Bağımsızlık referandumu çağrılarına kulak tıkayan Barzani bölgede gerilimi arttırmaya devam ediyor. IKBY lideri cüretkar bir hareketle 25 Eylül’de Kürt halkına “sandığa gidin” çağrısını yineleyerek referandumun gerçekleşmesini sağladı.

Sınırların değişmeyeceğini iddia eden Barzani’nin son açıklamasında “Türkiye ile dostluğunu sürdüreceğini” bir kez daha yinelemesi gülünçtür ve gerçekleri yansıtmamaktadır.

Barzani’nin “İran ve Türkiye ile dostuz. Onlara dostluk elimizi uzatıyoruz. İran ve Türkiye dostluğu geri çevirirse de biz onlara dostluk elimizi uzatmaya devam ederiz.” (Sözcü ve CNN-Int. 25 Eylül 2017) şeklindeki açıklaması da inandırıcılıktan yoksundur.

Bağımsızlık referandumu ile “Kürdistan Devleti”nin kurulmasının ilk adımı atılmış, bu gelişme ile Barzani bölgede giderek güçlenmiştir. Türkiye, bu gelişme sonunda defacto bir durumla karşı karşıyadır. Unutulmamalıdır ki Barzani’nin projesinin asıl sahibi ABD, İngiltere ve İsrail’dir. ABD isteseydi bu referandumu durdurabilirdi.

Bağımsızlık referandumu Büyük Ortadoğu Projesi’nin ilk adımıdır. Büyük Ortadoğu Projesi ileriye dönük bir projedir. Bu proje “Büyük Kürdistan” ve “Büyük İsrail”in, kurulması anlamına gelmektedir.

Türkiye, bölgemizde çok zor ve çok tehlikeli bir süreçten geçiyor.

Barzani’nin bağımsızlık referandumu ile birlikte “Kürt sorunu”nun Suriye boyutu giderek büyük önem kazanmaktadır. ABD’nin öncülüğünde yürütülen Suriye projesinde “stratejik müttefik” olarak adlandırmaya devam ettiğimiz ABD PYD/YPG, yani PKK’ya yönelik silah yardımını her geçen gün arttırmaktadır. ABD Başkanı Trump’ın 21 Eylül günü New York Zirvesi’ndeki Türk-Amerikan ilişkileri için “iki ülke hiç olmadığı kadar birbirine yakın.” (Cansu Çamlıbel, New Yok, Hürriyet, 22 Eylül 2017) şeklindeki açıklaması ne yazık ki gerçekleri yansıtmamaktadır.