Musul ve Rakka’ya yönelik geniş çaplı operasyon için geri sayım sürerken İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson’un 26-27 Eylül 2016 tarihlerinde Ankara’yı ziyaret etmesi sürpriz sayılmamalıdır. Ancak asıl sürpriz olan Johnson Ankara’da iken ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken’in Başkan Obama’nın özel temsilcisi Brett Mc Gurk ile birlikte Türk karşıtlarıyla aynı tarihlerde Suriye konusunda yine Ankara’da önemli görüşmeler yapmalarıdır.

Kıbrıs’ta Türkiye’yi yakından ilgilendiren yaşamsal önemdeki gelişmelerin devam ettiği bir dönemde başkentimizi ziyaret eden İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson Ankara’ya gelir gelmez İngiltere’nin Türkiye’yi en önemli müttefiki olarak gördüğünü vurgulamış, gönül alıcı bu sözlerden sonra Brexit sürecinde İngilizlere “AB’den çıkın çağrısı yapan” Johnson, basın toplantısında Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeye devam edeceğini açıklarken, İngiliz diplomasisinin alıştığımız örneklerinden birini sergilemiştir. Gerek açıklamalarında ve gerek basın toplantısında Türkiye’ye övgüler yağdıran, 15 Temmuz darbesinin ardından iki ülke arasındaki dayanışmayı daha da güçlendirmek için Türkiye’ye geldiğini belirten Boris Johnson Kuvayı Milliye’ye  ve Atatürk’e ağır hakaretleriyle tanınan Damat Ferit Hükümeti’nin İçişleri Bakanı Ali Kemal’in öz torunu Stanley Johnson’un oğludur. İngiltere Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu arasında basına kapalı olarak gerçekleşen görüşmede kuşkusuz başta Suriye olmak üzere Irak ve bölgesel gelişmelerin ele alındığı tahmin edilmektedir.

Geçmişte Fransa ile birlikte Ortadoğu’nun haritasını çizmekle ünlenmiş olan İngiliz diplomasisinin Suriye ve Irak’ta ulusal güvenliğimizi yakından ilgilendiren yaşamsal gelişmelerde yine önemli roller üstlenmeye devam edeceğini söylemek zorundayız.

İngiltere’nin ustalıkla yürüttüğü kendi çıkarlarını savunan diplomasisine karşı bizim de ödün vermeden, çok dikkatli hareket etmemiz gerekiyor.