tarik @ politikam.com

"RAKI candır" diye başlık atmış ya gazete..

Havran'daki deve güreşlerinde milletin şişeler dolusu rakı tükettiğini iddia ediyor.

Rakılı - biralı deve güreşlerinin faturasını Büyükşehir Belediyesi ile Karesi Belediye başkanlarına kesiyor.

Sonra bir başka gazete, "iftira atma; o fotoğraflar Havran'da değil, Altınova'daki deve güreşlerinde çekildi" diye manşet atıyor.

Bu durumdan çıkardığımız sonuç:

Deve güreşlerini AK Partili belediyeler düzenlerse alkol tüketiminden söz edilemez..

CHP'li belediyeler yaparsa.. Rakı, bira, kumar her şey serbest!

 

***

AMA illâ ki çakacak gazete... Çakmaya koşullanmış.. Çakmazsa rahat edemiyor..

Öyle veya böyle, bir biçimde çakmak gerek; mantık bu.

Çakıyor netekim:

"Rakı candır!.."

Diğeri de karşı taarruza geçiyor:

"Yalan postası..."

 

***

DEVE güreşi denilen gereksiz icraat Balıkesir bölgesinde son iki - üç yıldır gereğinden fazla gündeme geliyor.

Oysa yıllardır ilçelerde, beldelerde periyodik aralarla tekrarlanan organizasyonlar bunlar.

Öyle çok fazla gündem olmaz.. Hele de manşetlerde hiç yer almaz.

"Tülüler kıran kırana" türü başlıklarla iki - üç sütunda biten haberlerden ibarettir yani.

İşin içine AK Partili belediyeler girince, rakısal manada sekiz sütuna manşet oluyor.

Deve dediğin boynu eğri, hörgücü kendinden menkul hayvan geri plana düşüyor; rakı, bira, kumar muhabbeti gündemi belirliyor!

CHP'li belediyelerin olduğu bölgelerde güreşirse develer, sıkıntı yok.

Orada içene, sıçana kimse karışmıyor.

AK Parti'nin mücavir sahasında olursa, 'vurun boynunu..."

Anında manşettesin...

 

***

GERÇEK şu ki, deve sahibinden cazgıra, güreşseverden sucuksevere kadar hemen herkesin derdi, güreş bahanesiyle kafa çekmek.

Güreşten tekavüt deveyi kesip sucuk yaparlar; güreşsever yurdum insanı da sucuğu mundar etmez; rakıyla ıslatır.

Bu mudur?

Budur!

Deve güreşi bahanedir, rakı şahane...

İşi bilen üç beş deveseverin dışında, güreşe dönüp bakan olmaz.

Toprak zeminde boyunlarını birbirine düğümleyen ağzı köpüklü hayvanı sucuk olarak hayal ederler.

 

***

BİR yanda devenin tüyünden, teninden yayılan o ağır gübre kokusu.. Bir yanda ekşi deve etinden mamul sucuğun mangaldaki cızırtısı..

Yanık et kokusu, mangal dumanı, deve boku, insan teri..

..ve anason!

Binlerce insanı kendine çeken dayanılmaz kokular sarmalı.

Bizim gibi balkon çocukları için tahammül ötesi durumlar.

 

***

KARARI ben vermiyorum, kuralı ben koymuyorum.. Ama yetki bende olsa, deveyi havutsuz, deveciyi sucuksuz bırakırım.

Neticede panayır faslında, eğlencelik organizasyonlar bunlar.

Panayırlara da tahammülüm yoktur zaten.

Söz panayırdan açılmışken; işte yine Karesi Meydanı'na bir mini panayır kurmuşlar.. Çadırlar, derme çatma barakalar, yiyecek içecek satışları falan.

Ne görsellik kaygısı var, ne başka şey.

Çok mu lazım?

Meydanı rahat bırakın gari...

 

***

DİYECEĞİM o ki; deve güreşi denilen gereksiz icraata bir son verin.

Bu işlerden geçimini sağlayanlar çok tabi.. Bırakın o zaman, onlar kendi kendilerine yapsın organizasyonu; belediyeler karışmasın.

Belediyeler karışınca n'oluyor?

İşte böyle rakılı, biralı manşetlerle gündeme geliyorlar.

Ne gerek var?

Bence zaman kaybı.. Maddi kayıp.

Güreşleri izlerken şişenin dibini gören vatandaş o kafayla yatıp sabah kalkınca, ne deve geliyor aklına, ne güreş.

Yoğun bir baş ağrısı, tenden fışkıran sarmısaktan beter anason kokusu, halsizlik, yorgunluk falan...

O halde işe gidecek adam; randıman bekleyin haydi.

İş gücü kaybı da söz konusu yani!..

 

***

CHP'li başkanların Altınova güreşlerinde kamyon kasasına konuşlandırılan masada rakı içerkenki fotoğraflarına çok güldüm asıl.

Kamyon kasası sonuçta...

Ulen, doğru düzgün bir protokol ortamı yapamadınız mı bre?

 

***

GEÇEN sene Karesi Belediyesi'nin Sanayi'de düzenlediği deve güreşlerini anımsadım.

Belediye Başkanı Yücel Yılmaz fena takılmıştı mevzuya; haftalarca develere dair ders çalıştı.. Deve güreşlerinin tarihini, coğrafyasını, kültürünü ezberledi.

Güreşin kurallarından tutun da, devenin ağzındaki köpüğün anlamına kadar ilim irfan yaladı yuttu.

Sonra her fırsatta bunları anlattı millete... Mevzuya manevi bakış açıları getirip uhrevi manalar yükledi.

Geleneksel olacak falan dedi ama, tekrarı olmasın mümkünse...

İlle de güreş diyorsa, Kurtdere'nin çayırı kâfi.

 

 

********************** 

 

N'oldu 36 kilometrelik bisiklet yolları?

 

BÜYÜKŞEHİR'in Karesi'deki Büyük Aile etkinliklerinin finalinde bisiklet turu attı Karesi Belediyesi'nin yetkilileri.

Vatandaşlar da katıldı.. Şehirde bisiklet şenliği faslında bir görüntü oluştu.

Güzeldi.. Spora, sağlığa dair anlamlı mesajlar verildi.

Sonra 8 Mart Kadınlar Günü kutlamaları bağlamında yine bisiklet turu vardı.

Bu kez Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz'ın eşi ön plandaydı.. Balonlar bağlanmış bisikletlerle turlayıp 'kadına özgürlük' mesajı verdiler.

O da güzeldi.. Anlamlıydı.

Fakat bisikletlere binip şehir turu atan kravatlı abiler, objektiflere güzel güze poz verirken, iki yıl önce lafını ettikleri '36 kilometrelik bisiklet yolu' vaadini unutmuş görünüyorlardı.

Cadde ve sokakları araç trafiğine kapatıp bisiklet turu atarken, trafik çilesi yaşayan bu kentte kısa süreli de olsa caddeleri sokakları araç trafiğine kapatmanın nelere mal olduğunu düşünüyorlar mıydı, orasını bilemiyoruz.

Elimizde 22 Ekim 2014 tarihli gazete nüshası var.

Manşetten vermişiz:

"Karesi'ye 36 kilometre bisiklet yolu..."

Başkan Yücel Yılmaz demiş ki:

"Bir yıl içinde 36 kilometre bisiklet yolu yapmak için danışmanlık hizmeti alıyoruz. Her yere bisikletle ulaşım kampanyası başlatıyoruz. Balıkesir'de bundan sonra takım elbiseli bisikletliler görürseniz şaşırmayın. Vatandaşın bisikleti ulaşım aracı olarak kullanması gerekiyor."

22 Ekim 2014'de yapılmış bu açıklama.

Bugün 9 Mart 2016.

Karesi ilçesinde bisiklet yolu diye adlandırılabilecek bir yol, bir güzergah var mı; biz göremiyoruz.

Demek ki, sene içinde düzenlenen bir iki etkinlik kapsamında bisiklete binip poz vermekten ibaretmiş bu vaad.

Bu arada, Ayvalık Belediyesi bisiklet yolları yapmış; Karesiciler gidip görsün; caddelerin bir bölümünü delinatörlerle kapatıp bisikletlilere özel güzergaha dönüştürmüşler.

Ahım şahım bir iş değil ama, en azından bisiklet kullanıcıları için rahatlatıcı bir icraat.

Yani, poz verip PR yapmanın ötesine geçmek gerekiyor.