Son aylarda dış politika alanında alınan önemli kararlar “dış politikada yeni bir süreç mi başlıyor?” sorusunu akla getirmektedir. Temelini “stratejik derinlik” ten alan, Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürükleyen dış politikanın kimi engellere karşın yeni hedeflere doğru yol alacağı fark edilmektedir. Bu politikanın ilk hedefi İsrail ve Rusya ile ilişkileri düzeltmek olmuştur.

İsrail’in Gazze’ye yardım götürmek üzere yola çıkan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da yaptığı 9 kişinin ölümüne neden olan baskınla iki ülke arasında bozulan ilişkilerin 26 Haziran 2016 günü Roma’da varılan uzlaşma ile 6 yıl aradan sonra olumlu yönde sonuçlandığı karşılıklı olarak yapılan açıklamalardan anlaşılmakla beraber eş zamanlı açıklamalarda özellikle ambargo konusunda birbirini tutmayan ifadelerin yer alması dikkat çekicidir. Anlaşmanın iki kritik noktası olan Hamas’ın durumu ile Gazze’ye yönelik ambargo ve ablukanın kaldırılmasında ayrıntılara açıklık getirilmemesi nedeniyle tarafların kimi zorluklarla karşılaşacağı anlaşılmaktadır. İsrail, Mavi Marmara mağdurlarına 20 milyon dolar vermeyi kabul etmiştir. Karşılıklı olarak Büyükelçilerin atanması beklenmektedir. Ancak Hamas İsrail için en duyarlı konulardan biridir. Hamas’ın İstanbul’daki bürosu bir operasyon merkezi olmaktan çıkıp, küçük etkisiz bir temsilciliğe dönüşüp dönüşmeyeceği konusu tarafları rahatsız etmeye devam edecektir. İsrail’in Kıbrıs Rum Kesimi ile yakın ilişkiler içinde olması, ayrıca Kuzey Suriye’de bir Kürt devletinin kurulmasını destekleyeceğini açıklaması Türkiye için yaşamsal önemde sorunlardır. Bu konuların da İsrail ile yapılacak görüşmelerde ele alınması yaşamsal önemdedir. İsrail ile olumlu düzeyde kurulan ilişkilerden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Devlet Başkanı Putin’e uçak olayı nedeniyle Türkiye’nin üzüntülerini belirten bir mektup göndermesi son zamanlarda gerilim içinde devam eden Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilere ivme kazandırması beklenmektedir. Gerek İsrail, gerek Rusya ile ilişkilerde Türkiye ağır bir bedel ödemiştir. Uçak olayı ne acıdır ki Türk-Rus ilişkilerine ağır bir darbe indirmiştir. Türkiye, uçak olayından sonra Rusya ile gerilim içinde devam ilişkiler nedeniyle Suriye’nin kuzeyinde hava harekatı yapamamakta, uçaklarını uçuramamaktadır. Rusya ile sürdürülecek görüşmelerde bu duyarlı konunun da ele alınması ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. Türkiye’nin Rusya ile yürüteceği dengeli ilişkiler ülkemizin geleceği ve ulusal çıkarlarımız açısından büyük yarar sağlayacaktır.