İslam ülkeleri arasında birlik ve dayanışmayı güçlendirmek amacıyla 14 Nisan 2016 günü İstanbul’da Türkiye’nin dönem başkanlığında toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Zirvesi’nde geçmiş zirvelerde olduğu gibi Suudi Arabistan etkin bir rol üstlendi. Zirve sonuç bildirgesinde Nusra, YPG ve PYD terör örgütü olarak yer almazken (Cumhuriyet, 16 Nisan 2016) Türkiye’nin dönem başkanı sıfatıyla yayımladığı İstanbul bildirgesinde şu örgütler sıralandı. IŞİD, El Kaide, Boko Haram, Eş Sabah, PKK/PYD ve YPG.

Zirveye katılmadan önce Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşen Suudi Arabistan Kralı Selman’ın tüm çabalarına karşın Mısır ile Türkiye arasındaki arabuluculuk girişimi sonuç vermedi. Zirveye 14 Nisan günü sabah saatlerinde dönem başkanlığını devretmek üzere gelen Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şükri İstanbul’da iki saat kalarak ülkemizden ayrıldı. Zirvede İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi olan İran Suudi Arabistan Büyükelçiliğine yapılan saldırı nedeniyle kınandı. Yine Suudi Arabistan’ın girişimiyle İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerine İslam Ordusu’na katılma çağrısı yapılması dikkat çekici idi. Bildirgede Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan koşulsuz çekilmesi, Dışişleri Bakanları düzeyinde “Temas Grubu” nun oluşturulması istendi. İslam İşbirliği Teşkilatı üyelerine KKTC ile ekonomik ve siyasi alanlarda ilişki geliştirilmesi çağrısı yapılması, taslak metinde KKTC’den “Kıbrıs Türk Devleti” adıyla söz edilmesi hem Türkiye’yi hem KKTC’yi ilgilendiren olumlu bir gelişme idi. Gerek zirve öncesinde ve gerek zirve sonrasında Suudi Arabistan’ın yörüngesinde hareket eden Türkiye’nin bu tek yönlü dış politika ile ilerde kimi zorluklarla karşılaşacağını söylemek zorundayız.

İslam İşbirliği Teşkilatı geçmişte olduğu gibi günümüzde de tümüyle Suudi Arabistan’ın denetiminde kararlar alan bir kuruluştur. Suudiler ABD’nin en sadık müttefikidir, süper gücün öngördüğü doğrultuda politikasını oluşturur. Genel sekreterin seçiminde Suudi Arabistan önemli bir rol üstlenmiştir. Suudilerin güdümünde hareket eden genel sekreterin bu nedenle etki alanı yok denecek kadar sınırlıdır. Geleneksel olarak Suudi Arabistan’ın atadığı Suudi kökenli genel sekreter yardımcısı siyasi kararların oluşmasında genel sekreterden daha etkin konumdadır.

57 İslam ülkesinden oluşan uluslararası alanda ağırlığı olmayan bu örgütün bugüne kadar KKTC’yi tanımamak için ısrarla sessizliğini sürdürmesi üzüntü vericidir. Özetle İslam İşbirliği Teşkilatı’nı kendi içinde birlik ve dayanışmayı sağlayamayan, uluslararası alanda etkinliği olmayan bir kuruluş olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.

KKTC’nin kurucu Cumhurbaşkanı, unutulmaz devlet adamı Rauf Denktaş’ın 2000 yılında Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşen Dokuzuncu İslam Zirvesi’nde yaptığı o coşkulu ve o derece etkili konuşma, o günü yaşamış bir Türkiye temsilcisi olarak belleğimden silinmedi.

Sayın Rauf Denktaş’ı saygı ve artan bir özlemle anıyorum.