ÇOCUK KÖYÜ’nün yanındaki Fırıntaş Kafe’nin müdavimiyiz ailecek.

Bazen kahvaltıya, bazen akşam yemeğine, bazen eş dostla çay kahve içmeye gideriz.

Genellikle sakin olur; bu yüzden severiz.

Fiyatları da makuldür bu arada.

Siparişiniz gecikir, müşteriye ilgi alakada kusurlu haller vardır; ama katlanılabilir.

 

***

GEÇEN gün katlanamayacağımız bir olay yaşadık.

Gazetedeki arkadaşlarla akşam yemeği için gittik Fırıntaş Kafe’ye.

Konser vardı o gün, Avlu kalabalık tabi. Fırıntaş’ta da normalden daha fazla masa dolu.

Gözümüze kestirdiğimiz bir masaya yöneldik.. Bizden önceki müşterilerden geriye kalanlar temizlenmemiş. Yerlerde kağıt, peçete, pipet ve yemek artıkları.. Masa oldukça kirli.

Garsona seslendik: “Masayı temizler misiniz?”

“Tabi” dedi, gitti.

Sonra bir başka garson geldi.. Genç bir kız.

“Ne içeceksiniz” diye sordu.

“Yemek yiyeceğiz” dedik.

“Ne yiyeceksiniz” sorusuna, “masayı temizleyip menüyü verirseniz, biz de siparişlerimizi verebiliriz” şeklinde karşılık verdik, kibarca.

Aradan birkaç saniye geçti geçmedi, kalın kartona basılı menüden üç dört tanesini masaya attı. Hızla uzaklaştı.

‘Attı’ az kalır.. Kafamıza vurdu neredeyse!

 

***

BÖYLE bir durumda siz ne yapardınız?

Herhalde, “bu ne demek oluyor böyle, müşterilere sürekli böyle mi davranıyorsunuz” derdiniz en azından.

Biz de öyle dedik.

Efendim çok yoğunmuş, içerisi kalabalıkmış, hangi birine yetişecekmiş.. Mazeret mazeret.

Dese ki: “Bugün biraz yoğunluk var, birkaç dakika beklersiniz sizinle ilgileneceğim…”

Sıkıntı yok.. Fırıntaş’ta hep bekliyoruz zaten, bu kere de bekleriz.

Genç kız pek atarlı.

Sonra  temizlik görevlisi geldi, masayı toparladı, yerlerdeki kalıntıları aldı.. Teşekkür ettik kendisine.

Ama kafamıza atılan menülerin acısı çıkmadı!

İşletme sorumlusu bayana aktardık durumu.. “Siz her zaman geliyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi” falan dedi.

Her zaman gelmeyenler için olabiliyor demek ki…

“Gerekeni yapacağım” dedi, gitti. Bir daha görmedik.

 

***

LOKAL bir durum, ara sıra olur böyle şeyler; mesleki eğitimden yoksun tecrübesiz bir garsonun yaptığı davranışı kuruma mal etmeyelim diyebiliriz.

..ve fakat Zağnos Paşa Meydanı’ndaki Fırıntaş’ta da benzer bir şey yaşadık.

Günlerden cumartesi. Hava güneşli.. Çınaraltı’nda oturup birer çay içelim demiştik ki, Altıeylül’ün eski başkan yardımcılarından Zeki Çabuk ağabeyimize rastladık.. Haydi birer çay içelim diye Meydan’daki Fırıntaş Kafe’ye oturduk.

Masa yine kirli.. Bizden öncekilerden arta kalan yiyecek içecek kalıntıları olduğu gibi duruyor.

Genç bir delikanlı geldi, sipariş alacak. Kahve söyledik, “ama önce şu masayı bir temizleyin” dedik.

Genç garson kahveler elinde çıktı geldi; masa hala leş gibi.

“Bu kirli masada mı içeceğiz kahvemizi, önce temizleyip sonra getirsenize” diye kibar yollu uyarınca.. Bir atar yaptı ki sormayın:

“Sonra kahveler soğuk geldi diye bana laf etmeyin!..”

“E o zaman sen de işini doğru düzgün yap. Müşterilere böyle mi davranıyorsun?”

Çocuk demez mi: “Ben müşteriye nasıl davranılacağını bilirim. Sizden mi öğreneceğim?”

Termal otellerden birinde garsonluk yapmış, deneyimliymiş; iyi bir garson olmasa oralarda çalıştırılmazmış falan.. Bize fena halde dikleniyor eleman.

Zeki Hoca, “haydi bak işine oğlum” dedi, tartışmayı nihayetlendirdi.

Aradan on dakika geçti geçmedi, işletme sorumlusu arkadaş geldi masaya.. Tartıştığımızı duymuş.

Elinde kahve tepsisi..

“Bu kahveler müessesemizin ikramı.. Kusura bakmayın…”

 

***

BİR hafta arayla Fırıntaş Kafelerde yaşadığımız iki üzücü olay.

Benzer şeyler başka işletmelerde de olmuyor değil; hepinizin başına gelmiştir.

Ama Fırıntaş’ın, Büyükşehir Belediyesi’nin bir işletmesi olması açısından kurumsal kimliği var.

Genç bir garsonun fevri davranışı, kurumsal kimliği zedeleyebiliyor.

Ayrıca böyle bir işletmeye personel alırken neye göre tercih yapılıyor?

Mesleki yeterlilik mi, torpil mi?

Garsonluk deyip geçmeyin.. Yetenek ister bu meslek.. Sanat ister.. Güler yüz ister.. Davranış ve görgü kurallarından anlamak ister.. Pek çok şey ister.

Fırıntaş işletmeleri daha dikkatli olmalı.