Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani önce 4 Mart ardından 10 Mart 2016’da Erbil’de yaptığı açıklamada:

“Daha önce de belirtmiştim, eğer bu sefer kanımız dökülürse, bağımsızlık için olacaktır. Bu yüzden bağımsızlık için referandumun gerçekleşmesi gerekiyor.” (Hürriyet, 12 Mart 2016) şeklindeki sözleri Barzani’nin yıllar önce yaptığı açıklamalarda bağımsızlık için büyük bir özlem duyduğunu göstermektedir. 2015 yılında İngiltere’nin en etkili dergilerinden The Economist’e “kendi kaderimize karar vermenin zamanı gelmiştir” yine Sky News’e 8 Nisan 2014’te “Bağımsız bir Kürt Devletine doğru gidiyoruz” şeklindeki açıklamaları Barzani’nin nihai hedefinin bağımsızlık olduğunu göstermektedir.

13 Mart 2016 tarihinde American Philadelphia Media Network isimli ajansla yaptığı söyleşide şunları söylemiştir:

“Ortadoğu’da eski sınırlar sadece kağıt üzerinde kalmış. Bölgedeki yeni gerçekler Ortadoğu haritasını yeniden çiziyor.”

Lozan’dan beri devlet kurma hayaliyle yaşadığını vurgulayan Barzani özlemini şu sözlerle dile getirmiştir:

“Kürtlere gelince; Kürtler, 1923 tarihinde yapılan Lozan Antlaşması’ndan bu yana bağımsızlık hayal ediyor. Söz konusu antlaşmada Osmanlı İmparatorluğu’ndan geri kalanlardan Kürtlere bir devlet kurma taahhüdüne uyulmadı” (Hürriyet, 15 Mart 2016)

Barzani’nin bu sözleri gerçekleri yansıtmamaktadır Batı’nın en güvenilir müttefiki olduğu bilinen Barzani’nin ABD ile ilgili dikkat çekici sözleri de şöyledir:

“ABD bize karşı hareket etmezse çok minnettar kalırız.” (Hürriyet, 15 Mart 2016)

Dünyanın en sıcak bölgesine dönüşen Ortadoğu’da Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Barzani’nin bağımsızlık özlemi kolay kolay sona ermeyecektir.

Son sözü aramızda olmayan bu alanda araştırmalarıyla ünlenmiş değerli yazar Uğur Mumcu’ya bırakıyorum:

“Ortadoğu’da kimin ne zaman kiminle dost, kiminle düşman olacağı belli değildir. Ortadoğu, kum ve petrolün oluşturduğu bir çamur deryasıdır. Türkiye bu sorunun uzağında durmalıydı. Ancak ABD siyaseti buna izin vermedi. ABD’nin Ortadoğu’ya getireceği “yeni düzen” Türkiye’ye bundan sonra bakalım nasıl yansıyacak? Türkiye’den neler götürecek, neler getirecek?” (Uğur Mumcu, Cumhuriyet, 1 Mart 1991)