ABD Başkanı Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı General Mc Master ile Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Büyükelçi İbrahim Kalın arasında 11 Şubat 2018 günü gerçekleşen önemli görüşme sonunda yapılan kısa bir açıklamada “ABD ile Türkiye arasında stratejik ortaklığın teyit edilmesine ilişkin ifade” (Sözcü, 12 Şubat 2018) dikkat çekicidir.

Bu ziyaretin ardından ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, YPG/PKK polemiğinin yarattığı gerginliğin gölgesinde 15 Şubat 2018 günü Ankara’da Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 3 saat 15 dakika süren kritik bir görüşme yapmış, bu görüşmede sadece Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yer almıştır.

Bu uzun görüşmede başta Zeytin Dalı Operasyonu olmak üzere Türkiye için yaşamsal önemde tüm sorunlar ele alınmış, ikili ilişkiler de gözden geçirilmiştir. Ancak ilginç olan ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un Ankara’ya gelmeden önce yaptığı çok önemli açıklamalardır. Tillerson’un ABD’nin YPG/PKK’ya asla ağır silahlar vermediğini savunması “dolayısıyla geri alınacak bir şey yok; Türkiye ile ana hedeflerimiz tamamen ortak” (Hürriyet, 16 Şubat 2018) şeklindeki sözlerinin inandırıcı olmadığını söylemek zorundayız.

Tillerson ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeyi ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Nauert’in “İncirlik üssünün kullanımı için Türkiye’den bir sınırlama olmadığı” şeklindeki sözleri ise (Hürriyet, 16 Şubat 2018) anlamlı olduğu kadar dikkat çekicidir.

Türkiye ile güven tazelemek için Ankara’ya geldiği anlaşılan Tillerson 16 Şubat 2018 günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştükten sonra Çavuşoğlu ile birlikte ortak bir basın toplantısı düzenlenmiştir.

Tillerson basın toplantısında somut bir öneride bulunmamış, oyalama taktiği ve yuvarlak sözcüklerle basın mensuplarının sorularını geçiştirmeye çalışmıştır.

Tillerson’un açıklamalarında PYD konusuna değinmemeye özen göstermesi, Menbiç’in ABD için stratejik önemi olduğunu vurgulaması, ayrıca konuşmasının ağırlığını IŞİD’le mücadelenin oluşturması dikkat çekmiştir. Tüm bu açıklamalardan sonra ABD’nin Türkiye’ye yönelik oyalama politikasının devam edeceği anlaşılmaktadır.