23 Ocak 2016 günü yarıyıl tatilinin başlamasıyla birlikte yurtdışına çıktık. Bu çerçevede yolumuz Avrupa’nın çizmesi İtalya’ya düştü.

Sidas medya kanalıyla, Sidas Medya yönetim kurulu başkanı ve genel yayın yönetmeni Sayın Şakir Sarıçay, Sidas medyanın yayınladığı Ekosektör gazetesi yazarı olarak ben ve makine imalatı alanında üretim yapan sanayici İzmirli iş adamı Sayın Cemal Kaplan olmak üzere üçümüz İtalya’da gerçekleştirilen 4 günlük uluslararası ¨Dondurma, pasta ve makineleri fuarına¨ davetliydik.        

23 Ocak 2016 günü sabah saat 9:00’da İzmir’den uçakla İtalya’ya doğru yola çıktık. Ancak uçağımız İstanbul aktarmalı olarak İtalya’ya gidecekti.  İstanbul’da uçak değiştirdik. Dolayısıyla aynı firmanın başka bir uçağıyla İtalya’ya doğru tekrar yola çıktık.

 Toplam yolculuğumuz 4 saat dolaylarında sürdü. Neticede İtalya’nın Bologna(Bolonya) hava alanına indik. İndik ama hava alanında kontrolden geçmek biraz işkence niteliğinde oldu. O kadar kalabalık yolcuları tek kontrol noktasından geçirdikleri yetmemiş gibi işi birde ağırdan almaları ve bayanların ayakkabılarına kadar çıkartıp kontrol etmeleri adeta işkence niteliğindeydi.

Neticede kontrolden geçmemiz bir  saatten fazla sürdü. İtalyanların bu alanda Türkiye’den ne kadar geri olduğunu da göstermiş oldular. Çünkü ne İzmir’de ne de İstanbul’da böyle bir davranışla karşılaşmadık. Kontroller gayet nazik ve seri şekilde yapılarak çıkışlar yapıldı.

Kontrolden geçtikten hemen sonra Bologna hava alanında Fuar organizasyonu tarafından basın mensuplarını karşılamak için bir masa oluşturmuşlar. Bu masadan sorumlu bir bayan görevlendirmişler. Bizi hava alanına girer girmez bu bayan karşıladı.

Görevli bayan büyük bir zarf içinde basın kartlarımızı, serbest giriş kartlarımızı, fuar program ve haritasını, kalacağımız otel ve bazı diğer belgelerimizi eksiksiz olarak elimize tutuşturdu. Bu bayanın koordinatörlüğünde bizi basın servis otobüsüne götürdüler.

Servis otobüsüne doğru giderken yolların atık kağıt ve sigara izmaritleriyle bir hayli kirli olduğunu gözlemledik. Bizim sokaklara benzer manzaralarla karşılaştık.

Hava alanından bizi RİMİNİ’de kurulan SIGEP fuar alanına götürmek için servis otobüsüne  doğru yürürken, basın sorumlusunun ifadesine göre Türkiye’den SIGEP fuarına bu alanda tek davetli basın kuruluşunun “Sidas Medya” olduğunu öğrendik.

Diğer ülkelerden gelen basın mensuplarıyla birlikte otobüse bindik. Bu otobüsle Bologna’dan Rimini’ye doğru yola çıktık. Yolculuğumuz yaklaşık bir saat yirmi dakika sürdü. 

Gördük ki Fuar alanı oldukça büyük bir alana kurulmuş. Her biri Stadyum büyüklüğünde birbirine bitişik kapalı dokuz bölümden oluşuyordu. Bölümler arasında havuzlu bölümler, oturma  ve dinlenme yerleri yapılmış. Oldukça profesyonelce hazırlanmış. Bizim fuarlarda olduğu gibi çadırlardan oluşan derme çatma bölümleri görmek mümkün değildi.

RİMİNİ sahil kenti olması münasebetiyle kış aylarının ekonomik açıdan durgun geçmesini önlemek için çeşitli önlemler almışlar. Bunların başında yerel anlamda ve uluslararası etkinlikler düzenleyerek yerel ekonomiyi canlı tutmaya çalışmaktadırlar. Bu etkinliklerin başında fuar, sanat etkinlikleri vb faaliyetlerle boş geçen kış aylarını ekonomik olarak hareketli tutmaya özen gösterdiklerini öğrendik.

Fuarda dünyanın her yerinden katılımcılar vardı. Fuarın güzel bir yerinde “SİDAS MEDYA” içinde bir Stant ayırıp hazırlanmıştı. Yayınların konulacağı raflar dâhil masa, sandalye vb her şey yerli yerindeydi. Oldukça hoşumuza gitti.

SİDAS MEDYA yayınlarını raflara ve masalara yerleştirdik. Yanımızda götürdüğümüz afişleri standımızın uygun yerlerine astık.

 Stanttaki yerimizi alır almaz birçok ülkeden ziyaretçilerimiz geldi. Onlara Sidas medya ve yayınlarıyla ilgili bilgilendirilmeler yaptık. İşadamı Cemal Kaplan da firması ve üretimiyle ilgili bilgilendirmeler yaptı.

Fuara uzak doğudan tutunda ABD’ye, oradan Afrika’ya ve Rusya’ya kadar ayrı dilde ve renkte binlerce insan akın akın gelmişti. Stant aralarında hareket etmek oldukça zordu. Her stant tek tek ve gruplar halinde ayrı ayrı inceleniyor, sorular soruluyor, bilgi alınmaya çalışılıyordu.

Tanıtım maksadıyla dondurma üreticileri dondurma, pasta üreticileri pasta ikram ediyorlardı. Bizde Sidas Medya olarak, Sidas yayıncılığın yayınladığı Türkçe, Azerice ve İngilizce yayınlanan yayınlardan hediye ediyorduk. 

Fuarda dondurma, pasta ve makinelerinin envayi çeşitlerini görmek mümkündü. Özellikle dondurmaların renk ve çeşitleri göz kamaştırıyordu.

Fuarda çeşitli ülkelerden iş adamlarının birbirleriyle çalışma yolları aradıklarına şahit olduk. Türkiye’den, Kore’den, Japonya’dan, Çin’den, Almanya’dan Fas’tan vb ülkelerden bazı iş adamları standımızı ziyaretleri sırasında bu çerçevede birlikte çalışma yapabileceklerini ifade ettiler.

Dolayısıyla fuarların dünya çapında benzer sektörlerde çalışanların ya da üretim yapanların birbirlerini tanımaları bakımdan önemli olduğunu bizzat müşahede etme fırsatı bulduk.

 Fuarın birinci günü fuar alanının bir kısmını görebildik ancak. İkinci günü fuarı bölüm bölüm bütün kısımlarını gezme fırsatı bulduk. Mesleğim gereği özellikle dondurma ve pasta makinelerini inceleme ve bilgi edinme konusuna eğildim. O kadar çeşitli makine ve çeşidi var ki hepsi birbirinden ilginç.

Yol arkadaşımız iş adamı Cemal Kaplanın da makine imalatçısı olması nedeniyle makineleri fotoğraflayarak ve kataloglarını alarak üretim amaçlı incelemelerde bulunduk.

İncelemelerimizde Sidas yönetim kurulu başkanı Sayın Şakir Sarıçay her konuda bize tercümanlık yaptı. Teknik konularda da bir hayli tecrübeli olan Şakir bey makinelerin kataloglarının tercümesi ve yetkililerinin verdiği bilgileri bize birebir tercüme etti. Kendisine hem bu konuda hem de bu yurtdışı olanaklarını, firması kanalıyla bize sağladığı için buradan kendisine çok teşekkür ediyoruz.

İncelemeler sırasında imalatçılar pazar bulma amaçlı her türlü açıklama ve yardımda bulunmaya gayret ediyorlar. Kartlarını ve firmalarıyla ilgili broşürlerini elinize tutuşturuyorlar.

Fuar akşam yerel saatle 18:00’da kapanıyor. Yine yerel saatle sabah 8:00’da açılıyor. Türkiye’yle arasında bir saat fark var. Türkiye’de saat dokuzken orada saat sekiz oluyor.

 İkinci günün bu hareketli temposu neticesinde oldukça yorulduk. Akşam altıda otelimize gitmek üzere fuar alanından basın(Press) servis otobüsüyle otellerimize gitmek üzere ayrılıyoruz.

Otelimiz Adriyatik denizi kıyısında Riccione sayfiye kentindeydi. Oldukça güzel bir şehirdi. Otelimizde konforlu ve güzeldi. Otel sabah kahvaltısı ve akşamda aperatif yiyecekler veriyordu. Rimini’den otobüsle yaklaşık bir saat sürüyordu. Servis sabah otelden 9:20’de alıyor akşam da saat 18:00 Fuar alanından kalkıyor otele götürüyordu.

Yemek konusunda biraz zorluk çekiliyor. Türkiye’deki gibi çeşitli yemekler bulmak mümkün değil. Daha çok Pizza, balık ve domuz ürünlü yiyecekler mevcut.  Lokantalara girdiğinizde ağır bir kokuyla karşılaşıyorsunuz. Alışık olmadığımız bu koku insanı oldukça rahatsız ediyor.

İtalya’daki 3.günümüzü Floransa’yı(Firenze) ziyarete ayırdık. Floransa’nın Ortaçağdan kalma ev ve saraylarının meşhur olduğunu biliyorduk.

DEVAM EDECEK