Ortadoğu’da ABD ve Batı destekli “Kürtçülük” akımının hızla geliştiğini söylemek zorundayız. Bu akımın gelişmesinde kuşkusuz İsrail’in de önemli bir payı vardır. İsrail Başbakanı Netanyahu bağımsızlık referandumunda Mesud Barzani’yi açıkça desteklemekten çekinmemiştir. Netanyahu’nun Kürtleri “cesur ve Batı yanlısı” olarak nitelemesi, Kürt halkının kendi devletini kurması konusundaki meşru çabalarını destekleyeceğini bildirmesi anlamlıdır.

Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Barzani ile yakın dostluk ilişkilerini güçlendiren İsrail’in bölgede yeni ittifaklar peşinde olduğu fark edilmektedir.

İsrail’de yayınlanan En-Neşre sitesinde yer alan habere göre İsrail’in eski Savunma Bakanı Moşer Yalon, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile İsrail’in çıkarlarının birbiriyle örtüştüğünü açıklamış, Tel-Aviv’e karşı bu iki ülkeyi İsrail’in dostu olarak nitelemiştir. (Aydınlık, 4 Ekim 2017)

İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Eylül ayının ilk haftasında yaptığı açıklamada “Arap ülkeleriyle ilişkilerimizde yaşanan gelişme benzeri görülmemiş bir durumdur” (Sözcü, 13 Eylül 2017) şeklindeki sözleri dikkat çekicidir.

ABD ve Batı’nın desteğini alan İsrail’in son gelişmeler ışığında bölgenin en kazançlı ülkelerinden birisi olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. İsrail’in şahin kanadının ABD’de önemli ağırlığının olduğunu da unutmamak gerekiyor.