesine bakmaz.

Televizyona çıkıp iki güzel laf eden lidere odaklanır.

‘Marjinal’ diye tanımlanan bir iki siyasi partinin seçmeni dışında..

Diğerlerinin seçmen dengesi şaşabilir.

Bu noktada, yani bugünün siyasi atmosferine bakarak, İYİ Parti’nin diğerlerinden oy devşirme olasılığı var.

MHP’yi iktidarın payandası gibi gören seçmen için Akşener’e yöneliş söz konusu olabilir.

AK Parti’ye oy veren seçmen kitlesinde de Akşener’i tercih edenler çıkacaktır.

CHP’liler içinde kendi davasına, kendi adayına, kendi liderine inanmayanlar çıkar zaten; yine çıkacaktır.

O halde Akşener’in belli bir oy oranını yakalama olasılığı var.

Neticede, Türkiye’nin dalgalı siyasetinde halkın yeni bir siyasi dil arayışı da var.

 

***

FAKAT, doksanlarda kalan toplama isimlerle, mevcut partilerden adam devşirerek, diğer partilerin kadrolarına sarkarak ‘İYİ’ siyaset yapılmaz.