Yine bir büyük maç, yine az farkla biten bir maç ve yine basit hatalarla kaybedilen bir maç... Ahlar vahlar arasında Darüşşafaka Doğuş'tan sonra elimizden kaçırdığımız ikinci eurolig takımı.. 

Peki şeytanın bacağını ne zaman kıracağız, ne zaman galibiyetler serisine başlayacağız bilinmez ama takımın sahaya koyduğu mücadele, düşmemek için son maça kadar savaşacaklarının göstergesiydi. Yunus'un bel fıtığı ve Culpepper'ın maç eksiği yüzünden hazır olmadığını söyleyerek kadrodan çıkarılması kadro genişliğini daraltınca rotasyonda yine TBL Ahmet'e mecbur bıraktı. Özellikle onun oyunda olduğu dönemde savunmada hemen hemen her pozisyon yenilmesi, içeriden dışarıdan boş sayılar yememize neden oldu ve bu süreçte gözler en çok savunmadaki ateşleyici özelliğiyle Yunus'u aradı.

Darüşşafaka maçının yıldızı Nichols savunmada herkesin açığını kapatma gayretine girince çok boğuştu ve yoruldu. Bu yorgunluğu hücumda istediği boşlukları bulamamasına neden oldu ve bir önceki maçtan dolayı da kendisine iyi önlem alan Galatasaray savunması arasında kayboldu gitti ve 40 dakikalık maçın 39 dakika 33 saniyesini oyunda kalarak geçirdiği maçtan 0 (sıfır) sayı ile çıktı. Ondan arta kalan 27 saniyeyi de bir zamanlar sahaya ilk 5'te çıkan Valentin Pastal aldı ve savunmadaki doğru işlerine hücum katkısını ekleyemeyen Nichols'un bu yorgunluğunda rotasyonda en az Ahmet'e verilen şans kadar Pastal'a da verilmeliydi. Böylece hem Nichols dinlenebilirdi ve hücum katkısını da devreye sokabilirdi hem de onun dışarıda olduğu dönemde Pastal belki bir kaç sayı desteği sağlayabilirdi.

 

Golubovic ve Ümit ise sanki artık bu takımda sahaya çıkmak ve maç oynamak bile istemiyor gibiydiler. Golubovic yine az da olsa hareketli ve istekli başladı diyebiliriz ama kapasitesi de belli bir oyuncu zaten. Ümit ilk geldiği zamanlardaki gibi değil ve giderek performansı ve moral motivasyonu düşüş yaşıyor. Maçın son bölümünde kullandığı iki serbest atışı da adeta savurdu ve o atış şekliyle girmesi adeta mucize olurdu zaten. Maçı periyot periyot değerlendirmek yerine genel olarak değerlendireceğim bu yazıda bazı rakamlar ile sonuca gideceğiz. Maç genelinde rakibe oranla daha fazla hücum etme şansı bulan takımımızın düşük yüzdeyle hücum etmesi maçı kaybetmemizdeki en büyük etkendi. Özellikle kendi sahamızda oynadığımız bir maçta 3 sayılık atışlarda 19/4 isabet oranı çok ama çok düşük. Bu isabetlerden de 3 tanesi 4 numara pozisyonunda oynayan uzun oyunculardan geldi diger isabet ise guard Kelly'den. Yani 2 ve 3 numara pozisyonundaki oyuncularımızdan hiç 3 sayı katkısı alamadığımız tek maçımızı oynadık sanırım. Rakip Galatasaray ise kullandığı 3 sayılık atışlarda 24/13 gibi yüksek bir dış atış yüzdesi ile oynadı. Bu 13 isabetin içinde en dikkat çekici olan guard Rodriguez'in 6/6 isabet oranıydı ki bu sahalarda ender görülen bir isabet oranıdır. Kaldı kı Rodriguez o gün 2 sayılık atışlarda 1/1 ve serbest atışlarda da 2/2 atarak maç genelinde çembere gönderdiği 9 şutu da sayıya çevirerek %100'lük bir isabet oranıyla ve 5 asistlik performansıyla mükemmel bir oyun ortaya koyarak maçın yıldızı oldu.

 

Takımımız adına bu maçta en iyi mücadeleyi sergileyen, hem hücum hem savunma da etkili olan ve uzun süredir belli bir form grafiği yakalayıp hemen hemen her maç aynı seviyede basketbol oynamaya devam eden Ofoegbu oldu. Ona yine takıma sonradan transfer olduğundan beri hareketli oyunu ve penetreyi seven yüklenerek çembere gitmeyi seven Delroy eşlik etti ve bu iki oyuncunun hem içeriden hem de dışarıdan skor tehditleri her takımı zorlayacaktır bu form seviyesinde kaldıkları sürece.

 

Maçı yine kaybetmemizin en büyük etkeni ise ikili oyunları iyi savunamamak ve bunun sonrasındaki savunma kaymalarını bir türlü oturtamamak oldu. 13 tane 3 sayılık basketin en az 8-10 tanesi bu oyunlar sonrasında diplerde boş pozisyonda kalan oyuncuların isabetleri oldu ki aynı sorun Darüşşafaka maçında da vardı hatta diğer maçlarda da. Biz bu savunma sorununu çözemedikçe, savunmada kolay geçildikçe ve ve savunma kaymalarını oturtamadıkça daha böyle basit şekilde çok maç kaybedebiliriz o yüzden Hakan hocanın gerekirse hafta boyunca sürekli bu çalışmaları yapıp takımın bu eksikliğini gidermesi lazım.

 

Gelelim maç sonunda basın toplantısına ; takımımızın antrenörü Hakan Demir yazdığım yazılardan eleştirilerimden rahatsızlığını zaman zaman sesini de yükselterek dile getirdiği uzun bir toplantı oldu. Zaman zaman gerilen ortamda sakinliğimi koruyarak kendisini dinledim ve onun da beni eleştirme hakkına saygı gösterdikten sonra benim bu sakin tavrımın da etkisiyle sorularımı sakin bir şekilde ve açıkça cevapladığı için kendisine teşekkür ediyorum. Özellikle Darüşşafaka maçının son 28 saniyesinde serbest atış öncesi ve sonrası kullandığı iki molayı kendi düşünceleriyle anlatıp orada önemli bir coaching yaptığını anlatsa da ve hatta yine olsa yine yaparım sizin de takdir etmeniz gerekirdi demesine rağmen ben hala aynı fikirde değilim ve açıklamaları beni tatmin etmedi bunu belirteyim. Bundan sonra kendisiyle aramızda oluşan iletişim bozukluğunu ortadan kaldırmak üzere ikimiz de karşılıklı adımlar attık ama bu yaptığı hataları eleştirmeye devam etmeyeceğim anlamı taşımıyor tabi ki. Özellikle bu yazımda da bahsettiğim savunma problemine derhal çözüm bulması gerekiyor. Daha önce yazılarımda belirtmiştim ve kendisine de tekrar toplantı sırasında belirttim ki ; ben yazılarımda yaptığım eleştirilerin tamamını, Best takımının iyiliği adına ve bu ligden düşmemesi adına yapıyorum ve bu nedenle kendisinin bu yolda birlik olma adına bana yapmış olduğu çağrısını olumlu yaklaşarak daha iyi bir Best takımı için yazılarımdaki zaman zaman kullandığım sertliği azaltacağım.

 

Ancak şu da bilinmelidir ki biz Best için takımımız dedikçe "beyaz saçlı prens"in bu takım Balıkesir'in takımı değil sadece bizim takımımız mantığında hareket etmeye devam etmesi de hiç hoş değil. Hala yapılan transferler, getirilen menajerler, değişen antrenörlerin haberleri kendi sosyal medyalarından ve öncelikle de dış basın tarafından servis ediliyor. Ama O'nun bu tavrına inat maçları takip etmeye devam edeceğiz ve Best Balıkesir'e "takımımız" demeye devam edecegim.

 

Haftaya Demir İnşaat Büyükçekmece galibiyeti yazımda görüşme umudumla sevgiyle ve basketbol ile kalın...