Ortadoğu’da haritalar yüz yıl aradan sonra tekrar çizilmeye çalışılıyor. Maalesef bölgemizin yeniden çizilmeye çalışılan haritaları ya da paylaşılma operasyonlarında Türkiye devre dışı bırakılmak isteniyor.

Elbette sizin çizdiğiniz haritalarınız ya da büyük plan ve projeleriniz yoksa birilerinin çizmeye çalıştığı haritalar ya da plan ve projeler de sizin lehinize olmayacaktır.

Unutmayalım haritalara karşı ancak haritalarla karşılık verilmelidir. Boşuna söylenmemiştir. Düşmana düşmanın silahıyla karşılık verin diye.

Çünkü hedefleriniz yoksa gideceğiniz yer de, ulaşacağınız menzil de yok demektir. Bu devletler içinde geçerlidir, şahıslar içinde.

Unutmayalım hedefler, hedef sahiplerinin yollarını açmakla görevlidir. 

Türk tarihini dikkatle inceleyecek olursak, bütün büyük Türk devletlerinin yükselme devirlerinde hep ulvi hedefler vardır. Gerileme devirlerinde de bu ulvi hedeflerden uzaklaşma söz konusudur.

Başka bir ifadeyle her zaman büyük Türk devletlerinin bir Kızılelma’sı olmuştur.  Bunu Hunlarda da, Selçukluda da, Osmanlıda da ve diğer büyük Türk devletlerinde de görüyoruz. Örnek olarak ifade edecek olursak Osmanlıda büyük hedefler Kanuni Sultan Süleyman ile son bulmuş, hemen peşinden duraklama ve gerileme devri başlamıştır. Ne zamana kadar? II. Abdülhamit hana kadar. II. Abdulhamit’in büyük hedefleri olsa da şartların çok ağırlaşmış olması, Osmanlının yıkılışını maalesef engelleyememiştir.

Burada şuna da dikkat edilmesi gerekir. Siz hedeflerinizi belirleyerek, hedefleriniz doğrultusunda plan ve projelerinizi uygulamaya koyarsınız. Bunu da ikide bir miting meydanlarında ve medyada dillendirerek dünya âleme duyurmaya ve rakiplerinizi uyandırmaya gerek yoktur. Herkes bunu uygulamalarınızda görür. 

ABD-AB-Rusya ve benzerlerinin bölgemizdeki hedeflerini dillendirdiklerini siz hiç gördünüz mü?

Adamlar plan ve projeleri gereği, yapacaklarını yapıyorlar. Bizlere de bunları akıl yürütmeyle anlamaya çalışmak kalıyor.

 Başka bir ifadeyle söyleyecek olursak, siz başkalarının hedeflerinin figüranı değil, başkaları sizin hedeflerinizin figüranı olmalıdır.

Türkiye’nin Ortadoğu’yla ilgili ciddi harita ve planlarının olması demek, ABD, Rusya, İsrail, İran vb ülkelerinde sizin bu planlarınızı engellemek için çeşitli senaryolar geliştirmeleri anlamına gelir. Bırakın onlar sizin peşinizden gelsin.

Ama ne yazık ki Türkiye’nin uzun vadeli hedef ve stratejik planlarının olmayışı, ABD-AB-Rusya, İran, İsrail vb ülkelerin hedefleri, projeleri ve planları karşısında çaresiz kalmasına neden olmaktadır.

İşin acıklı tarafı PYD(PKK) vb gibi terör örgütlerini Türkiye’nin karşısına dikerek adeta Türkiye’yle oyun oynanmaktadır. Aslanın karşısına lağım faresini çıkararak al senin düşmanın bu. Bununla meşgul ol dercesine. Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve Gaziantep’teki çeşitli bombalı terör saldırıları bunlardan bazılarıdır.

 Böylece Türkiye’nin dışarıdan ziyade iç sorunlarına odaklanmasını isteyen dış güçler ve içerideki uzantıları, Türkiye’nin bölgesinde meydana gelen paylaşımları ve yeni harita çizimlerini etkileme gücünden de uzak tutulmasını amaçlıyorlar.         

PKK terörünün şehirlerimize odaklanıp, cadde ve sokakları hendeklerle, bombalarla doldurması bunun bir başka önemli göstergelerindendir.

Tekrar etmek gerekirse, eğer sizin uzun vadeli planlarınız yoksa başkalarının planlarına isteseniz de istemeseniz de angaje olmak zorunda kalacağınız unutulmamalıdır.

Burada şunu da özellikle kendi kendimize soralım. Bizi içimize kapanmaya sürükleyecek terör hareketleri planlanırken ve uygulamaya konulurken bizler ne yapıyoruz sorusunu da, kendi kendimize sormamız gerektiğini de belirtelim. Suçu tamamen dış güçlere atmanın çözüm olmadığının da bilinmesi gerekir.

Küresel çapta hedefleriniz, plan ve projeleriniz, İstihbaratınız ve caydırıcı bir gücünüz yoksa daha çok acılar çeker, çok haritalı haritasız tuzaklarla karşı karşıya kalırsınız.