Türkiye’nin Afrin’de PKK/PYD’ye müdahalesinin tartışıldığı bu günlerde Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygun’un 2 Temmuz günü aniden İstanbul’a gelmesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme yapması önemsenmesi gereken bir gelişmedir.

Afrin’in hem Kilis hem Hatay sınırına yakın olması bu kentin önemini arttırmaktadır. Amanos dağlarında ülkemize yönelik eylem faaliyetlerini sürdüren PKK en büyük desteğini Afrin’den almakta, sınırımıza yakınlığı nedeniyle Afrin Türkiye’nin güvenliği için büyük tehdit oluşturmaktadır.

TSK’nın olası bir operasyon için PYD/YPG kontrolündeki Afrin’e sınır komşusu olan Kilis’e yığınak yapması olası bir operasyonun gerçekleşebileceği izlenimini yaratmaktadır. Ancak böyle bir operasyon gerçekleştiği takdirde bölgede etkin bir güce sahip olan Rusya ve İran’ın (dolayısıyla Suriye’nin) Türkiye’ye yönelik tutumu ne olacaktır?

Rusya’nın Afrin’den asker çektiğine ilişkin olarak iç ve dış basında kimi haberlerin yer almasına karşın komşumuzun Afrin’den tümüyle vazgeçtiğine ilişkin henüz bir açıklamanın yapılmamış olması da dikkat çekicidir. Rusya Savunma Bakanı’nın sürpriz İstanbul ziyaretinin Türk-Rus ilişkilerine yeni bir ivme kazandırıp kazandırmayacağı belirsizliğini korumaktadır.

İkinci sürpriz ziyaret ABD Başkanı Trump’ın IŞİD’le mücadele özel temsilcisi Brett Mc Gurk’un 30 Haziran günü aniden Ankara’ya gelerek Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ile görüşmesidir.

Yakın geçmişte eski ABD Başkanı Obama’nın özel temsilcisi olarak General Allen ile birlikte ülkemizi sık sık ziyaret eden bu yetkilinin Suriye’nin kuzeyinde “Özerk Kürt” yapılanmasının oluşmasında büyük çaba harcadığı bilinmektedir. Zamanının büyük bir bölümünü Kobani’de PYD/YPG sözde komutanlarıyla birlikte geçiren, onlardan plaket alıp, fotoğraf çektiren bu yetkilinin İngiliz ve Fransız diplomatlarıyla birlikte Barzani bölgesi ile Kuzey Suriye arasında sözde “mekik diplomasisi” yürütmesi dikkat çekici değil midir?