tarik @ politikam.com

ANKARA, İstanbul, İzmir, Malatya, Balıkesir, Bursa..

Seksen bir vilayet, terör tehdidi ile yaşıyor artık.

Başkent'te beş ay arayla üç kez bomba patlatan kan emici terör, yarın buralarda; ne bileyim Edremit Körfezi'nde, Bandırma Limanı'nda, Balıkesir'in Toplu Taşıma Merkezi'nde de benzer saldırılar yapabilir.

İstediğiniz kadar güvenlik önlemlerini arttırın; sonuçta küçücük bir ayrıntıyı gözden kaçırmak bile terörü amacına ulaştırabiliyor.

Bombalı saldırılarda yitip giden insanların masumiyeti, yaşam öyküleri, iyilikleri terör için anlam ifade etmiyor.

Onlar, ne kadar çok can alırsa, o kadar mutlu oluyor!

Medyaya ise, bombalı saldırılarda parçalara ayrılan bedenlerin öykülerini derleyip duygu anaforu yaratmak düşüyor.

 

***

BU hain saldırılardan sonra ciddi, ayakları yere basan, teknik analizler, tesbitler, neden - sonuç ilişkilerini okuyamamanın sıkıntısını yaşıyoruz.

Herkes bir tarafından çekiştiriyor.

Köşe yazıları, sosyal medya, kanlı görsellerden oluşan baş sayfalar.. Hepsi durum tesbiti yapıyor; duygusal mesajlar vermekle yetiniyor.

Hele de sosyal medya.. Onlarca insanı alıp götüren bombalar patlayınca, keskin sınırlarla çizilmiş 'taraf' profilleri çıkıyor ortaya.

Bir taraf, kayıtsız şartsız siyasi iradeyi, hükümeti, devleti suçluyor.

Diğer taraf, siyasi iradeyi savunmaya geçerken, muhalefeti örseliyor!

İstihbarat zaafiyetine dair yorum yapanlar.. Askeri, polisi suçlayanlar.. Devleti suçlu göstermeye çalışanlar...

Herkes bir tarafından asılıyor.

 

***

ANLIK gelişmeler ekseninde apar topar canlı yayına çıkartılan kalemşorlardan biri, "terörle yaşamaya alışmalıyız" diyor.

Vay efendim sen misin bunu söyleyen.

Sosyal medya, internet siteleri, haber portalları anında bu cümleye odaklanıyor; saatlerce bu mevzu üzerinden geyik muhabbeti çeviriliyor.

Oysa adam doğru söylüyor.

Terörle yaşamaya alışmak zorundayız.

Bu coğrafya bu denli karışık oldukça, Türkiye'de bombalar patlamaya devam edecek.

Yalnız bir noktayı atlamayalım..

Bu ülkenin insanları terörle yaşamaya alışkın zaten...

Kırk senedir Güneydoğu'yu koparmak için sürdürülen bir kanlı terör vakıası var Türkiye'nin.

Terörle mücadelenin Güneydoğu illeri için artık savaşa dönüştüğü bir ortamdayız.

Sınırın öte tarafında, Suriye'de emperyalist devletler ve silah tüccarlarının müdahil olduğu bir iç savaş hüküm sürüyor.

Türkiye, Üçüncü Dünya Savaşı olarak adlandırılan Ortadoğu'nun yeniden paylaşım savaşına çekilmek isteniyor.

Doğusu karışık, batısı barışık halde yaşayan Türkiye'de her yanı, her yeri karıştırıp korku sarmalı oluşturmak gibi bir nihai amaç var.

Bombaların sık sık Başkent'te patlıyor olması, "Türkiye'nin kalbine istediğimiz zaman müdahale edebiliyoruz" mesajı vermek için.

 

***

HER seferinde kamyonet, minibüs olacak değil ya; bu kez BMW'yi tercih etmiş terör.

Otobüs durağına dalıyor, tesadüfen orada bulunan otuz dört insanı yaşamdan koparıyor.

Bombacının Balıkesir Üniversitesi'nde eğitim gören bir kız olduğu bilgisi veriliyor.

1992 doğumlu.. Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi'nde öğrenciymiş.

İsmi S.Ç.D.

Terör örgiütü PKK ile ilişkisi olduğu yazılıp çiziliyor.

Örgüte yardım ve yataklıktan Balıkesir 2. Ağır Ceza'da yargılanıyormuş, dört arkadaşıyla birlikte.

Yalnız 2013 yılında kayıp başvurusu yapılmış hakkında.

Karslı'ymış.. Tekirdağ'da yaşıyormuş.

Kobani'de eğitim aldığı, 2013 yılında babasını arayıp "Suriye'deyim" dediği de haber sitelerinde yazılıp çiziliyor.

Parmak izinden anlaşılmış bombacı olduğu.. DNA testi yapılacakmış.

Peki bu kız 2013'ten beri kayıp, ailesini arayıp "Suriye'deyim" diyor.. Sonra Ankara'da bomba patlatıyor.

Türkiye'ye nasıl giriyor, nereden giriyor; kayıp olduğu, arandığı ortadayken, bombaları yüklenip nasıl Başkent'e kadar geliyor?

 

***

CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça geçenlerde iç güvenlik meselesine vurgu yapmıştı.

Türkiye'ye giriş yapan, burada yaşayan üç buçuk milyon mültecinin tehdit oluşturduğunu söylemişti.

Şöyle demişti:

"Şu anda ne kadar katil ve bombacı varsa hepsi Türkiye topraklarında, hepsi Ankara'da cirit atıyor.. Her an, her yerde bombalar patlayabilir..."

Ne zaman söylemiş bunları?

10 Mart 2016 tarihinde Balıkesir'de söylemiş.

Üç gün sonra, 13 Mart'ta Ankara'nın göbeğinde yine bombalar patlıyor, otuz dört insanımız yaşamını yitiriyor.. Onlarca yaralı var; bir çoğu ağır.

Bu manzarayı görmek için müneccim olmak gerekmiyor.

Hem terör gerçeğimiz var, hem içine sürüklendiğimiz Suriye meselemiz.

Hangisi IŞİD, hangisi PYD, hangisi PKK nereden bileceksin?

Savaştan kaçan masum insan rolünde gelip giriyor ülkeye.. Dost mu, düşman mı, hırlı mı, hırsız mı; kim bakıyor?

Eh, AB'den avroları da aldık mülteciler için.. AB rahat gayrı; parayı verdi, mültecileri Türkiye'de depolamayı başardı!

Gerisini kim düşünecek?

Türkiye.

Düşünsenize; Balıkesir nüfusunun üç katı kadar bir mülteci yaşıyor artık bu topraklarda.

Türkiye içinde bir Suriye!

 

***

BAŞKENT'i üçüncü kez kana bulayan bombalı saldırıda yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah'tan rahmet, yaralılara şifa dilemekten başka bir şey gelmiyor elden.