Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusya’nın onayıyla İngiltere ile Fransa arasında yapılan, Osmanlı Devleti’nin paylaşılmasını öngören 1916’da imzalanan Sykes-Picot Anlaşması ile Ortadoğu’da çizilen yeni harita günümüzde de güncelliğini koruyor.

Bu anlaşmanın imzalanmasında Fransa ile birlikte öncülük görevini üstlenen İngiltere stratejik ortağı ABD ile birlikte başta Suriye’de olmak üzere Ortadoğu haritasında yeni arayışlar içinde görünmektedir. Ortadoğu’da dramatik gelişmelerin gerçekleştiği bu duyarlı dönemde İngiltere’den yapılan açıklamalar dikkat çekicidir.

İngiltere’nin Dublin’den Ankara’ya atanan yeni büyükelçisi Sir Dominick Chilcott’un Kürt sorunu ile ilgili olarak basınımıza yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren YPG/PYD’nin “PKK terör örgütüyle çok yakın bağları olduğunu söylemesi, ayrıca bu konuda “naif olmadıklarını” vurgulaması (İpek Yezdani’nin haberi, Hürriyet, 12 Mayıs 2018) anlamlıdır.

İngiltere’nin yeni Ankara Büyükelçisi’nin bu sözlerinden sonra İngiltere Genelkurmay Başkan Yardımcısı Ruper Jones’un, İngiltere Parlamentosu Savunma Komitesi’nde yaptığı konuşmada PYD’nin en kritik ismi Mazlum’a övgüler yağdırmasının ardından, “PKK, Türkiye’ye büyük tehdit yaratan bir terör örgütüdür. Ancak PYD/YPG, PKK’dan bağımsız hareket etmiştir. Bize, aralarında artık hiçbir bağ kalmadığını söylüyorlar” şeklindeki sözleri (Zeynep Gürcanlı, Sözcü, 28 Mayıs 2018) önemsenmesi gereken bir açıklamadır.

İngiltere, Ortadoğu’da oynanmakta olan tehlikeli oyunun en büyük aktörlerinden birisidir. Çok dikkatli olmak zorundayız.