Türkiye Kadınlar Basketbol Liginde mücadele eden takımımız bu sezon Süper Lige çıkabilmek için kurduğu kadro ile hayal kırıklığı yaşamaya devam ediyor. Kendisi gibi lige çıkma hedefi olan 3-4 takım var ligde. Bunların başında gelen Bodrum ile Edremit Spor Salonunda sezonun ilk maçını kaybetmişti takımımız.

Takımımız Süper Lige yükselme hedefi olan bir diğer takım Mersin Basketbol ile de geçtiğimiz Cumartesi yine Edremit’te kendi sahsında oynadığı maçı 73-71 kaybetti. Hemde rakibin iki oyun kurucusu Deniz Boz ve Merve Usal sakatlıklarından dolayı oynamamışken ! Bir basketbol takımının en önemli bölgesidir oyun kurucu bölgesi, hatta eskilerden beri gelen ve bu durumu çok güzel açıklayan bir söz vardır “basketbolda guard’ın kadar konuşursun” diye… Böylesine önemli bir maçta böylesine önemli bir bölgedeki iki sporcusundan yoksun olun rakip Mersin Basketbol antrenörü Burak Uyar mecburiyetten elinde bulunan kadro içerisinden o bölgeyi doldurmaya çalışırken, asıl pozisyonlarını kaybeden önemli oyuncularının hücum etkinliğinin azalmasını da göze alarak çok riskli ama aynı zamanda da çok iyi hazırlamış takımını. Bu ligi ve ligdeki sporcuları iyi etüt edebilme becerisi ile de takımımızın etkin olduğu her noktayı kilitleyerek maça başladı.

Takımımızın sezon öncesi Federasyon Kupasındaki en büyük sorunu maça tutuk başlama ve hücumda etkin olamama sorunuydu. Bu sorunu ilk yarı boyunca maximum yaşatmak için sahaya çıkan Mersin Basketbol takımı, eksik kadrosuna rağmen kendilerine verilmiş görevleri çok doğru şekilde uygulayarak maçın başından itibaren istediklerini almaya başladılar. Rakibin antrenörü o kadar iyi hazırlanmış ki maça, ilk periyodun yeterli olmayacağını ilk yarı genelinde bu oyunu sergileyip farkı açabildiği kadar açması gerektiğinin farkındaydı. Bu farkındalık hem elindeki kadronun sakatlıklardan dolayı eksikliğinden hem de sporcularının ilk yarı istediği reaksiyonu yaparken ikinci yarıda patlayıcı güçlerinde sorun yaşayacaklarını ve bu farkın eriyeceğinin farkındalığıydı.

Peki rakip antrenör bu şekilde hazırlanmışken takımımız nasıl hazırlanmış sorusu aklımıza geliyor ; takım kadrolarına baktığımızda takımımız kağıt üzerinde favoriydi. Oynar en az 8 sporcuya sahip takımımız, bu geniş kadro yapısıyla maçın başından itibaren rakibi yüksek tempoda oynamaya zorlamalıydı. Kadro yapısı dar olan ve guard’ı olmayan rakibini özellikle ilk andan itibaren tam sahada baskılı savunma ile iyice yormalı ve maçın yüksek tempoda oynanmasını sağlamalıydı. Bu baskı için de genç Nuran’ı kullanmalıydı ama bırakın bu baskıyı düşünmeyi 40 dakilalık maç boyunca her anını geride oynadığımız maçta Nuran’ı sadece 51 saniye oyuna aldı hocamız. Bunun yanı sıra çok etkisiz ve beklentilerin çok altında olan yabancı oyuncuya da çok tahammül ediyor olmasına anlam veremedim. Melek Bilge oyunda olduğu 11 dk’lık bölümde kullandığı 3 topu da sayıya çevirip 6 sayı ve 1 de asist yapmasına rağmen yabancımızdan sadece 12 sayılık katkı geldi ama 38dk sahada kaldı !!! Rakibin uzun oyuncularını savunmada çok iyi tuttu ve savunma için sahada bu kadar uzun süre kaldı diye düşünenleriniz varsa rakibin yabancı uzunu 23 Türk uzunu da 20 sayı attı !!!

Hedef maçlarını kaybeden takımımızı zorlu Elazığ deplasmanı bekliyor ve bu deplasmandan da kayıp ile dönülürse bu kötü gidişin sonucunda ya antrenör gönderilir ya da aldığı paranın karşılığını sahaya yansıtamayan sporculardan bazıları gönderilir. Yönetimin canla başla çalışıp özellikle de iddaa gelirleri konusunda sıkıntı yaşanılan bu süreçte, kimseyi mağdur etmeden paralarını bulup ödemeleri düzenli yapıyorken sahadaki basketbol ve hedef maçlardaki sonuçlar hak ettikleri karşılık değil maalesef…

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sevgiyle ve basketbol ile kalın, hoşçakalın…