Balıkesir bizim evimiz, nefes aldığımız, mutlu olduğumuz, kederlendiğimiz, ailemizle ve dostlarımızla yaşamımızı geçirdiğimiz mekânın adıdır Balıkesir.

Yaşadığımız kenti sevmezsek, elbette ki orada mutlu olamayız. Ekmeğini yediğimiz, havasını soluduğumuz, suyunu içtiğimiz Balıkesir de tıpkı dünyanın geri kalan diğer kentleri gibi yaşayan canlı bir organizmadır aslında.

Nasıl kendi sağlımız ya da ailemizden bir üyenin sağlığını dert ediniyorsak, yaşadığımız kentin yani Balıkesir’imizin sağlını da dert edinmeliyiz.

Nasıl kendi geleceğimiz için, çocuğumuzun geleceği için planlar yapıp, o planları hayata geçirmeye çalışıyorsak, Balıkesir’in geleceğini dert edinmek ve onun daha sağlıklı ve daha yaşanabilir bir kent olması için düşünmeliyiz, dertlenmeliyiz ve büyük bir aile olarak bir araya gelip, Balıkesir’in geleceğini aile üyeleri ile birlikte planlamalıyız.

Bir kere Balıkesir’i, yani evimizi, daha yaşanabilir bir kent haline getirmek için bu kenti iyi anlamalıyız. Bakın iyi tanımak değil, iyi anlamalıyız diyorum. Zira bu ifade çok önemli. Çünkü tanımak tek taraflı bir süreçtir. Örneğin yaşadığın kenti yanlış tanıyabilirsin. Bu senin sorunundur. Oysa, onu iyi anladığında sorunu çözmek için en önemli adımı atmış olursun.

Balıkesir’i iyi anladığımız takdirde, Balıkesir’in sorunlarına daha akılcı, daha iyi çözümler üretebiliriz. Eğer Balıkesir’i iyi anlayamazsak, Balıkesir’i daha fazla rant yaratma hırsıyla daha fazla betona kurban edersek, başka kentlerde yaşandığı gibi suç oranlarının arttığı, yoksulluğun arttığı ve çevrenin, yani hepimizin nefes aldığı ortamın, iyice bozulması kaçınılmazdır.

Bir kere yaşanabilir bir Balıkesir yaratmak için siyasi önderlik çok önemli. Doğru bir siyasi önderlik, işe başlamanın ilk adımı aslında. Doğru siyasi liderlik, karizmatik liderlik ile olmuyor ne yazık ki. Ortak akıla önem veren, ötekileştirmeyen, adaletli davranan bir siyasi liderlikten bahsediyorum. Bunun için Eskişehir ve Yılmaz Büyükerşen, Türkiye ve Balıkesir için en iyi örnektir bence.

Kendi ifadesi ile, Eskişehir’in bu denli yaşanabilir bir kent olmasını bilim ve siyaset arasındaki kopukluğun giderilmesi, bilim ve siyaset arasında Eskişehir için en iyiyi bulacak şekilde bir denge oluşturmak, başarının temelini oluşturuyor.

Balıkesir’i daha yaşanılası bir kent haline getirmenin ikinci adımı, bir insan ömrünü aşan bir vizyona ve o vizyona uygun uzun vadeli planlamadır.

Biliyorum, Türkiye’de sağ siyaset “planlama” dediğinizde tüyleri ürperir. Bu kötü alışkanlık, soğuk savaş döneminin ürünüdür. Ne yazık ki, uzun vadeli planlama ve insan ömrünü aşan bir vizyon, bizim klasik siyasetçilerin pek sahip olmadığı özelliklerdir.

Benim Balıkesir’e dair en temel saptamam; Balıkesir’in tarihi bir kent olmasına rağmen, bu özelliğinin içinde yaşayan bizler tarafından ne yazık ki anlaşılamamasıdır. Balıkesir’in, her tarihi kentte olduğu gibi, kendine has bir ruhu ve dokusu var. Balıkesir’i anlamak derken kastettiğim tam da buydu.

Balıkesir’in geleceğini planlarken ruhuna ve dokusuna uygun bir vizyon ve planlama anlayışı geliştirmemiz gerekiyor. Tabi ki, aynı zamanda bugünkü ve gelecekteki ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurarak bunu başarmamamız gerekiyor.

Yeni bir Balıkesir yaratmak gibi bir hayalin peşinden koşmamak lazım.  Çünkü, yeni bir kent, geçmişinden kopuk ve ruhsuz bir kenttir. Oysa biz Balıkesir’i geçmişi ile, geçmişinden aldığı ruhu ve dokusu ile seviyoruz.

Örneğin, benim nüfusu 1 milyonu aşmış ve büyük bir metropol haline gelmiş bir Balıkesir hayalim yok. Zira, yakın çevremizde 10- 20 yılda nüfusu 10 kat artmış, ama bir yandan da kimliğini ve ruhunu kaybetmiş bir sürü kent var. Bu bakımdan oldukça şanslı olduğumuzu gururla söyleyebilirim.

Bugünkü yazımı, Balıkesir’e dair bir- bir cevap ile bitireceğim. Sizce Balıkesir’i daha yaşanabilir, daha huzurlu, daha refah bir kent haline getirmek için ne yapılması gerekir?

Benim cevabım; geçmişinin izlerini koruyan, geleceği için de bir insan ömrünü aşan yeni bir Balıkesir vizyonu geliştirmek. Biliyorum, cevabım çok geniş bir içeriğe sahip. Bu içeriği, önümüzdeki haftalarda hep beraber dolduralım.

Kısmet olursa, önümüzdeki haftalarda ülkenin ağır siyasi ortamı izin verdikçe, siz okuyucularımla Balıkesir’i yazmaya ve tartışmaya devam edeceğim.