Ekonomik sorunlar, ülkelerin gündeminde öne çıkar ve toplumların eğitim kalitesi ile sınıf bilincinde olma seviyelerine bağlı olarak, ülkeyi yöneten siyasi kadroların ekonomiye bakış açılarını şekillendirebilecek niteliğe sahiptir.

Ekonomik göstergelerin, rakamsal ve oransal hesaplama yöntemleri kullanılarak ortaya konması, önceki dönem ya da dönemlere göre meydana gelen değişiklikler ile nedenlerinin bilimsel bakışla değerlendirilmesi, topluma anlatılması gerekir. Böyle yapılmazsa,  iş günlük tartışmalara, demagojik ekonomiye dönüşür, toplumsal kandırmacılık öne çıkar. Televizyon kanallarında sabahlara kadar laf salatası yapılan sözüm ona tartışma programlarında olduğu gibi!

                                                                        ***

Temel ekonomik göstergeler nelerdir?

  • fiyatlar genel seviyesindeki dönemsel hareketler, (enflâsyon, deflâsyon, stagflâsyon)
  • hayat pahalılığı ile fiyatların yüksek olması arasındaki fark,
  • ekonomideki makro (bütünsel) büyüme,
  • toplumsal gelir dağılımı (ekonomide yaratılan katma değerden çeşitli kesimlere düşen pay)
  • dönemsel işsizlik verileri,

ekonomideki tasarruf eğilimi, borçlanma trendleri ve buna bağlı olarak oluşan faiz hadleri,

dış ticaretin, dış borçların dönemsel ve yapısal değişimleri, döviz kurları.

Bunların tamamı bir bütünün tamamlayıcı unsurlarıdır ve birbirinden bağımsız olarak, değerlendirilemez.

Tanımlar, yorumları, sonuçları:

  • Enflâsyon: İç piyasada ortaya çıkan yatırım ve tüketim mal ve hizmetlerine yönelik toplam satın alma talebinin, satılmak üzere piyasaya arz edilen mal ve hizmet miktarından fazla olması  ile ortaya çıkan fiyatlar genel seviyesindeki oransal artışı ifade eder. Nedenleri,  “talep” ve “maliyet” parametreleri dikkate alınarak, araştırılmalı ve  buna göre çözüm aranmalıdır. Enflâsyonla birlikte hayat pahalılaşır, geçim zorlaşır.
  • Deflâsyon: Enflâsyon içinde ekonomik durgunluk durumudur. Sağlıksız bir ekonomik tablodur. Ekonomideki, toplam mal ve hizmet talebinin toplam arzdan düşük olmasının sonucu ortaya çıkar. İşsizlik artar, yoksulluk büyür.
  • Stagflâsyon: Enflâsyon içinde durgunluk durumudur. Güçsüz ekonomilerde görülür. Azalan talebi dahi karşılayamayacak derecedeki yetersiz üretim, kronik dış borçlanma ve dış ticaret açığı sonucu ortaya çıkan döviz kurlarındaki yükselme ile birlikte ortaya çıkan sağlıksız bir ekonomik tablodur.
  • Hayat Pahalılığı: Piyasadan mal ve hizmet satın almak isteyenlerin gelirleri (satın alma gücü), fiyatlar genel seviyesindeki artışın (enflâsyon) gerisinde kaldığında karşılaşılan durumdur. Geçim sıkıntısının, yoksullaşmanın artması demektir.
  • Yüksek Fiyat dengesi: Ekonomideki toplam arz talep dengesinin yüksek fiyat düzeyinde oluşması durumudur(İskandinav ve Kuzey Avrupa). Gelirlerdeki artış, enflâsyonun gerisinde kalmamış ve toplumsal gelir dağılımında eşitsizlik azalmışsa ortaya çıkan bu ekonomik tablonun tanımı “refah artışı” dır.
  • Makro Ekonomik Büyüme: Ekonomide bir yıl içinde üretilen toplam mal ve hizmetlerin “toplam parasal değeri”nin bir önceki yıla göre hesaplanan oransal değişimini ifade eder. Enflâsyon etkisinden arındırılmamış hesaplamalar reel büyümeyi göstermez, demagojik ekonomi alanına girer. 
  • Toplumsal Gelir Dağılımı: Çok söz edilse de, nedense rakamsal tablolar pek öne çıkarılmaz. Zengin yoksul farkı olarak geçiştirilir. Oysa rakamsal olarak ortaya konduğunda ülkelerin gelişmişlik düzeyleri daha belirgin ortaya çıkar. Zenginlik için; “Allah yürü ya kulum dedi”, yoksulluk için de; “kader, kısmet” yorumları yapılmasının önünü kesilir.

Gelir dağılımı sorunu,  iki ekonomist istatistikçi, Amerikalı Max Lorenz ile İtalyan Corrado Gini tarafından rakamsal olarak ortaya konmuştur. (Lorenz eğrisi/ Gini katsayısı).

Katsayının sıfıra yaklaşması, eşitsizliğin azaldığını tersi ise attığını gösterir. AB ortalaması 0.310 olup, Türkiye 0.397 katsayı ile AB birincisidir! Otuz dört OECD ülkesi arasında da en kötü ikinci…

  • İşsizlik: Çalışma çağında (15-64) olup da iş arayan ancak iş bulamayanların,  toplam çalışma çağındakilere oranınıdır. Mevcut demografik koşullar,  küreselliği ve kapitalist felsefeyi öne çıkaran ekonomi politikaları ile çözümü mümkün değildir. Aşırı nüfus artışı sürerken ve sosyal fayda analizi yapılmadan kullanılan; “ emek gücünden tasarruf sağlamaya yönelik teknoloji” işsizliği arttıran en önemli iki faktördür. (örneğin; pompacı, kasiyer çalıştırmadan işletilen akaryakıt istasyonları).
  • Tasarruf, İç ve Dış Borç, Faiz: Az gelişmiş ekonomilerin tersine, gelir dağılımındaki eşitsizliğin büyük olmadığı, hayat pahalılığı yaşanmayan gelişmiş ekonomilerde,  tüketicilerin ve yatırımcıların kredi talepleri fazla olmaz. Zira ekonomideki tasarruf hacmi yüksektir. Harcamalar, borçlanmaya gerek duyulmadan da karşılanabilir. Böyle bir ortamda kredi faizleri yükselmez. Kıt olan her şeyin fiyatı nasıl yükselirse paranın fiyatı olan faiz de bu mekanizmanın dışında kalamaz. Çözümü bankalar suçlanarak, tehdit edilerek olmaz. Mercimek fiyatının bir yılda yüzde elli artmış olmasının sebebi üretim yetersizliği ise, yüksek faizin de sebebi gelir dağılımındaki eşitsizlikten kaynaklanan tasarruf yetersizliğidir. Serbest piyasa ekonomisinin kuralları gereği!
  • Dış Ticaretin Yapısı: İthalat ihracat dengesinin parasal olarak ithalat lehine olduğu ekonomilerde yabacı para (döviz) ihtiyacı fazla, tersi durumda ise az olur. Don, gömlek, domates…ihracatı katma değeri yüksek mal ve hizmet ihracatı ile desteklenemiyor, bununla birlikte ithalât da frenlenemiyorsa döviz kıt olur, fiyatı (kurlar) yükselir. Temel gıda maddelerini bile bir yılda yüzde otuz pahalılaşan dolar karşılığında yurt dışından temin eden Türk Ekonomisindeki maliyet enflâsyonunun nedeni kur artışıdır.

***

Yukarıda sayılan sorunlar, az gelişmiş ekonomilerin “olmazsa olmazları”dır.

 Ekonomik demagojiden, popülizmden arınmış gerçekçi, toplumcu çözüm projelerinin hayata geçirilmesi ise toplumun uzun vadeli çıkarlarını gözetebilme bilincine sahip olabilmesine, buna bağlı olarak ortaya çıkacak ekonomi- politik yapı ile ülkeyi yönetecek siyasi kadroların belirleyecekleri ekonomi politikalarda gözetecekleri “sosyal fayda” kriterlerinin derecesine bağlıdır.

Düşünen Adam