ABD Başkanı Obama’nın ev sahipliğindeki Nükleer Güvenlik Zirvesi için Washington’a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan 29 Mart Salı gecesi ABD’deki düşünce kuruluşlarında uzmanlık yapan akademisyenlerle bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Mart Çarşamba günü Washington’daki Türkiye Büyükelçiliği konutunda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’yi ağırladı. ABD Dışişleri sözcüsü Kirby görüşmeyi “Erdoğan ile Kerry Suriye’de süregelen gelişmeleri değerlendirdiler” şeklindeki kısa sözcüklerle açıkladı. Bu görüşmenin ardından 31 Mart günü Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD Başkan yardımcısını ve heyetini St. Regis otelinde kabul etti. Heyetler arasında yapılan ve bir saat 20 dakika süren görüşmeden sonra Biden’in “Suriye’de Kürt devleti hedeflemiyoruz” güvencesini veren sözleri dikkat çekici idi. Ancak asıl dikkat çekici olan ABD heyetinde Suriye’de PYD ve YPG üst düzey yetkilileriyle sık sık temas ederek yakın dostluk ilişkileri kuran Obama’nın özel danışmanı Brett Mc Gurk’un bulunmasıydı.

İki ülke arasında kuşkusuz en önemli görüşme 1 Nisan 2016 Cuma günü ABD Başkanı Obama ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında gerçekleşti. Beyaz Saray’ın “kırmızı oda”sında yaklaşık 50 dakika süren görüşmeden sonra Beyaz Saray, “Obama görüşmede ABD’nin Türkiye’nin güvenliği ve terörizmle ortak mücadelemizde desteğini vurguladı” şeklindeki diplomatik sözcükler içeren açıklamasını yaparken Cumhurbaşkanlığı kaynakları “ABD ile gayet iyi çalışmaya devam ediyoruz” (Tolga Tanış, Washington, Hürriyet, 2 Nisan 2016) ifadesiyle ikili ilişkilerin olumlu düzeyde geliştiği izlenimini yaratmaya çalıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Washignton’a gelmesinden önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “PYD konusunda görüş ayrılığımız var ancak bu yüzden ABD’ye küsecek değiliz” (Hürriyet, 31 Mart 2016) şeklindeki anlamlı sözleri Türkiye’nin PYD konusunda “yumuşamaya” yatkın olup olmayacağı sorusunu akla getirdi. Tüm bu gelişmelerden sonra ABD ile PYD arasındaki ittifakın devam edeceği, ABD’nin IŞİD’e karşı arazide savaşan PYD’den kolay kolay vazgeçmeyeceği anlaşılıyor. Basın ve yayın organlarımızda yer alan değerlendirmelere göre Türk-Amerikan ilişkilerinde ilerlemenin olduğu belirtilmekle beraber bu yorumlar gerçekleri yansıtmamaktadır. Türk-Amerikan ilişkileri zorlu bir dönemden geçmektedir. Sözde “stratejik ortaklığa” dayanan bu ilişkiler ne acıdır ki Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda gelişmemektedir. ABD’nin Türkiye’den istekleri sona ermemiştir. Emekli Büyükelçi Onur Öymen’in bir açıklamasında değindiği gibi Türkiye’nin Amerika’dan ve Avrupalı müttefiklerinden en önemli beklentisi terör örgütlerine karşı ayrım yapmadan mücadele anlayışının benimsenmesidir. Terör sorunu Türkiye’de ulusal bir boyut kazanmıştır. ABD bölgede IŞİD’e karşı savaşan PYD’yi ve onun askeri gücü olan YPG’yi müttefik olarak seçmiştir. ABD’nin çıkarlarına hizmet etmeye devam eden Türkiye için büyük tehdit oluşturan PYD ve YPG’den vazgeçmesi beklenmemelidir.