ABD ve Batı’nın Türkiye’ye karşı iki kompleksi olduğunu anımsamak zorundayız. Bunlardan birincisi Lozan, diğeri Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Anadolu’nun emperyalizme karşı kazandığı zaferdir. ABD ve Batı bu yenilgiyi unutmamıştır. 

ABD ve Batı Ortadoğu’da Türkiye’yi de kapsayan yeni bir haritanın çizilmesini öngörmektedir. Bölgede egemenlik alanını genişletmek isteyen emperyalizmin hazırladığı plan uygulama aşamasındadır. ABD ve Batı’nın “Büyük Kürdistan” ve “Büyük Ermenistan” hayalleri sona ermemiştir.

Günümüzdeki siyasal gelişmeleri değerlendirirken yalnız Avrupa Birliği’nin (AB) değil, altmış yıllık “stratejik müttefik” ABD’nin Türkiye’ye karşı olan emellerini anımsamamız, ABD Kongresi’nin raporunda ulusal bağımsızlık savaşımızın “devlete karşı isyan” şeklinde tanımlandığını unutmamamız gerekiyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile sürdürdüğü ilişkilerde “göstermelik” adaylık süreci AB’den gelen baskılara karşı devam ederken AB ve ABD Türkiye’nin üniter devlet yapısını çökertecek isteklerini sürekli olarak gündemde tutmaktadırlar.

AB ile ilişkiler konusunda şimdi aramızda olmayan değerli tarihçi, bir dönemde hocam, Prof.Dr. Halil İnalcık’ın Milliyet Gazetesi yazarı Derya Sazak’a söylediği çarpıcı sözler şöyledir:

“Ödün vermekle problemler çözülmez. Zaafımız şu: AB’ye girmek için her şeyi kabul eder durumdayız. Uluslararası müzakerelerde elimizde koz yoksa tam manasıyla diz çökmüşseniz, daima kaybedersiniz. Hiçbir devlet anlaşmalarla perçinlenmiş haklarından vazgeçemez. Vazgeçerse varlığı tehlikeye düşer. Sevr’e gideriz.” Sevr, Türkiye’nin parçalanmasını öngören, üniter devlet yapımızı tehdit eden bir anlaşma idi.

“Doğu sorunu” bugün de gündemin başköşesindedir. Bölgemizdeki kirli oyun tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Çok dikkatli ve ihtiyatlı hareket etmek zorundayız.