tarik @ politikam.com

FETÖ, henüz FETÖ değilken..

Cemaat, hizmet, himmet falan diye anılırken..

Fethullah Gülen henüz 'terör örgütünün başı' değil, 'muhterem hocaefendi' diye anılırken..

Ezcümle; siyaset - ticaret - devlet işleri 'al gülüm ver gülüm' modunda sürüp giderken..

Piyasa, himmetinden ve hizmetinden sual olunmaz iş erbabının tekeline geçerken..

Bu yapı güçlendikçe, daha fazla taciri ister istemez içine çekerken..

Siyaset pazarına tebelleş olan cemaatin adres gösterdiği adaylar ve partiler üzerinden seçim çarkları dönerken..

Himmetçi 'abilerin - ablaların' oyları, dağdaki çobanın bir tek oyuna her zaman galebe çalarken..

Devlet kapısında liyakatın pusulası şaşmış; sadakatin egemen olduğu günler yaşanırken..

Aha da şu Balıkesir taşrasında muhafazakar, mütedeyyin, dindar, liberal kanattan kim var kim yoksa, tekmili birden cemaatle bir şekilde temastaydı.

"Benim bunlarla ne işim olur" diye efelenenin bile, küçük bir bürokratik torpil için himmet kapılarını aşındırdığı günlerdi o günler!

 

***

SONRA 17 - 25 Aralık olayı patladı.

Himmet artık FETÖ'ydü.

Siyasi iradenin açtığı savaşta herkes yerini belirledi.

Kimisi, "siyasi irade gelip geçici; cemaat kalıcı" diye düşünüp o safta yer tuttu.

Kimisi, "bunlar ülkenin başına bela" deyip 'millet iradesi'ne döndü yüzünü.

15 Temmuz'daki darbe kalkışması, "ille de cemaat" diyenlerin bir çoğunun gözünü açtı.

17 - 25'de uyanamayanlar, 15 Temmuz'da sarsılarak uyandı!

 

***

DEDİK YA; yaşam biçimini muhafazarlık, dindarlık, liberallik kavramları üzerine oturtanların bir çoğu ticari, siyasi, bürokratik mevzularda bunlarla bir şekilde yan yana geliyordu o devirde.

Hâttâ sosyal demokratlar bile...

17 - 25'ten sonra "cemaat beni destekleyecek" türü açıklamalar yapan, gazetelere manşet olan sosyal demokrat(!) adayları da gördü bu gözler.

Neyse.

 

***

BU mevzuların bir de medya ayağı var.

Dün söylediğiyle bugün söylediği farklı olmayan bir şehir medyası da var..

Dün, önceki gün, bugün, yarın duruma ve zemine göre şekil değiştireni de!

Vaktiyle "himmet, hizmet, cemaat, hocaefendi" diye bunların yoluna gül yaprakları döken, elinden Gülen'in kitaplarını düşürmeyen, sohbet muhabbet ortamlarında likit gözyaşlarını nakit hesaplara tahvil edeni de var...

Ha işte, onlar şimdi durumdan vazife çıkarmış halleriyle, genel durum analizleri patlatıp milleti aydınlatma işlevleriyle falan kafa yormak yerine, direkt kişilere odaklı cadı avı yapmaya koşullandılar.

Hiç kesintisiz, her gün aynı kişi ve kurumlar üzerine kurguladıkları senaryolar üzerinden algı operasyonu yapıyorlar.

Siz FETÖ ile mücadele ediyorlar sanıyorsunuz.. Okuyup itibar ediyorsunuz o yayınlara.. İnanıyorsunuz falan.

Ters köşeden FETÖ'ye hizmettir bir nevi; bir de bu açıdan değerlendirin olayı.

 

***

NEYSE efendim.

Baştan beri hedeflerinde Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur var.

İkinci esas oğlan, Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz!

FETÖ ile bugün al gülüm ver gülüm modunda ilişkileri varsa, bu devletin takibi altında değil midir?

Devletin böyle bir tesbiti varsa, bugüne kadar herhalde bir soruşturma geçirirler, görevden el çektirilirler, ne bileyim ifadeye götürülürler, gözaltına alınırlar, somut belgeler varsa tutuklanırlardı.

Nakit seven arkadaşların hedef göstermesine, boy boy fotoğraflar eşliğinde manşetler atmasına falan gerek kalmazdı.

Kendileri söylüyor ya hep, "devlet her zaman onsekiz yaşında..."

Bu kumpanyanın bir de sosyal medya ayağı var.

Sürekli bir sataşma, saldırı, laf ebeliği, korkutma, ürkütme taktikleri.

Bir de küfürlü argolu bir dilleri var ki.. Sosyal medya kabadayıları...

Kendi çaplarında algı operasyonu yapıyorlar.

Sürekli hedef gösterdikleri bu isimlerle yakın ve uzak geçmişte iyi ilişkiler içinde olmuşlukları da var bu arkadaşların.

 

***

EN başta dedik ya; hepsinin cemaat yapısıyla yolları kesişti bir yerde.

Edip Uğur bir haber video kaydında kendisi de söylüyor zaten bunu:

"Ben de bunlara çok yardım ettim zamanında..."

Tacir olup da ayni - nakdi destek vermeyen yok zaten.

O zaman sadece Edip Uğur değil, Balıkesir tacirinin alayı FETÖ'cü...

Burada en önemli nokta şu:

Bir zamanlar istediklerini almanın memnunluğuyla iyi ilişki içinde oldukları insanlarla sonraları bir şekilde papaz olunca tukaka ediyorlar.

O tarzı biliriz; tarz, taktik, üslup hep aynı; değişmez.

 

***

BİR DE bugünün Balıkesir'inde önemli adımlar atılıyor, geleceği ve ufku olan yatırımlar planlanıyor.. Projeler ortaya dökülüyor.. Koca hinterlandın her köşesinde çok ciddi yatırımlara imza atılıyor.

Balıkesir, hiç görmediği proje ve yatırımlarla tanışırken.. İstihdam alanları açılırken.. Uluslararası dev bağlantılar kurulurken.. Özetle Balıkesir kabuğunu kırıp büyüme, gelişme ve kazanç noktasında yeni atılımlar içindeyken..

Geleneksel yapının değişmesinden hoşnut olmayanlar duvar örmeye başlıyor.

İşin içine siyasi aktörler de dahil oluyor.

Siyasi istikbalini, Edip Uğur'un bu oyunda devre dışı kalmasına bağlayan iktidar mensubu siyasi karakterler de var elbet Balıkesir'de.

Taciri, politikacısı, medyası el ele veriyor, Edip Uğur'un boynuna FETÖ yaftası asmaya çalışıyor.

 

***

15 TEMMUZ gecesi değil, 17 - 25 Aralık operasyonlarında uyananlardan biri bizce Edip Uğur.

Zararsız, aksine hem Türkiye, hem az gelişmiş ülkelerdeki etkinlikleriyle öne çıkan cemaat yapısının günün birinde alçakça bir darbe girişiminde bulunabileceğini aklının ucuna bile getiremeyeceği günlerden geliyor, pek çokları gibi.

Yine dikkat ederseniz, demokrasi nöbetlerinin sürdüğü günlerde daha da yoğunlaşmaya başladı karalama kampanyaları.

Buna, sosyal medya vasıtasıyla Uğur'un 2002'den beri başı çektiği AK Parti'nin 'sonradan olmaları' da eklendi.

Sahte sosyal medya hesapları üzerinden bu algı operasyonunun piyonu oluyorlar.

Henüz tam anlamıyla kurutulamayan, hâttâ çok uzun süre kurutulamayacağını düşündüğümüz FETÖ yapısı.. Daha doğrusu bugün 'kripto' diye adlandırılanların tezgahına mal taşıyorlar cümleten.

Kriptolar, demokrasi nöbetlerinde FETÖ'ye demedik laf bırakmayan Edip Uğur'un kellesini istiyorlar.

Uğur'la birlikte Balıkesir'de etkili birkaç kişinin bileklerine kelepçe vurulursa, amaçlarına ulaşmış olacaklar.

 

***

BİR nokta daha var.. Bu çok önemli.

Edip Uğur'u FETÖ ile ilişkilendirip kamuoyunda "Başkan Uğur FETÖ'cüdür" algısı yaratmak için çabalayan medyacılar.. Gazetesiyle, internet sitesiyle, sosyal medyasıyla sürekli saldırıda bulunanlar..

Neden acaba Uğur'un bazı çalışma arkadaşlarını, yakınında yer alan kimi isimleri göklere çıkarıp övgüler düzüyorlar?

Bu da bir algı operasyonu olsa gerek.

 

 

 

***************  

 

Dinçer Orkan'a dair...

 

AK Parti'nin il - ilçe yönetimleri, kadın ve gençlik kolları yöneticileri cumartesi günü ortak bir basın açıklaması yaptılar.

Açıklamanın ana konusu, Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur ve bazı ilçe belediye başkanları hakkında sürdürülen sistemli karalama kampanyaları...

Balkonuk'un uçsuz bucaksız salonunda, upuzun bir masanın ardına geçip topluca poz verdiler objektiflere.

Sonra, İl Başkanı Dinçer Orkan yazılı bir metin okudu; sürçmeler, takılmalar, yanlış telaffuzlar eşliğinde.

Son fasılda, Başkan Uğur'un FETÖ'yü hedef alan video kayıtlarından bazı bölümler gösterdiler sinevizyonda.

Böylece, iftira ve karalama kampanyalarının hedefindeki Edip Uğur'a sahip çıkmış, arkasında durmuş, "Başkanımızı yedirmeyiz" mesajı verdiler.

Buraya kadar her şey güzel.

Takıldığımız konu, İl Başkanı Dinçer Orkan'ın cansız, heyecansız, hâttâ ruhsuz hali.

En küçük bir tonlama, ses ayarı, volüm arttırma yok.

Cümleler uzadıkça yorulan, kısılan, düğümlenen bir ses.

O kadar insanı oraya topluyorsan, salona biraz heyecan katmak zorundasın.

Kimse O'na bu işi zorla yaptırmıyor; inanarak yapıyorsan, inancını ortaya koyacaksın.

Masanın gerisine dizilip poz veren partililerin de İl Başkanı'nın o cansız halini aktaran bu gözlemlere katıldıklarını düşünüyoruz.