SANKİ ilk kez karşılaşılan bir yasak.

Sosyal medyada çıldırmış gibi herkes Yozgat Valisi'nin bar, pavyon, meyhane yasağına saydırıyor.

Tamam, saydır da..

Bu ilk kez olan bir şey değil.

Açılışı, bizim eski Vali Alaaddin Yüksel yapmıştı seneler önce.

Balıkesir'den İzmir'e tayin olduğunda..

Koskoca eski Emniyet Genel Müdürü aynı zamanda.

"İzmir Vali görsün" diye mi düşündü bilmem.. Barlar Sokağı'nı şak diye kapatıverdiydi!

Ertesi gün açıldı tabi...

Masalar, sandalyeler yine sokağa saçıldı.

Gavur İzmir yaptı gavurluğunu!..

Sonra Antalya, oradan Ankara'ya gitti Aladdin Yüksel.

İzmir'deki hatanın tekrarı olmadı.. Antalya'nın barına pavyonuna, Ankara'nın Sakaryasına falan hiç karışmadı.

Alaaddin Bey pek karışmadı ama, konjönktüre göre hareket eden mülki amirlerin benzer icraatlarını çok gördük.

 

***

SONRAKİ yıllarda içki yasağı, alkollü mekanlara kırmızı çizgi muhabbeti falan hep gündemdeydi.

Gün aşırı 'içki yasağı' haberleri okuduk gazetelerde.

 

***

YOZGAT'taki fark ne?

OHAL...

Olağanüstü hal kapsamında bar, pavyon, meyhane iştigaline son veriliyor.

Sebebi hikmeti nedir?

Cinayet, yaralama, tehdit vesaire gerekçeler.

Mala zarar verme, hakaret, kamu güvenliğinin tehlikeye sokulması falan.

OHAL kapsamında.

OHAL'den sonra yeniden açılır elbet.

..ve fakat bu mekanların olağanüstü hali bitmez hiç.

Neden?

Yurdum insanı içmesini beceremez.

"Ağzıyla içmek" diye bir kavram var, herkes bilir.

Pavyon ortamında ağzıyla içmez eleman.

Yetmişlik rakının üstüne çakma coni volkırı gübürdetip.. Beşinci sınıf kadın şarkıcıya patlattığı ucuz şampanyayla efenelir.

Zaten dumanlı ortam.. Göz gözü görmez.

Yan gözle baktı mı biri.. Revolver de belde durduğu gibi durmaz...

Saydırmak lazım!

 

***

PAVYON muhabbetleri yaygındır bozkırın.

Mahsülü kaldırdı mı tarladan çiftçi, cebi para görür.

Koca sene tarlada tapada çalışıp emek vermiştir.. Senede bir gün eğlenmek hakkıdır yani.

Gidelim bi restorana, çoluk çombalak nezih bir yemek yiyelim; iki kadeh bi şeyler içelim demez hergele.

Mahallenin ayısını, dayısını toplar pavyona götürür.

İki gerdan kırmaya dünyanın banknotunu saydırır...

Zurnacı üfledi mi kulağına, aşka gelip "herkeslere benden bi yüz gram" yağdırır...

Hesap faslına hiç girmeyelim.

Kallavi bi fatura dayanır burnuna; mahsulden geriye bozuk paralar kalır.

 

***

İÇMEK bir kültürdür.. Kendini bilerek içeceksin.. Keyiften içeceksin tabi; dertten içilmez.

Bizim millet içmesini bilmez.. Genel manada bu böyle.

İçince, "ortalığı dağıtmanın koşul" olduğunu düşünür pek çoğu.

"Kafayı dağıtalım" derken, memleket dağılır yani.

 

***

BU yüzden eşle dostla gidilecek mekan kalmaz memlekette.

Nezih bir mekan açılır, bir süre sonra karartılır.

Yozgat nire, Balıkesir nire diyeceksiniz.. Hani biz daha batıdayız, daha moderen, daha medeni falan...

Hani merkezde o dediğin türden nezih bir mekan?

Bir iki yer açılır; gider gelirsin.. Sonra kalite düşer, müşteri profili değişir, erkek erkeğe gidilen mekanlara dönüşür.

Gerisi malum.. Yan baktın, ters yaptın, laf attın bağırtısı; bam güm...

 

***

MEYHANECİLİK bir sanattır elbet.. Meyhane müdaviminin de o sanatı bilmesi lazım.

Görgüsüyle, göreneğiyle, sunumuyla, tavrıyla, her şeyiyle mükemmel mekanlar vardı eskiden.

Muhabbetini herkesin sevdiği, birikimine herkesin hayran kaldığı meyhaneciler vardı.

Zenginin yoksulla buluştuğu, kravatsız gelene berduş gözüyle bakılan mekanlar.

O güzel insanlar, o beyaz atlara binip çekip gittiler.

Geriye pavyon fedaisiyle dalaşan züppelerle, hesaba kızıp masayı deviren görgüsüzler kaldı.

 

***

EH, siyasi konjönktür de etkili oldu tabi.

Bir yanda mahalle baskısı, öte yanda siyasi iradenin bakışı falan derken..

Kravatlı akşamcılar, ağzına içmeyi bilen hoş sohbet keyif adamları, lafı sözü dinlenen beyefendiler, alkolü amaca dönüştürmeyenler kayboldu ortadan.

Malum, ÖTV'si, KDV'si derken alkollü içki borsasının hesabı şaştı son zaman.

Durum böyle.

 

***

TAMAM, yasakları sevmiyoruz..

Yasak şey her zaman tatlıdır; bu da dünyevi bi gerçek.

Yasak, illegal olanı körükler. Bu hep böyle olmuştur.

İçki fiyatlarının yüksekliği, öldürücü bile olsa kaçak olana yöneltiyorsa insanı..

İçkili mekanları mühürlemek de kaçak işletmeleri doğurur.

 

***

YOZGAT Valiliği'nin emrinde, bar, pavyon, meyhane gibi yerler sıralanırken, cümle şöyle devam ediyor:

"..vesaire gibi umuma açık yerler."

Mülki idarenin emrinden vazife çıkarıp 'umuma açık' neresi varsa, "cümleten kapattık" diyebilirler yani.

 

***

OHAL kapsamında kapatılıyorlar ya..

MGK'da OHAL'in uzatılması tavsiye ediliyor.

Muhtemelen bi bu kadar daha uzatacaklardır.

Sahibi, çalışanı, garsonu, komisi, aşçısı, bulaşıkçısı, fedaisi vesairesi.. Bir de bunların çoluk çocuğu...

Onlar ne olacak?

OHAL devam ettikçe, bu işletmeler kapalı kalacak.

Çalışanlar işsiz.

Çoluk çocuk zerzebil.

Bi de bu açıdan bakmak lazım.

 

 

Malum Kişi