Son yazımda marka kent nasıl olunur? sorusundan yola çıkmıştım. Balıkesir’in nasıl kent olabileceğini de bu yazıya bırakmıştım. Bugün de tamamen Balıkesir odaklı olarak nasıl marka kent ya da başlıkta söylediğim gibi bir dünya kenti olabileceğimiz üzerine düşüncelerimi paylaşacağım.

Balıkesir’in nasıl marka kent olacağına yönelik elbette ki bir yol haritası çıkarılabilir. Ama bu yol haritasından önce son yıllarda sosyal bilimlerde sıkça kullanılan SWOT analizi (güçlü ve zayıf yönler ile tehdit ve fırsatlar analizi) yapmamız bizi Balıkesir için olması gereken yola sokacaktır.

Önce Balıkesir’in güçlü yönlerinden bahsedelim;

- Balıkesir, çok avantajlı bir coğrafi konuma sahip ve büyük kentlerin ulaşım ağı içerisinde. Devam eden otoyol projeleri de Balıkesir’in gücüne güç katacak nitelikte. Ayrıca sahip olduğumuz iki havaalanı, ulaşım açısından büyük bir güç sağlıyor.

- Çok ciddi bir doğal kaynak zenginliğine sahip, örneğin yüzölçümünün % 47’si ormanlık alanlardan oluşuyor.

- İklim şartları, diğer rekabet halinde olduğumuz büyük kentlere göre oldukça iyi durumda.

- İyi bir eğitim altyapısına sahibiz. Örneğin, iki devlet üniversitesi ve 50.000’den fazla üniversite öğrencimiz var.

- Batıda yer alıp iyi bir iklime sahip olduğumuz için başka illerden rahatlıkla nitelikli eleman göçü alabiliyoruz.

- Çok zengin bir turizm çeşitliliğine sahibiz. Jeotermal turizmden eko turizme kadar her tür turizm olanakları var.

- Rüzgâr enerjisi potansiyeli bakımından Türkiye’nin en zengin iliyiz.

- Tarımsal üretimde Balıkesir, Türkiye’nin gözbebeklerinden biridir. A’dan Z’ye bütün hayvansal ve bitkisel ürün ziyadesiyle yetiştirilmektedir.

Yukarıda saydığım güçlü yönlerimizden başka mutlaka daha fazla güçlü yönlerimiz var. Ama bir gazete köşe yazısının verdiği imkân kadar yazmaya çalıştım.

Şimdi de zayıf yönlerimize bir bakalım;

- Balıkesir, ne yazık ki Türkiye’nin en hızlı yaşlanan illerinden biri durumunda. TÜİK verilerine göre Türkiye’deki yaklaşık 80 milyon insanın ortalama yaşı 29 iken, Balıkesir’in ortalama yaşı 37,5. Bu da bize Balıkesir’in giderek bir emekli cenneti haline geldiğini gösteriyor. Ama, emekli nüfusun Edremit Körfezinde yoğunlaştığını biliyoruz. Kent merkezinde genç nüfus yüksekliğini koruyor.

- Kentli ve orta sınıf nüfus, bize benzer illere göre oldukça düşük, buna karşılık tarımla uğraşan kırsal nüfus neredeyse Türkiye’nin en yüksek oranına sahip.

- 20- 30 yıl önce Balıkesir ile aynı durumda olan Denizli, Gaziantep gibi illere göre girişimcilik ruhumuz çok zayıf. Bir araya gelip birlikte iş yapabilme becerimiz oldukça düşük ne yazık ki.

- Büyük sanayi merkezlerine çok yakın olmamıza rağmen, il genelinde sanayi altyapısı rakip illere göre son derece zayıf durumda.

- Sanayi altyapımız zayıf olduğu için il genelindeki ihracatımız da son derece düşük durumda.

Peki sahip olduklarımız ve gelecek trendleri bize ne gibi fırsat sunuyor;

- Büyükşehir Belediyesi, sahip olduğu planlama yetkisi ve kaynaklarıyla en önemli fırsatımız durumunda. Çünkü, 6360 sayılı yasa Büyükşehir Belediyesine ilin büyümesi ve kalkınması için her türlü yetkiyi sağlıyor. Aynı yasa, Büyükşehir Belediyesine çok ciddi bir harcama ve kaynak yaratma yetkisi de sağlıyor.

- İlin sanayi açısından zayıf durumda olması, yeni gelişen ve çevreyi kirletme düzeyi düşük yeni sanayi kollarına yatırım için önemli bir fırsat sunuyor.

- Dünyada yeni gelişen alternatif turizm faaliyetleri, tarih ve doğal zenginliğimizi dikkate aldığımızda yabancı turizminin gelişimi bakımından önemli bir fırsattır.

- Dünyada yenilenebilir enerjide müthiş bir artış yaşanıyor. Balıkesir sahip olduğu rüzgar ve güneş potansiyeli ile ciddi bir yenilenebilir enerji üretim merkezi olma fırsatına sahiptir.

- Balıkesir, dünyadaki mevcut Bor rezervlerinin % 70’inden fazlasına sahip. Her ne kadar Bor madenini zenginleştirip endüstriyel ürün haline getirecek teknolojiden yoksun olsak da, yapacağımız teknolojik atılımla birlikte Balıkesir, dünyanın jeostrateji merkezi olma fırsatına sahiptir.

Son olarak, bütün sahip olduğumuz zenginliklere ve fırsatlara karşın, çok ciddi tehditlerle karşı karşıyayız.

- Balıkesir, küresel ısınma nedeniyle 2030’dan sonra su kıtlığı yaşayacak iller arasında gösteriliyor. Bunun yanında su kıtlığına bağlı olarak kuraklık tehlikesi de en ciddi tehdit olarak karşımızda duruyor.

- Yine tarımsal faaliyetler nedeniyle ciddi bir su kirliliği tehdidi var. Gönen Çayı ve Manyas Gölü, kısa vadede önlem alınmaz ise kirlilik nedeniyle yok olma tehdidi ile karşı karşıya.

- Bandırma’dan Biga’ya kadar olan sahilde 7 termik santral için ruhsat verilmiş durumda. Eğer 5- 10 yıl içinde bu termik santraller faaliyete geçerse, Balıkesir’in kuzeyi, yani Güney Marmara, çevresel açıdan büyük bir yıkım yaşayacaktır.

- 1/ 100.000’lik Çevre Planı, Bandırma Bölgesinde Türkiye’nin en büyük kimya endüstrisinin kurulmasını öngörüyor. Tamam, bu plana göre bölge büyük bir ekonomik gelişmeye önayak olacak. Ama, Balıkesir’i cazip hale getiren en önemli özelliği sanayi faaliyetleri ile kirlenmemiş olmasıdır. Günümüzde sanayi faaliyetleri daha az çevreyi kirleten ama bir o kadar da yüksek katma değerli üretime geçiyor. Hal böyle iken aşırı kirlenen İstanbul ve İzmit bölgelerinden kirletici sanayinin Güney Marmara’ya kaydırılması, bu bölgenin tarımının ve hayvancılığının tamamen yok olması ile sonuçlanacaktır.

Biliyorum, biraz uzun oldu ama bu sayede Balıkesir’in kısa da olsa envanterini çıkarmış olduk.

Balıkesir’in bu kısa envanteri ışığında nasıl marka kent oluruz? Sorusuna benim naçizane yol haritam şu şekilde;

- Balıkesir, dünyanın en önemli yenilenebilir enerji merkezi olmalıdır. Hatta, Balıkesir adı, rüzgar enerjisi ile anılmalıdır. Bunun için, Balıkesir’de rüzgar türbinlerinin üretildiği yeni bir sanayi kolu kurmalıyız.

- Balıkesir, aynı zamanda, dünyanın en büyük ve en yüksek katma değerli tarım ürünlerinin üretildiği yerin adı olmalıdır. Örneğin, bir yılda Hollanda kadar (yaklaşık 100 milyar dolar) hayvancılık ve bitkisel ürün ihraç eden bir kent haline gelmeliyiz. Bunun için de “Türkiye’yi Doyuran İl” sloganından daha ileri bir vizyona ihtiyacımız var.

- Balıkesir’i dünyanın alternatif turizm merkezi haline getirmeliyiz. Zira, Türkiye’de deniz, kum ve güneşe dayalı klasik turizm ciddi bir gerileme yaşıyor.

- Ve en önemlisi de Balıkesir’i Türkiye’nin en büyük ve en ileri eğitim üssü haline getirmeliyiz. Eğer, çağdaş anlamda ilköğretimden yükseköğrenime büyük bir eğitim atılımı yaparsak, 10- 15 yıl içerisinde Balıkesir, Türkiye’nin en yaşanabilir kenti haline gelecektir.

Hep söylenir, hep biliriz: Şeker var, un var, yağ var. Eeee helva yapsana, ne duruyorsun?

Helva yapmak bir sanattır. Bir kenti dünya markası olan bir kent haline getirmek te öyle aslında.

Hep söylerim, bir insanın kaderi neyse, kentin kaderi de odur. İnsanın tek başına hedefi olduğu gibi, bir kentin de tek başına hedefi olmalı. Bu hedef te, bir insanın ömrü ile sınırlı olmamalı, bir insanın ömrünü aşmalı. Gelecek 50- 100 yılı sarmalı bu hedefi.

Benim Balıkesir’e biçtiğim hedef, Balıkesir’in bir dünya markası haline gelmesi. Türkiye’nin en çağdaş, en yaşanabilir kenti haline gelmesi.

Çok mu ütopik? Çok mu hayalperestim?

Bence değilim. Ama bu hedefin gerçekleşmesinin bu ömrümü aşacağını biliyorum. Bir şey daha biliyorum; bu güç güç, bu enerji, bu vizyon Balıkesir’de ve Balıkesir’lide var. Yeter ki bakış açımızı değiştirelim, yeter ki Balıkesir’i rant üreten bir kent olarak görmeyelim.

Bu vesile ile bütün okuyucularımın Ramazan Bayramını en içten dileklerimle kutluyorum. Sağlıcakla kalın…