tarik @ politikam.com

EDİP UĞUR, Büyükşehir’e ve AK Parti’ye veda ederken.. Duygusal veda mesajının satır aralarında şöyle bir cümle kurmuştu:

Yolsuzluğumuz yok, usulsüzlüğümüz yok, başarısızlığımız yok, FETO bağlantımız yok. Ve fakat ailemizden, evimize kadar ulaşan baskılar, tehdide varan müdahaleler var. Bu katlanılacak bir durum olmanın ötesine geçmiştir. Dolayısıyla Ak Parti’de siyaset yapma imkanımız maalesef ortadan kaldırılmıştır.”

AK Parti Genel Merkezi’nden Cumhurbaşkanlığı’na, bu vahim iddia karşısında Edip Uğur’un ‘gereğini yapması’ istendi.

Nedir gereği?

Ortada tehdit, şantaj, baskı, yıldırma varsa.. Savcılık orada.. Suç duyurusunda bulunursun, şikayetçi olursun.. Konu yargıya taşınır falan.

 

***

EDİP UĞUR ise bir gazetede çıkan açıklamasında yargıya gitmeyeceğini söylüyor.

Diyor ki: “O tehditler elbette ölüm düzeyinde değildi. Ama ayrıntı vermek istemiyorum. Yargıya gitmeyi düşünmüyorum.”

Konuyu kapatıyor yani.

 

***

KONU kapanırsa, hiç kimse bu tehditlerin ne olduğunu bilemeyecek.

Belki günün birinde, ortalık durulduktan sonra yani, “vaktiyle böyle böyle olduydu” diye anlatır, öğreniriz.

 

***

AĞLAYAN birini gördüğümde dayanamam hiç. Elektrik çarpmış gibi olurum.

İstifa açıklamasında kalabalığı aşıp salona giremeyince, lobideki dev ekrandan canlı izledik Edip Uğur’u.

İstifa metnini okurken zaten ses tonundan ve vücut hareketlerinden belliydi duygu karmaşası içinde oldu. Bir yanı her zamanki haliyle “ne olursa olsun buraların efesi benim” der gibi.. Bir yanı mahalledeki çocuklarla giriştiği kavgadan mağlup çıkmış havasında.. Canının acısından değil, “neden dayak yedim” diye ağlayan öfkeli çocuklar gibi.

Ailesiyle ilgili bölüme geldiği anda sesi kısıldı, gözleri doldu; kalabalığın önünde çaresizce ağladı Edip Uğur.

Dedim ya, ağlayan birini gördüğümde dayanamam hiç. Yine elektrik çarpmış gibi oldum, boğazımda bir şey düğümlendi.

Altmış yedi yaşında, torun torba sahibi, hayatını siyasetle geçirmiş, siyaset sahnesinde hep aktif olmuş birisinin, “benden buraya kadar” dediği ortamda mutluluktan ağlamasını beklersiniz.

 

***

EŞİNİN gözaltına alındığı iddiaları ortaya atılmıştı.

“Bugün istifa edecek, yarın istifa diyecek” gün sayanlar, bu iddiayı sosyal medyada çok önce paylaştılar aslında. Yok KOM ekipleri Edip Uğur’un evine girdi, yok eşini gözaltına alındı, yok sorgu için Emniyet’e götürüldü türü iddialar…

Genellikle Edip Uğur’u istemeyenlerin paylaşımlarıydı bunlar.

CHP Milletvekili Namık Havutça bu iddiayı Meclis’te dillendirdi.

Balıkesir Valiliği’nden anında açıklama geldi: “Gözaltı iddiaları doğru değil.”

Sosyal medyada bu yönde algı yaratıp kamuoyunu yanıltanlara yönelik bir açıklama da beklenirdi oysa.

 

***

İSTİFASI istenen belediye başkanlarından farklı bir şey yaptı Edip Uğur.

Diğerleri, “emir demiri keser” havasında istifa edip giderken..

O, “artık seçimle gelen emirle gider prensibi hakim oldu. Demokrasinin arızalı olduğu bir ortamda siyaset nefes alamaz” dedi.

AK Parti’de artık siyaset yapma olanağı kalmadığını söyledi.

..ve partiden istifa etti.

Yani Büyükşehir’le beraber AK Parti defterini de kapattı.

İşin tuhafı, AK Parti’de bir Allah’ın kulu “Edip Ağabey bu partiye çok büyük emekler verdi, zamanını, enerjisini, parasını, her şeyini ortaya koydu; emekleri unutulmaz” falan demedi.

Ne bir belediye başkanı, ne bir milletvekili, ne parti teşkilatı.

İş başındayken yanından eksik olmayanlar, fotoğraf karesine girmek için takla atanlar unuttu bile Edip Uğur’u.

“Giden gider, kalan sağlar bizimdir” modundalar.

İstifa açıklaması için Avlu Kongre Merkezi’ne gelen üç beş belediye başkanı vardı.

Nezaketten, sevgiden, dostluktan gelmişler; veda ederken yalnız bırakmayalım demişler.

Onları hedef gösterdiler iyi mi!

‘Hain’ ilan edildiler…

Vedaya gelen daire başkanları, amir memur falan.. Hele de ağlamaklı halleriyle fotoğraf karelerine girenler.. Hepsi kara kaplı deftere yazıldı şimdi.

 

***

EDİP UĞUR gibileri siyasetten kolay kolay vazgeçmez.

Onları ayakta tutan, yaşatan şey siyaset enerjisi.

..ki, Edip Uğur’daki enerjiyi anlatmaya gerek yok.

Peki siyaset sahnesine yeniden döner mi?

Dönerse karşılık bulur mu?

Hani Meral Akşener’le dirsek temasında olduğuna dair tevatür de yayılmış.

Yakın çevresi bu bilgiyi yalanlıyor tabi. Ben de zaten böyle bir hamle yapacağına pek ihtimal vermiyorum.

Sözcü gazetesinden sormuşlar: “Siyasete dönecek misin?”

“Benim işim gücüm var, onlara bakacağım. Sekiz torunum var, onlarla daha fazla vakit geçireceğim. Şimdilik yeter diyorum ama yarın ne gösterir bilemeyiz.”

Son cümle ile açık kapı bırakıyor gibi.

Ama bu saatten sonra aktif siyasette olacağını zannetmiyorum.

Şehir siyasetini takip edecektir, belki perde arkasından yönetmeyi deneyecektir, belki de herhangi bir siyasi sıfat taşımadan Balıkesir siyasetine etki etmeye çalışacaktır.

Çünkü siyaset sigara bağımlılığı gibidir; kolay kolay bırakılmaz.

 

 

***

 

CHP’nin çatlak sesi

BÜYÜKŞEHİR’deki istifa sürecinde anamuhalefet CHP, demokrasiden yana tavır koydu, “seçimle gelen seçimle gider” dedi koro halinde.

Milletvekilleri öyle..

İl Başkanı öyle..

İlçe başkanları öyle..

Partililer öyle.

En çok da CHP Milletvekilleri arkasında durdu Edip Uğur’un.

Meclis’te konuyu gündeme taşıdılar.. Yazılı sözlü açıklamalarıyla gündemi belirlediler.

Geçen gün İl Başkanı Ender Biçki basın toplantısı yaptı meselâ.. “Madem yolsuzluğun, usülsüzlüğün, başarısızlığın, FETÖ bağlantın yok; neden istifa ettin” diye sordu Edip Uğur’a.

Türkiye’nin yeni dönem siyaset tarzına göndermeler yaptı, belediye başkanlarının istifaları için “AKP’nin iç sorunu olmaktan çıktı, demokrasi ve hukuk sorunu haline geldi” dedi.

Bir tek Altıeylül İlçe Başkanı Yusuf Yüksel.

Partisinin bu konuda kullandığı dili yok saydı; hakaret içerikli mesajlar paylaştı sosyal medyada.

Hem öyle böyle değil.. Eleştiri sınırlarını aşan, sövgüye giren sözler sarfetti.

“Dünyanın en zalim belediye başkanı istifa etti” diye yazdı bir paylaşımında.

Ne zalimliğini gördüyse!

Muhalefet sonuçta; eleştirecek, örseleyecek, yanlış varsa söyleyecek.

Büyükşehir Belediyesi’nin de yaptığı yanlışlar var elbet.. Ya da eleştirilecek uygulamaları oldu.

Yusuf Yüksel’in CHP İlçe Başkanı sıfatıyla yaptığı eleştiriler de zaman zaman basında yer aldı zaten.

Ama öyle bir dil kullanıyor ki, CHP’ye yakışmıyor. Adam resmen hakaret ediyor.

Demokrasi ve hukuk açısından bu süreci dosdoğru analiz etmesini beklediğiniz anamuhalefetin İlçe Başkanı, sokak ağzıyla içindeki kin, nefret ve öfkeyi kusuyor.

Edip Uğur ve Büyükşehir ne yaptıysa artık kendisine?..

CHP İl Örgütü, Genel Merkez, Milletvekilleri, disiplin mekanizmaları bu tavra seyirci kalmamalı.