Ne zamandır dostlarım, arkadaşlarım dolar daha da düşer mi? madem piyasalar bu kadar kötü neden borsa rekor üzerine rekor kırıp yükselişini sürdürüyor? diye soruyorlar.

Doların düşüşü, Türkiye Ekonomisine duyulan bir güvenin veya istikrarın sonucu mudur? Bunun devamı olarak, Borsanın yükselişi de ekonomideki büyümenin bir sonucu mudur?

Bugün bu sorulara yanıt arayalım.

Önce dolardan başlayalım.

Doların değer kaybetmesinin bir Türkiye içinden, bir de ABD’den kaynaklanan iki sebebi var.

Türkiye, şu anda Gelişmekte Olan Ülkeler (GOÜ) içinde tahvil faizi en yüksek ülke durumunda, dolayısıyla yabancı sermaye için Türkiye, hala devlet tahvili yatırımı için son derece cazip bir ülke.

Son 1 ayda yabancı yatırım fonlarının girişinde artış olduğunu biliyoruz. Yabancı fonların ülkeye girişi ile birlikte doların düşüşü gerçekleşiyor, bu birinci nedeni.

Türkiye için ikinci nedeni ise, 10 günlük bayram tatili boyunca Türk Lirasında aşırı bir oynama olmayacağı için yabancı yatırımcı bu süre içinde parasını kısa vadede devlet tahvili alıp döviz bozdurma yoluna gitti ve dolayısıyla tatilden önceki iş günü 25 Ağustos Cuma günü dolar kuru 3.44’ e kadar geriledi. Bir de bizim vatandaşımız, dolar kuru düştüğü için ve de bayram tatili araya girdiği için dolar bozdurarak TL’ye geçti.

Velhasıl, Türkiye içinde şu anda dolar bol durumda ve düşüş normal karşılanmalı.

Doların düşüşünün ikinci sebebi, ABD’den kaynaklanıyor. Trump’ın ABD başkanı olmasından sonra dolar, biz hariç neredeyse bütün dünyada değer kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor.

Bunun temel sebebi, Trump’ın dünyaya güven vermemesi, her an bir delilik yaparak Kuzey Koreile bir nükleer savaşa girme ihtimali.

Trump, ABD’de şu anda ABD başkanları içinde en düşük desteğe sahip başkan durumunda. Yani, Trump’ın popülaritesi yerlerde sürünüyor. ABD’de Trump’a destek düştükçe, dünyada doların değeri de giderek düşüyor.

Ancak, işin bir başka ilginç tarafı, ABD ekonomisinde işler enflasyon dışında iyiye gidiyor. Enflasyon dediysem yanlış anlaşılmasın, enflasyon çok düşük olduğu için sorun var diyorum. Çünkü, sıfır enflasyon istenen bir durum değil. Enflasyonun yıllık % 2-2,5 aralığında olması ekonomi için son derece faydalıdır. Oysa ABD Ekonomisinde enflasyon % 1 civarında. Dolayısıyla, enflasyonun artmaması, ekonomide beklenen canlanmanın gerçekleşmediğini, resesyon riski olduğunu gösteriyor.

ABD ekonomisi ile ilgili yakın gelecekte bir başka sorun daha var. ABD’nin kamu borçlanma sınırı, yasaların izin verdiği sınır, Ekim ayında doluyor. Dolayısıyla, yeniden borçlanabilmek için Kongre’nin onayına ihtiyaç var. ABD’de Obama zamanının da borçlanma sınırına gelinmişti. Ancak, Kongre yeni bir sınır belirleyerek kamu borçlanmasını devam ettirdi. Ancak Trump için sorun kolaylıkla aşılacak gibi durmuyor. Çünkü, Kongre’de kendi partisinden bile ciddi karşı olan senatörler var ve çoğunluğu kaybetmiş durumda. Eğer borçlanma sınırı yükseltilmesi ise devlet çarkları durur ve dolar kuru daha da düşer. Bu durum ABD Ekonomisi için çok ciddi bir risk oluşturuyor. Bu risk ise, doların dünya çapındaki değerinin düşmesine sebep oluyor.

Bu durumda hem yurtiçi hem de ABD’den kaynaklanan sebeplerle dolar kurunun en azından Ekim ayına kadar düşüşüne devam edeceğini öngörebiliriz. Tabi, başka bir faktör devreye girerse bunun tam tersi olabilir. Bunu her zaman göz önünde tutmak lazım.

Gelelim Borsadaki yükselişe.

16 Nisan referandumundan sonra Türkiye Ekonomisi için bir hikaye yazılması gerekiyordu, ki ekonomi büyümesine devam edebilsin, bu hikaye borsadan yazılmaya başlandı diyebiliriz.

Nedir hikayemiz?

Hikayenin temeli, Türk Borsasında hisse senetlerinin değeri son yıllarda dolar bazında çok düşük kaldı.

Bu hikaye tuttu mu? Bence tuttu. Tutmasaydı, borsa bu kadar yükselemezdi.

Özellikle KGF yoluyla sorunlu bankalar, bilançolarını düzelterek yüksek karlılık sağladılar. Bu yüksek karlılık sayesinde borsada hisse senetlerinin değeri daha da yükseldi. Borsa yükseldikçe küçük yatırımcı gözünü tekrar borsaya çevirmeye başladı. Kağıt üzerinde neredeyse bütün hisse senetlerinin değeri yükseldi.

Yukarıdaki iki olumlu gidişat, kanımca bize erken seçimi işaret ediyor. Ekonomide düşük dolar kuru ve yüksek borsa değeri ile ekonomik büyüme beklenenden daha yüksek geldiğinde, erken seçim kararı açıklanır.

Ekonomideki bu olumlu durumun sonucunu merak ediyorsanız, buyurun size bunu Anadolu’dan bir deyişle anlatalım;

Hasan Dağı arpalıktır, eğer saban yürürse,

Her derede bir değirmen, eğer suyu gelirse,

Her köylüden bir tavuk, eğer köylü verirse,

Güzel gidiş bu gidiş, eğer sonu gelirse…