Best : Ligin son sıralarında olan Final ve Adana galibiyetleri sakatlık sorunlarıyla boğuşan takımımıza bir nebze olsun nefes aldırdı. Adana deplasmanında sezon ortalamamızın üzerinde bir sayı yemiş olmamıza ve Stoglin’i durduramamıza rağmen artık çok yaşlanan verimsizleşen Kambala’nın etkisiz oyunu ve sahada varlığını hissettirememiş olması neticesinde geçen hafta olduğu gibi Ogün Sevinç’in yine ekstra katkısı sayesinde bu maçtan galip ayrılıp playoff maratonumuzun içinde kalmak güzeldi. Ogün için ekstra katkı söylemimin nedeni her zaman bu şut yüzdeleriyle oynayamayacak olması ve karşısında da herzaman zayıf takımların zayıf oyuncularının olmayacak olması. Yani her maç 7/5 üçlük atamayacağını daha doğrusu attırtmayacaklarını kendisi de biliyordur. Bu maçta Dj’in ve Ümit’in sakat sakat oynadıklarını göz önüne alırsak yeni transfer Tufan’ın da katkısıyla aslında çok önemli ve ekstra bir galibiyet oldu süreçle alakalı. Tibet’in 3 numara pozisyonunda beklenileni hala verememiş olması, Barış’ın yeterli süreler alamayışına rağmen oynadığı dakikaları iyi kullandığı, Okan’ın da az süre almasına rağmen oynadığı zamanlarda savunmadaki direnci ve hücum ribandlarına katkısı göz önünde bulundurulması gereken konular.

Önümüzdeki haftasonu sahamızda oynayacağımız Sinpaş Denizli Basket takımı lige katılmamayı hatta haklarını devretmeyi düşünen bir takım oldu sezon öncesinde ama sonraki süreçte Sinpaş yine takıma desteğini vereceğini açıkladı ve sponsorluğun devamı ile geç kurulmasına rağmen iyi bir takım görünümündeler. Özellikle lige kötü başlamalarına rağmen son iki haftadır ciddi ve önemli iki rakibini (Gediz ve Sakarya) yenerek toparlanma sinyalini fazlasıyla verdiler. Bu nedenle dikkat edilmesi ve iyi hazırlanılması gereken önemli bir maç bizleri bekliyor.

 

Güre: Öncelikle geçen hafta boyunca çok kişiden duyduğum için bilmeyenlere bir açıklama getirmek istiyorum. Yeni federasyon başkanımız Harun Erdenay liglerimizin marka değerlerini arttırmak amacıyla lig isimlerini değiştirdi ve geçen sene TKBL (Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi) olan 1. Ligimizin ismini KBSL (Kadınlar Basketbol Süper Ligi) olarak, TKB2L (Türkiye Kadınlar Basketbol 2. Ligi) olan 2. Ligin ismini de TKBL olarak değiştirdi. Aynı isim değişikliklerini erkekler için de yaptı. Şimdi bazılarınız neden bu bilgiyi vermeye gerek gördü biz zaten biliyorduk da diyebilirler ama geçen hafta boyunca o kadar çok kişi tarafından Güre, Fenerbahçe’yi yenmiş nasıl yendi diye soran eden oldu ki bu açıklamayı yapma gereği duydum. Şimdi bu kadar insanı Fenerbahçe’yi yendik diye kandırmak da çok saçma aslında çünkü biraz aklı olan insan federasyon sitesine girip baksa o takımın Fenerbahçe’nin kolej takımı olduğunu ve genç oyuncularının tecrübelenmes için kurulduğunu, yabancı oyuncusunun bile olmadığını ve de oynadıkları 5 maçın hepsini kaybederek sonuncu sırayı bir diğer nagalip takım Bako ile paylaştıklarını görürler. Kaldı ki işin en acı tarafı Fenerbahçe’den sonra deplasmanda kazanılan Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi maçında alınan galibiyetin çok daha önemli galibiyet olmasına rağmen kimse tarafından konuşulmamış reklamı yapılmamış olması!

Gelelim bu hafta oynanan Mudanya maçına ; Mudanya takımı yönetimsel zaafiyetler nedeni ile sezon başında kurduğu takımdan 2 önemli oyuncusunu kaybetmiş, yabancısı olmayan ve antrenörü yönetim tarafından yalnız bırakılan, problemli ve zayıf bir takım olmasına rağmen takımımızın kendi sahasında oynadığı bu maçı sadece 7 sayı ile kazanabilmesi ve ilk periyot (24-7) haricinde kalan 3 periyodu (15 - 21 ) | ( 10 - 11 ) | ( 17 - 20) zayıf rakibine karşı yenik kapatması hoş ve kabul edilir bir durum değil. Kaldı ki boy ortalaması olarak bile kendilerinden çok kısa bir takım olan Mudanya’ya 24’ü hücüm ribandu olmak üzere toplamda 52 riband verilmesi ve ribandlarda da rakibe üstünlük kuramamaları da gözden kaçmayan önemli ve irdelenmesi gereken bir tablo. Şımarıkça ve karşı takımı hafife alan şekilde oynanan ve saçma sapan pas denemeleri ile estetik ve artistik görünme çabaları 22 tane top kaybının yanı sıra bir o kadar da pozisyon kayıplarını beraberinde getirirken antrenörün devamlı oyuncularını tebrik etmesi ve bu şımarık tavırların düzeltilmesi yönünde telkinde bulunmak yerine oyuncularını alkışlayıp durması da saha kenarında maç boyu yaptığı line-drill’lerin sonucu sanırım (!)  Daha maçın ilk dakikasında  oyuncu değişiklik kasasına oturduğu için hakem tarafından uyarılan antrenörümüz hala sahada nerede oturması gerektiğini nerede durması gerektiğini bilmez tavırlarıyla eminim benim gibi dikkat edenleri de çok güldürüyordur. Ayrıca artık neredeyse alışkanlık haline getirdiği ve basketbolda “nasıl koydum molası” olarak nitelendirilen ve basketbolun ilkelerine ters olan bu terbiyesizce hareketi maçı kazanmayı garantiledikten sonra her takıma karşı yapması da çok terbiyesizce.
Takımımızın maçtaki en iyi ve olumlu yönü ilk yarı boyunca ve özellikle ilk periyotta yapmış oldukları mükemmele yakın 2-3 kaymalı alan savunması oldu. Oyunculardan da Eyfel ve İlknur Dumlu için ayrı bir parantez açmak istiyorum ; boyu hırslı ve konsantrelerini hiç bozmadan oynamaları ne kadar profesyonel olduklarının göstergesiydi. Şımarmadan işlerini yaparken rakibe de saygı gösteren oyun anlayışları için iki oyuncuyu da ayrıca kutluyorum.

Haftaya görüşmek üzere hoşçakalın...