Uzun yıllardan beri başta Milli eğitim bakanlarımız olmak üzere, birçok kişi ve grup eğitimde köklü bir reform yapılmasını dile getirmiş ve getirmektedirler.

 Fakat her nedense bu eğitim reformu bir türlü gerçekleştirilemez ve hep lafta kalır. Son zamanlarda çeşitli toplum kesimlerinde yine eğitim reformu tekrar tartışılmaya başlanmıştır.

 Hemen hemen bütün kesimlerin buluştuğu ortak nokta, eğitimin milli olması noktasıdır. İsteriz ki bu defa bu reform, başka bir bahara bırakılmadan, gerçekten mili bir eğitim sistemi olarak gerçekleştirilmiş olsun.

On yıllardır hepimiz konuşur dururuz. Eğitimimizin adının başında “Milli” kelimesi var ama, millilikle hiçbir ilgisi yok diye.

Eğitim sistemimiz ya Fransız modeline dayalıdır, ya Alman ya da Amerikan. Bu sistemlerin hiç birisi de Türk insanının özelliklerini temel almaz. Her ülke kendi insanını ve kendi dünya görüşüne göre eğitim sistemini kurar ve uygular.

 Böylece biz de çıkan sorunlar karşısında, her yıl ya da üç beş yılda bir eğitim sisteminin kıyısından köşesinden değişiklikler yaparak yeni sistem oluşturmaya çalışırız. Hiç biriside bizim sistemimiz olmaz.

Şu gerçek hiçbir zaman unutulmamalıdır ki, hiçbir kopya aslının yerini bire bir asla tutmaz, tutamaz.

Üstelik yaptığımız kopya bir mal ya da bir ürün değildir. Kaynağında insan vardır. İnsanın şekillenmesi vardır. Geleceğe hükmedecek yeni nesiller söz konusudur.

Eğer bir eğitim sistemi oluşturulacaksa, Türk insanının temel yapı taşlarından hareketle oluşturulmalıdır.

Türk insanının anlayışları, moral değerleri, tarihsel gelişmeleri vb hasletleri göz ardı edilerek hiçbir yere varılamadığını uzun yıllardan beri görüyor ve yaşıyoruz.

Bunları söylemekle elbette dünyada meydana gelen eğitim ve teknolojideki gelişmeleri ve değişimleri göz ardı edelim demiyoruz.

Mutlaka yeni gelişme ve değişimleri anında takip ederek sistemimizi günün şartlarına göre güncellemek(update etmek) gerekir. Kurulacak eğitim sistemi her zaman statik değil, dinamik bir yapıya sahip olmalıdır.

Eğitim sisteminin öncelikle milli bir ruhu olmalı. Bu ruh ileride yapılabilecek değişikliklerle de hiçbir şekilde zarar görmemelidir. Her gelen kişi, grup veya ekipler bu sistemi değiştirme gereği de duymamalıdır.

Eğitim, milletlerin devamını sağlayan, geleceğini hazırlayan, dünyadaki ağırlığını ve yerini belirleyen yegâne faaliyet alanıdır. Çünkü diğer bütün alanlar eğitimle şekillenir.

Gelecek yüz yılları hedeflemeyen, yani hedefi olmayan, Türk insanının maddi ve manevi değerlerini dikkate almayan, dünya ile rekabet edebilme heyecanı oluşturmayan ve bu doğrultuda genç nesilleri yönlendiremeyen bir eğitim sistemi,  ancak ve ancak yabancılaşmayı, yozlaşmayı, genç nesilleri kendi toplumundan soyutlamayı, taklitçiliği, geriden takipçiliği getirir. Bir başka ifadeyle eğitim sistemi, zihin mezbahası haline gelir, gelmiştir de.

Bilmem örnekler vermeye gerek var mı?

Ayrıca eğitim sisteminin temel felsefesi toplumsal değerleri dışlamadan, düşünen insan yetiştirmeye, araştırmacılığa ve uygulamaya yönelik olmalıdır.

Bütün konular mümkün olduğunca laboratuar ve deneye dayandırılmalıdır. Bunun sadece fen bilimleri açısından değil sosyal bilimler açısından da böyle olması gerekir.

Zaman zaman basına da yansıdığı gibi, Avrupalı öğrenciler Anadolu’nun çeşitli yörelerindeki köylere gelip günlerce köylülerle yaşayıp, onların hayat şartlarını tabii laboratuarlarda inceleyerek öğrenmektedirler.

İster sosyal alanda, ister fen, ister hukuk, isterse başka alanlarda olsun çocuklarımız, eğitim gördüğü alanın gerçekleriyle yüz yüze gelerek eğitimlerini tamamlamalıdırlar.

Böyle bir eğitim sistemi, hem öğrenmeyi kolaylaştıracak, hem sosyal yapımızı güçlendirecek, hem toplumsal kesimler arasındaki kopukluk ortadan kalkacak, hem de bütün fert ve toplumsal kesimler birbirlerinin tecrübelerinden faydalanmış olacaklardır.

Böylece bölük pörçük bütün değerlerimiz ve tecrübelerimiz birbirini tamamlayarak, parçalanamayan ve bölünemeyen bir bütün oluşturacaktır.

Öyle bir eğitim sistemi kurulmalıdır ki, bu sistem hem milli olmalı, hem gelişmeye açık olmalı, hem de bütün toplum kesimlerinin uzlaştığı ortak bir metin olmalıdır.

Yapılması düşünülen eğitim reformu, aynı zamanda bir milli mutabakat sistemi özelliğini de taşımalıdır.