tarik @ politikam.com

İZLEDİĞİM en kötü maçlardan biriydi.

İl olamamanın yarattığı travmayı tedavi edemeyen bir kitleyle.. Vilayet merkezi olmanın kibri tribünlerde çarpışıyor.

Taraftar açısından durum bu.

Doksan dakika hiç susmadan küfür eden taraftar kitlesine karşılık..

Doksan dakika aynı küfürleri konuk taraftar tribününden karşı tarafa iade eden bir kitle.

Sahada maç var; ama maça dönüp bakan yok.

 

***

ZATEN ortada stadı heyecanlandıracak bir karşılaşma da yok.

Dan dun, dan dun...

Doksan dakika boyunca nabız yükselten bir iki pozisyon dışında izleyene keyif verecek bir karşılaşma göremiyoruz.

Dört dakika uzayıp doksan dört dakika süren maçta gol sesi gelmiyor.

Golsüz beraberlikle maç sona eriyor.

Ligin dibindeki Bandırma'nın hanesine bir, Göztepe'den kaptığı üç puanla ortalara terfi eden Balıkesirspor'un hanesine de yine bir puan ekleniyor.

 

***

RAKİP Bandırma olunca..

Balıkesir - Bandırma arasındaki ezeli rekabet, çekişme, kutuplaşma zaten malum.

Mazallah Bandırma deplasmanında bir gol atsa Balkes, olay çıkar.

Bandırma havalandırsa Balkes'in filesini, girişte polisin bibergazına maruz kalan taraftar o hırsla artık ne yapar bilemeyiz.

 

***

BU durumda maç sonucuna seviniyor insan.

"Berabere bitti, olay çıkmadı" tesellisi.

 

***

NE Kİ, gergin ortam ve sahada futboldan başka her şeye benzeyen bir oyun görünce insan..

"Acaba" diye düşünüyor gayri ihtiyari: "Anlaşma mı var?"

"Beraberliğe yatalım, Bandırma - Balıkesir gerginliğini körüklemeyelim" türü bir anlaşma...

Meselâ!..

"Yok canım daha neler..."

Yine de o kafa kurcalayan kurtçuklar düşüyor insanın aklına.

 

***

ATATÜRK Stadı'nda canavar kesilen Balkes yöneticileri, Bandırma Stadı'nda kuzu...

Ekonomik sınıf uçak koltuklarının diz mesafesi benzeri bir durum; stadın protokol koltuklarına oturanlar sıkışıp kalıyor.

Bizimkiler de, elinde listeyle konuklara oturacakları yeri gösteren elemanı dinleyip protokolün en arka sırasına diziliyor.

Bir bakıyoruz, Kulüp Başkanı Feyyaz Çiftçi de orada.. Gelip en arka sıraya sığmaya çalışıyor.

Senin yerin orası mı?

Konuk kulüp başkanı olarak oturacağın yer, protokolün en ön sırasına dizilen koltuklar olmalı.

Bizim Başkan Bandırmalı mevkidaşları ve bordo beyazlı kulübün destekçisi protokol mensuplarıyla birarada olmayı pek güvenli bulmuyor olmalı ki.. Kendi ekibiyle tribünün er arka sırasına konuşlanıyor.

Neden sonra, klostrofobik basın tribününün yanındaki mermer basamaklara konuşlanan bizim hanım, Feyyaz Çiftçi'yi uyarıyor:

"Burada niye oturuyorsun Feyyaz Bey? Senin yerin en öndeki koltuklar..."

Çiftçi önce tereddüt ediyor gidip gitmemekte.. Sonra, tribündeki görevliye konumunu sıfatını hatırlatıyor; koltuklara kurulan abiler rahatsız edilip Çiftçi'ye yer açılıyor.

Çiftçi mütevazı olmayı tercih ediyor olabilir.. Fazla tevazu iyi değildir.

Ama maç bitene kadar bulunduğu ortamda can sıkıntısından patladığına eminim.

Gol yese bizim takım ses edemezsin, tepki gösteremezsin.

Gol atsan sevinemezsin!

Sağında Bandırma vekilleri.. Solunda bordo beyazlı idareciler.

Heyecanını gösterecek şuncacık bir mimik bile haram...

 

***

BALIKESİRSPOR'un kendi sahasındaki maçlarda hiç görmediğimiz milletvekilleri.. Söz konusu Bandırma olunca baş köşeye konuşlanıyorlar.

Açıkça taraf oluyorlar.. "Biz Bandırmalıyız" diyorlar.

Tamam, ona da eyvallah.

Bandırma Stadı'nın hali ne öyle?

Birinci ligde top koşturan bir takıma yakışıyor mu?

Güya ödenekler mödenekler yollandı, stad bakım onarımdan geçirildi ama.. O çok bildiğimiz kasaba stadlarından farkı yok.

Ne küçücük bir çevre düzeni, ne gerçek anlamda güvenlik.

Saha içinde, seyirci tribünleri olması gereken yerleri öylece bırakmışlar.. Misafir taraftar için ayrılan tribünün iki yanı toprak zemin.. O bölgeyi ağaçlandırmışlar.. Stad içinde ağaçlandırma yapılmış yani.

Dış cephe dökülüyor.. Boyası gitmiş, sıvası çatlamış.

Kimin nereden girip çıktığı belli olmayan giriş kapılarından bir tek basın geçemiyor.

Herkes kapılardan içeri girerken.. Basın dışarıdan giriş yapıyor.

Nasıl?

Yangın merdiveni formatında, tırman tırman bitmeyen basamaklardan mamul demir merdivenlerden giriş yapıyor gazeteciler.

Eziyet ki, ne eziyet...

Onca basamağı tırmanan gazetecide takâd kalmıyor haliyle.. Hava da sıcak.. Kan ter içindesin yani.

Ha işte, o her fırsatta Bandırmalı kimliğini öne çıkaran bordo beyazlı mebbuslara sormak lazım şimdi:

"Bu mudur sizin Bandırmalılığınız?"

 

***

ONCA basamağı tırmandıktan sonra, orta boy bir akvaryumu andıran basın tribününe giriyorsunuz.

İçeriye üç sıra koltuk dizmişler; önlerinde sıralar var.. Herkes açık alanda maç izlerken, gazeteciler camın içine hapsedilmiş halde.

Klima koymayı düşünmüşler Allah'tan.

İçeride oturmak ne mümkün.. Kapalı kabin sonuçta; yirmi kişi sığar sığmaz.. Ter ve nefes kokusu hakim. Benim gibi klostrofobi sorunu olanların doksan dakika boyunca katlanabileceği bir ortam değil.

O sebeple mermer basamaklara oturup izledik maçı.

"Merdiven basamaklarına oturmak yasak" uyarısına rağmen!

 

***

E ona bakarsanız kötü söz söylemek, küfürlü tezahüratta bulunmak da yasak.

Haydi gel anlat.

Bordo beyazlı taraftar gün görmemiş küfürlerle kulaklarımıza tecavüz etti doksan dakika.

 

***

BALKES taraftarı da boş durmuyor elbet.. Onlar da saydırıyor.

Haydi sövgülerin karşılığını veriyorsun da, o patlayıcılar, fişekler, sis bombaları falan ne arkadaş?

Girişteki taşkınlığı biber gazıyla önlemeye çalışan polis, onları nasıl görmedi hayret?

 

***

MAÇ bitti, şehre indik aşağıya.. Sahilde oturduk bir çay içimliği.

Bandırmalı genç meslektaşlar Tufan Dalgıç ve Kaan Bingül'le sözleşmiştik.

Onlarla buluşacağız, bekliyoruz.

O sıra bordo beyaz formayla sahil turu atan taraftarlar gelip geçiyor önümüzden.

Yanlarında eşleri, çocukları.. Maç çıkışı ailece sahil gezintisi yani.

Az önce tribünde sövmedik bir değerimizi bırakmayan arkadaşlar, nasıl da sakin yürüyorlar.

Demek ki rahatlamışlar.. Stresleri falan atmışlar.

 

***
TUFAN ve Kaan güzel bir mekana götürdü bizi.. Deniz manzarası eşliğinde bir iki saat sohbet ettik.

Tufan, "ama maç konuşmayalım, mümkünse futbolun adını bile anmayalım" dedi.

Ben dünden razıyım zaten; futbol konuşmayı hiç sevmem.