Nisan ayı enflasyonu aylık bazda tüketici fiyatlarında % 1.31, üretici fiyatları bazında ise aylık % 0,76 arttı. Yıllık bazda enflasyon, tüketici fiyatlarında % 11.87, üretici fiyatlarında ise % 16.37 oldu.

Dünya genelinde düşük seyreden enflasyonun neden Türkiye’de yükseldiği, anlamamız gereken bir durum.

Öncelikle makroekonomide “yüksek kur, yüksek enflasyon” tezini hatırlatarak başlamalıyım. Eğer, ekonomide paranızın değeri, Dolar ve Euro karşısında hızla düşmüş ise, bunun sonucunda enflasyonun yükselmesi kaçınılmazdır.

Teoride bir ülkede enflasyon iki nedenle ortaya çıkar.

Birincisi, ekonomide genel olarak toplam talep, toplam arzı (mal ve hizmet üretimini) aşmışsa ortaya talep enflasyonu çıkar.

İkincisi ise, üreticilerin üretim maliyetleri artıyorsa, bu yüzden mal ve hizmet fiyatları yükselecektir ki bu enflasyona da “maliyet enflasyonu” diyoruz.

Türkiye’de bugün, ne yazık ki, yüksek enflasyon olgusuyla karşı karşıyayız. Dünya’da genel olarak enflasyon oranlarının oldukça düşük seyrettiği bir dönemde yıllık bazda tüketici fiyatlarında % 11,87, üretici fiyatlarında % 16.37’lik oranlar, oldukça yüksek bir enflasyon yaşamakta olduğumuzu gösteriyor.

Peki neden dünyada enflasyon oldukça düşük iken bizde enflasyon yükseliyor?

Bunun iki temel nedeni olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, TL Dolar ve Euro karşısında son 1 yılda ciddi değer kaybı yaşadı. İkincisi ise, bütün dünyada son 5 yıldır gıda fiyatları artmazken bizde gıda fiyatlarında ciddi bir artış var.

TL’nin dolar ve Euro karşısında ne kadar değer kaybı yaşadığını görebilmek için reel döviz kuru endeksine bakmamız yeterli. Temmuz 2016’da reel döviz kuru endeks değeri 100,1 iken, 2017 şubat ayında reel döviz kuru endeks değeri 87,5’ e kadar geriledi. Nisan ayında ise 90,3 oldu.

Bu duruma göre, TL dolar ve Euro karşısında % 10 reel olarak değer kaybetmiş gözüküyor ki, 8- 10 aylık bir dönemde bu kadarlık bir değer kaybı, ekonomi için oldukça tehlikeli bir durumdur.

Gıda fiyatlarına bakacak olursak, gıda fiyatları enflasyon hesaplamalarında % 21.7’lik bir ağırlığa sahiptir. Enflasyon hesaplamalarında gıda fiyatları doğal olarak en büyük ağırlığa sahiptir. Dolayısıyla, gıda fiyatlarındaki artışlar enflasyonu ciddi düzeyde etkiliyor. Örneğin nisan ayında gıda fiyatlarındaki ortalama artış düzeyi, % 15,6 olmuş.

İşin kötü tarafı, son 1 yılda tüketici harcamalarında azalış olduğu halde gıda fiyatlarındaki artış son derece düşündürücüdür.

O zaman başlıktaki sorunun cevabına geliyoruz. Türkiye’de son 1 yılda artan enflasyonun d-sebebi, talep artışından ziyade kur artışından kaynaklanan maliyet artışlarıdır.

Bu durumda ekonomi yönetiminin yapması gereken şey gayet açıktır; TL’nin değer kaybını engellemek.

TL’nin değer kaybını engellemek için de merkez bankasının sıkı para politikaları izlemesi gerekiyor. Sıkı para politikası dediğimizde aklımıza gelen ilk tedbir, doğal olarak, faiz oranlarının yükseltilmesidir.

Bu amaçla, merkez bankasının ocak 2017’den bu yana politika faiz oranlarını 3.5 puan arttırdığını görüyoruz. Faiz artışına paralel olarak, dolar kurunun 3.8 civarından 3.5- 3.6 bandına geri döndü.

Kuşkusuz ki, dolar kurundaki düşüşün tek nedeni, faiz arttırımı değil. Bunun yanında, ABD ekonomisindeki gelişmeler, içeride siyasi tansiyonun biraz olsun düşmesi de dolar kurunda düşüşe neden olan diğer faktörler.

Şayet faiz arttırımı politikasından vazgeçilmez ve de siyasi tansiyon düşmeye devam ederse, temmuz  ayına kadar enflasyonda 1 – 2 puanlık bir yükselişin ardından enflasyonun tekrar düşmeye başlayacağını söyleyebiliriz.

Ama bu siyasi şartlarda bugünden siyasi tansiyon düşer demek, aşırı iyimserlik olacağından enflasyonun düşmesi konusunda ben ihtiyatlı olmalıyız derim.

Mesele sadece dolar kurunun düşmesi değil elbette. 1990 öncesinde ortaokul ve lise yıllarımızda bize gururla söylenen “kendi kendine yeten 7 ülkeden biriyiz” sözü nerede kaldı ? Neden buğdaydan nohuta, samana, ete varıncaya kadar her türden gıdayı dışarıdan satın almak zorunda kaldık?

Neden bir türlü tarım ürünlerinde üretici ile tüketici arasında çok büyük fiyat farklarını önleyemiyoruz?

Neden köylerimiz artık birer tarımsal üretim merkezleri değil de emekli cennetleri oldu?

Faizleri arttırıp doların fiyatını makul bir sürede düşürebilirsiniz. Ama insanımızın ucuz ve güvenli gıda ihtiyacını 3- 5 ayda karşılayamazsınız. Sahi, ayda  1.400 TL alan asgari ücretli komşum hangi aralıklarda evine 40 TL verip 1 kilo kıyma alabiliyor?

Enflasyonun neden olduğu yoksulluk ve adaletsizlik var ki, esas can yakan da o mesele. Bu can yakıcı meseleyi de haftaya yazalım.