tarik @ politikam.com

HATIRLAYIN; bir ara ikinci cumhuriyetçiler vardı.

Mevcut cumhuriyetin bittiğini, yerine yenisinin kurulması gerektiğini falan savunuyorlardı.

En güçlü oldukları yer medyaydı. Zaten çoğu sözde aydın, yazar çizer takımıydı.

Atatürk’ten ve O’nun kurduğu cumhuriyetten zerre kadar haz etmiyorlardı.

Her fırsatta Atatürkçülere, ulusalcılara, yurtseverlere saldırıyor, milleti hor görüyorlardı.

Kime, neye, nereye hizmet ettikleri az çok belli olan bu zevatın bir kısmı bugün FETÖ’den içerde.

Ama hevesleri devam edenler var dışarıda.

Dün nerede saf tuttuğu belli kimi zevatın, 15 Temmuz’daki darbe kalkışmasının püskürtülmesinden sonra demokrasicilik oynadığını cümlemiz biliyor.

Kendilerini garantiye almanın derdindeler şimdi.

O sebeple boylarından büyük laflar etmekten çekinmiyorlar.

“Yaranayım” diye, ilginç, tartışma yaratacak mesajlar veriyorlar.

“Yeni bir devlet kurduk” diyebiliyorlar.

 

***

ŞU 15 Temmuz darbe kalkışması FETÖ’nün ve O’nu yöneten güçlerin istediği gibi sonuçlansaydı eğer.

O zaman da duracakları yer, darbecilerin yanı olacaktı.

Bu kere, darbecilerin ele geçirdiği ülke için “yeni bir devlet kurduk” diyeceklerdi.

 

***

BUNLARIN Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile ne sorunları var?

Darbe girişimini püskürten millet iradesi, mevcudu korumanın derdinde.

Bunlar, yeni devlet kurma peşinde.

Düşünmeden edemiyor insan: “Bunları kim söyletiyor?”

 

***

DOKSANLAR, Türkiye’nin en karışık yıllarıydı.

Suikastler, cinayetler, irticai faaliyetler, balans ayarları, şunlar bunlar.

En çok da irticayı konuşuyorduk.

Türkiye’yi yeniden o günlere döndürme hevesi var sanki.

Son günlerde, sarıklı, şalvarlı, cübbeli adamları görüyoruz ekranlarda.

Kimisi Atatürk heykellerine saldırıyor, kimisi resmi polis araçlarının direksiyonunda poz veriyor.

Haber kanalları döndürüp döndürüp bunları gösteriyor.

Birileri yine vatandaşın kafasını karıştırmanın, kışkırtmanın, korku salmanın derdinde herhalde.

Bunların yeni bir senaryo olduğunu düşünüyorum.

Çünkü geçmişte buna benzer çok film izledik.

“Yeni devlet kurduk” tartışmaları üzerine, iktidar kanadından resmi bir açıklama yapıldı geçen gün.

Şöyle deniyor:

“Son on beş yılda AK Parti’nin gerçekleştirdiği reformlar ortadayken, hala irtica kampanyaları üzerinden insanların korkutulmaya çalışılması beyhude bir çabadır.”

Demek ki böyle bir kampanya var.

O halde Hükümet’e büyük görev düşüyor.

 

 

***

 

DÜNYAYI DUMANLI GÖRÜYORUM ŞU SIRA

 

GÖZÜMÜN önünde kara kara dumanlar.. Kara kara noktalar var.

Nereye bakarsan oraya hareket eden noktacıklar hep vardı zaten. Miyopluğun tezahürü.

Ama birkaç gündür dumanlı bir görüntü kapladı sağ gözümü.

İki gözüm de ileri derecede miyoptur malum. Sol göz, sağa göre daha iyi.. Onun derecesi biraz düşük.

Sağ göz eskiden beri tembel.

Altı yaşımdan beri gözlük takıyorum.

Buna da şükür. En azından camların ardından da olsa dünyayı görüyorum.

Birkaç hafta önce araba kullanırken gözümün önünde binlerce noktacık birikti. Sinir bozucu bir görüntü. İlkin, arabanın camı çamurlu zannettim; silecekleri çalıştırdım.. Cam temizlendi ama görüntü değişmedi.

Glokom da var; kaç senedir damlayla idare ediyoruz.

“Herhalde tansiyon yükseldi” diye düşündüm.

Sonra geçti.

Geçen gün simsiyah bir bulut çöktü sağ göze. Sürekli hareket halinde; dumanlı ve noktalı bir manzara oluştu. Sinir bozucu bir durum.

Korktum tabi.. İnsan vücudunda bir arıza çıkmadan sağlığın kıymetini bilemiyor.

Doktora gittik, baktı, etti, ölçtü, biçti.. “Miyoplarda olur” dedi.. Retina yırtılmasından korktum; yırtık yokmuş ama, çok incelmiş.

Damlalar verdi, “birkaç haftaya geçer” dedi.

Olurmuş yani böyle.

Siyah bulutların ardından bakıyorum şimdi. Gözde puslu, dumanlı bir görüntü.

Sağ gözü kısıp, sol gözün yardımıyla yazıyorum şimdi.

..ve bu durum beni oldukça geriyor.

Ne diyelim, buna da şükür.