tarik @ politikam.com

"BİNDİK bir alamete, gidiyoruz kıyamete" durumlarındayız.
Şuncacık çocuğu canlı bombaya dönüştüren canavarın karşısında, insani vicdanın hükmü yok.
Terör cenderesine sıkışmış halimizle yarından ümidimizi kesmişiz neredeyse.
Dünde kalan yaşanmış bitmiş zaten; umut faslıysa geleceğe dairdir.
Umudun rengi mavi mi?..
Grinin elli değil yüz elli tonu bekliyor bizi; mavi bitti.

***
O kadar da karamsar olmamak lazım.
Hem bakın, darbe kalkışmalarını bile önleyebilecek insan gücü var bu ülkenin; FETÖ'nün gücüne galebe çalabilen.
Dik duran bir halk.. Ağır silahlara, tanklara, uçaklara göğsünü siper edebilen bir insan varlığı..

***
EL SAHAF'I HATIRLADINIZ MI?
AMERİKA, "nükleer silahlar var" yalanıyla Irak'ı bombalamaya başladığında yıl 2003'tü.
Ne kadar da uzaktı bize savaş.
Bağdat'a yağan bombaları canlı icanlı zlettiler tüm dünyaya.
Kendini küresel imparator zanneden Amerika'nın sarı postallı lejyonerleri raprap ilerlerken Irak içlerine..
Zaman zaman milis güçlerin direnişine de odaklanıyordu kameralar.
O zamandan kalan bir görüntü var hep aklımda.
Amerikan teknolojisinin son ürünü bir helikopter düşürülmüş.. 
Hem öyle füzeyle, uçaksavarla falan değil; bildiğin dandik bir tüfekle.. Tek atışta.. Küt!..
Amerikan emperyalizminin vahşi enformasyonuna karşılık, işgal altındaki gariban Iraklılar'ın bir atımlık enformasyonu.
Ama tüm dünya izledi.
Ha bir de enformasyon bakanları vardı, badır badır konuşan...
Asker üniformasıyla hergün kameraların karşısına geçer, şehirleri, halkı, askeri varlığı, değerleri yerle yeksan edilmiş Irak'ın Amerikan güçlerine karşı nasıl direndiğini anlatırdı ballandıra ballandıra.
El Sahaf mıydı neydi?
Hem Amerika'dan nefret eden antiemperyalist dünya kamuoyuna, hem işgal altındaki Iraklı'ya birkaç dakikalığına moral oluyordu, O'nun yalancıktan zaferleri.
Ama sanırsınız, adam işgali bastırmış, Irak'ı kurtarmış kahraman havasında.
Sonra ortadan kayboldu.. Saddam'ın tüm kurmaylarıyla birlikte O'nu da aldılar.
Kimini astılar, kimini sürdüler, kimini mahpuslara tıktılar..
Galiba O'nu serbest bıraktılar!
Saddam'ın ceberrutluğunun aksine.. Komik, izleyenleri güldüren, ayrıca dünya kamuoyunun sempatisini kazanan bu adamı idam etmek olmazdı zaten... 
En çok da Bush'a ettiği küfürlerle aklımızda yer etmişti.
Zira biz de canlı canlı izlerken bombalamaları, Bush'un yedi sülalesine sövüyorduk, vicdan sahibi insanlar olarak.

***
TÜRKİYE'NİN HÂLİ PÜR MELÂLİ...
DEDİK ya, ne kadar sınırımızda da olsa, bize uzaktı savaş.
Magrip cografyasını Arap baharı projesiyle kanla suladığında Amerika; yine uzaktaydık biz.
"Fena mı işte" diyordu, bugün Amerika'ya "katil" diye haykıran dünün Amerikancıları: "Kuzey Afrika halkları diktatörlerin elinden kurtarılıyor, özgürleştiriliyor..."
Mısır'dan Tunus'a, Cezayir'den Libya'ya, tüm magribi saran Arap baharı yalanının peşine takılıp giderken..
Bir baktık ki Suriye karıştı!
Önce Suriye yönetiminin karşısına muhalifleri çıkardılar..
Ardından IŞİD ve türevleri olan terör örgütlerini Irak ve Suriye kırsalına sürdüler.
Beri yanda, Kürdistan'a bir harita çizmek için bizim 'terör örgütü' dediğimiz, Amerika'nın 'özgürlük savaşçısı' diye tanımladığı silahlı güçleri çarpıştırmaya başladılar.
Kaç yıl oldu saymadık; adamlar Suriye'nin dört bir köşesinde birbirini boğazlıyor yıllardır.
Bizim payımıza ne düştü?
Milyonlarca mülteci...
Hacamat edilmiş sınırlardan bakkala ekmek almaya gider gibi geçip giden teröristler...
Sınırın öte yanından bizim tarafa atılan bombalar...
Suriye'deki iç savaşta rejimden taraf olan Rusya ile papaz olmalar...
Suriye mevzularına çok fazla odaklanıp müdahil olamayalım diye azdırılan PKK terörü...
İçeride yuvalanan IŞİD'in canlı bomba saldırıları...
PKK'nın hain tuzakları...
Masum insanları acımadan katleden bir terör belası...
Tüm bunlara bir de FETÖ'nün darbe girişimini ekliyoruz.
İki yüz elli insanın canını alan darbe girişiminin ardından olağanüstü hal durumları.. Devleti FETÖ yapılanmasından temizleme çabaları...
Şehit haberleri!

***
EMPERYALİSTLERİN enerji kaynaklarına sahip olmak için yapmayacağı şey yok. 

***

METAL FIRTINA DİYE BİR KİTAP VARDI...
AMERİKA dedik, savaş dedik, terör dedik, enerji kaynakları dedik..
Aklıma geldi. 
Metal Fırtına'yı hatırladınız mı?
Yayınlandığında hayli ses getirmiş, yok satmıştı.
Hükümete darbe, Türk ve ABD askerlerinin çatışması, ardından diplomasi trafiği ve Türkiye - Amerika savaşı.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında bir iki yazar Metal Fırtına'yı hatırlatıyor okuyucusuna.. "Kitap 2004'de piyasaya çıktı ama, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini çağrıştırıyor" diye yazmışlar.
Yayınlandığında alıp okumuştum..
Fazla ütopik gelmişti.. Amerika'yı sevmem, Amerika'nın küresel politikalarından nefret ederim, onsekizimde de, kırksekizimde de "altıncı filo defol" modundayım hep.
Ama müttefiklik falan var işin içinde.. NATO ülkesiyiz.. ABD bizi sömürüyor, parmağında oynatıyorsa bile, Metal Fırtına'daki gibi bir savaş ihtimali hep uzak oldu bana.. Dalaşma, restleşme eyvallah; savaş farklı bir şey!
İyi de, aynı Amerika değil mi yıllar önce Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirip derdest eden?
Neyse...
Son dönemde, özellikle de darbe girişiminden sonra dillendirilmeye başladı bu uzak ihtimal.
Gerçi zaten Amerika'nın terör ve savaş üzerine kurguladığı emperyal politikaların bir sonucudur Türkiye'nin yaşadığı olağanüstü durum.
O halde, bir zamanlar Irak'a, Afganistan'a müdahale için nasıl gerekçe ürettiyse, Türkiye için de bir 'metal fırtına' gerekçesi üretebilir.
Darbe gecesi insanların üzerine bomba mermi yağdıran savaş uçaklarından bazılarını Amerikalı pilotların kullandığı iddiaları da var zaten.
Neyse...

***
METAL Fırtına'dan bir cümle:
“Unutma biz bu toprakları istiyoruz üzerindeki insanları değil..."
Unutmayın!

***
MAVİ UMUTTUR...
HAYDİ gel, bu hengamede mavilikleri düşün şimdi.
Issız bir sahilde oturup mavi dalgaların şıpırtısını dinle.
Mavi gökyüzüne bak uzun uzun, gözlerin kamaşsın.
Bakın bakalım uzun uzun, derin derin karşıdaki hayali adaya..
Yaşar Kemal'in mavi keçilerini görebilecek misiniz?