Geçtiğimiz hafta Bandırma’nın gündemini belediye mülkü olan Grand Asya’daki belediye payının ihale yöntemiyle satışı oluşturdu. 30 Mart 2014 tarihinde gerçekleşen yerel yönetim seçimlerinden bugüne Başkan Dursun Mirza, ilk kez  CHP Meclis üyeleri dahil, eski belediye başkanı Sedat Pekel, CHP ilçe başkanlığı ve partilileriyle karar ve icraat noktasında ters düşüp, eleştirilerin hedefi oldu.

 

CHP DE SATIŞ KRİZİ!

 

Olayın bu yönüne özellikle dikkat çekiyorum.

 Çünkü,  sorun bu nokta da ne Ak Parti ne de MHP oldu. O yüzden Başkan Mirza dahil kimsenin satış kararı ve  gerçekleşmiş ihalenin sonucuyla, eleştirilerle ilgili topu taça atma, başkalarını hedef gösterip, eleştirebilmesinin mantığı da anlamı da yok. Bu nokta da sn.Mirza’nın  öncelikle satış kararı ve ihale sonucu ile ilgili birincil derecede muhatabının CHP camiası olduğuna inanıyorum.

 

Bandırma Belediye Meclisi’ndeki muhalefet partileri AK Parti ve MHP’li üyeler ise bu karar ve icraat konusunda en doğal hakları olan eleştiri haklarını kullanıyorlar.

 

VATANDAŞ SATILANIN DEĞİL, YERİNE NE YAPILACAĞININ DERDİNDE!

MİRZA DÖNEMİNDE  KASAYA GİREN  MİLYONLAR!

 

 Peki, siyasal partiler ve onların temsilcileri dışında basının ve kamuoyunun tepkisi nasıl açıklanabilir?

Yerel basının bu konuda genel olarak sınıfta kaldığını söyleyebiliriz. Bu kuşkusuz, onların sorunu. SonKurşun  yine SonKurşunluğunu yaptı  ve içinden konuşmak yerine, basın olma sorumluluğunu layıkıyla yerine getirmeye çalıştı.

Kamuoyu ise, şaşkın ve tepkili. Yaşananları anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyor. Genel de kimse belediye mülklerinin satışına karşı değil. Yerel yönetim, mülk satılması gerekiyorsa, satılır, düşüncesi ön planda. Yani kamu mülkiyetlerinin geleceği  ve nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusunda  toplumsal bir bilinç ya da kamusal, toplumsal bir hassasiyet, ne yazık ki, yok!

Bu durum, Türkiye’de yıllardır uygulanan özelleştirmeci politikaların nasıl toplumsal bir taban bulduğunu da  bizlere gösteriyor. Vatandaş, şu nokta da kamu mülklerinin satışı konusunda hassas davranıyor: Gerekli miydi gereksiz miydi? Satılan şey gerçek değerini buldu mu? Yolsuzluk ve suistimal var mı? Satılan şeyden elde edilen gelirle, yaratılan kaynakla ne yapılacak?

 

HANİ ‘SATAN DEĞİL, ALAN BELEDİYE’ OLACAKTIK!?

BANDIRMA YILLARDIR  BU  NİNNİYLE  UYUTULDU!

 

Yani vatandaş saf ya da aptal değil!

Örneğin,2009 Mart yerel seçimleri öncesi ve sonrasıyla, 30 Mart 2014 yerel seçimleri öncesi  ve sonrası CHP’nin özellikle AK Parti’ye, Öztaylan/Eraydın’a karşı geliştirdiği  ‘BİZ SATAN DEĞİL, SATMAYAN…HATTA ALAN BELEDİYE OLACAĞIZ’ siyasal söyleminin veya vaadinin Bandırma özelinde toplumsal bir karşılığı  yok!

Hele hele son Dursun Mirza başkanlığındaki CHP’li yerel yönetimin izlediği  belediye mülklerinin satışı odaklı yerel yönetim politikası değerlendirildiğinde 2009 yerel seçimleri öncesi ve sonrası işlenen bu siyasal temanın günümüzde CHP ve CHP’liler açısından da hiçbir anlam ve hükmünün kalmadığı daha net görülüyor.

Belli ve dar, marjinal politik çevrelerle, politikleşmiş kimi sivil toplum örgütlerinin  böyle bir derdi var. Bu dar kesimin gürültücü karakteri sanki bu durum toplumun genel derdiymişçesine kamuoyunda  psikolojik bir  baskı  unsuru  olarak öne çıkıyor.

 

BAŞKAN MİRZA, BANDIRMA BELEDİYESİ’NDE  BU GİDİŞLE SATIŞ DA REKOR KIRACAK!

ERGİN’İ DE,ÜNLÜ’YÜ DE,ÖZTAYLAN’I DA,ERAYDIN’I DA PEKEL’İ DE MİRZA SATIŞ DA ÇOKTAN SOLLADI!

 

Daha önce de defalarca yazdım. Bandırma Belediyesi’nde özelleştirme ve kamu mülklerinin satışı konusunda  egemen anlayış ve geleneksel siyaset, idarecilik  açısından ilk kırılma, DYP’li Durgut Ergin döneminde başladı ve yaşandı. DSP’den belediye başkanı seçilen Dr.Halil Ünlü döneminde bu devam etti. AK Parti’den Öztaylan/Eraydın’ın belediye başkanlıkları döneminde bu özelleştirmeci ve kamu mülklerinin satışı anlayışı şekillendi. Bir çerçeveye, kalıba oturdu. 2009 Mart’ında CHP, Bandırma Belediyesi nezdinde şekillenmiş, gelişmiş ve belli bir kalıba kavuşmuş özelleştirmeci ve mülk satışlarına yönelik  yerel yönetim politikalarına karşı CHP ve Sedat Pekel iktidarı ile söylem ve vaat bazında FREN koydu.2009-2014 yılları arasındaki Pekel’in iktidar yıllarında  Bandırma Belediyesi bünyesinde genel nitelikleriyle STATÜ ya da MEVCUT bir şekilde korunmaya çalışıldı.

Peki, Pekel döneminde özelleştirme ve mülk satışları konusunda girişimler, yeltenişler olmadı mı? Oldu ama ilginçtir, Öztaylan’ın ve AK Parti’nin engellemeleriyle, kamuoyu tepkisiyle bu çabalar dumura uğratıldı.(Kuşkusuz, Öztaylan, özelleştirmeye ve kamu mülklerinin satışına karşı olduğu için de bu olaya karşı çıkmadı. Gerekçeleri farklıydı, daha çok politik rövanşist bir anlayış nedeniyle idi.)

Arıcan, bu yanlış, abartıyorsun diyenler Pekel döneminde yaşanan eski TEKEL binalarının bulunduğu alanlarla ilgili kamuoyunda yaşanan tartışmaları anımsamalılar. Ancak,  Pekel’in bu konudaki hakkının da yenmemesi gerekiyor. Pekel döneminde belediyede bir özelleştirme ve mülk satışı genel olarak yaşanmadı.

 

MİRZA, KENDİ SATIŞ REKORUNU EGALE EDİYOR!

 

Peki, ne oldu da, Pekel sonrası CHP’den belediye Başkanı seçilen ve yaklaşık 2 yıldır şehr-i emin olan Dursun Mirza, belediye mülklerinin satışı  üzerinden son yılların rekorlarını kırıyor ve kendi rekorunu kendisi egale etmeye aday haline geldi?

 

KILAVUZU KARGA OLANIN…!

 

1.si ne demişler: kılavuzu karga olanın burnu b.ktan kurtulmaz!  Bir  çok CHP’linin dikkat çektiği gibi, sn.Mirza, abartılı politik hırsı,  pragmatik ve dayatmacı siyaset anlayışı nedeniyle yaklaşık son 10 yıldır birlikte yürüdüğü insanları eleye eleye belediye başkanlığı zirvesinden paldır küldür aşağıya yuvarlanıyor. Kuşkusuz, politik başarı ve bu başarının önünde açtığı yollar, bu yolların kendisine sunduğu makamlar, mevkiler, ayrıcalıklar önemli. Ancak, sn.Mirza hem kendisine, hem partisine, hem yıllardır savunduğu insani ve politik değerlere, kentine ve kentinin sanlarına, yürüdüğü yolda kendisine el vermiş, omuzdaş olmuş insanlara yabancılaşıyor.

 

OLİGARKLARIN KADERİ!

 

2.si, sn.Mirza’nın bugünkü hastalığı, kızdığını bilsem de, defalarca yazdım, oligarkların müzmin hastalığıdır. Oligarklar, muktedir ve egemen olmanın, hüküm sürmenin, kapısında adam bekletmenin  bir kez ayırdına ve tadına vardılar mı, kendilerini vazgeçilmez hatta varlıklarını bile tebalarına Tanrı’nın bahşettiği  bir lütuf olarak görmeye başlarlar. Bu, oligarkların iflah edilemez kaderleridir. Vatandaş sayesinde edindiği makamın, koltuğun demokrasi denen o illet nedeniyle sayılı günle altlarına sürüldüğünün farkına vardıkça da, koltuklarına yapışırlar. Koltuk, erk varlıklarının ayrılamaz bir parçası olur. Bu egemenliği eleştiren, uyaran ne var ise, tehdit olarak görerek, korku ile içe kapanarak, dışa dönük saldırganlaşırlar.

 

DEMOKRASİLERDE KORKUNUN  İKTİDARLARA  FAYDASI YOK!

 

3.sü,ben Mirza’nın iktidar deneyimini belirleyen şeyin korku olduğuna inanıyorum. İktidarı kaybetme korkusu..! Örneğin, Cumhuriyet tarihinde  görev yapmış hiç bir belediye başkanının korumaları olmadı. Hiç bir belediye başkanı korunma dürtüsüyle etrafını korumalarla doldurup, duvarlarla örmedi. Kendisini ulaşılmaz, ulaşılamaz kılmadı. Bir çok CHP’li meclis üyesinin, sn. Mirza’nın belediyeyi iki-üç kişiyle yönetir hale geldiği ve kendilerini gereksiz görerek,  by pass edildikleri fikrine kapıldıklarını dillendirmeleri boşuna değil. Sn.Mirza, kendi iktidarının güvenlik alanını oluşturmaya çalışıyor. Geceleri nasıl uyuyabiliyor, bilemiyorum…

 

ÖZELLİKLE  ÖZTAYLAN İLE ERAYDIN’IN SUÇU  NE  İDİ!?

 

4.sü, sn. Mirza’nın  belediye mülklerini satış odaklı ilgili yerel yönetim politikası, ister istemez şu soruyu sorduruyor: Özelleştirme ve mülklerin satışı yanlışsa, Ergin dönemi ve sonrası yıllarda, özellikle de AK Parti’nin yerel de iktidar olduğu Öztaylan/Eraydın dönemlerinde, 2009 ve 2014 yerel seçim dönemlerinde CHP ve bizzat kendisinin ifade ettikleri mi yanlıştı!? Öztaylan/Eraydın’ın yanlışları ya da suçları ne idi!?Bu yıllarda ya CHP özelleştirmeler ve kamu mülklerinin satışı konusunda yanlış politikalar üretip, yanlış seyler söyleyip, vatandaşı kandırdı ya da  yanlışı yapan bizzat  sn.Mirza idi ve yıllar sonra iş başa düşünce sn.Mirza gerçeği gördü, Öztaylan/Eraydın’a hak verdi!

 

CHP, AK PARTİLEŞİYOR  YA BAŞKAN  MİRZA!?

SATMAYI ÖĞRENENLER,YAPMAYI DA ÖĞRENMELİ!

 

5.si, yine daha önce de yazmıştım: CHP AK Partilileşiyor, diye…Ya da Mirza,  AK Partilileşiyor. Bugün başkan olarak mülklerin satışının vazgeçilmezliğini, kaçınılmazlığını öne süren Mirza ve ekibi, bu yöntemin kaçınılmaz olduğunu da vurgulayarak, AK Parti Meclis Grubunu etkisizleştirebilmek amacıyla, ‘Edip ağbi de sat’ söylemine  sığınıyor. Evet, Edip Uğur da, Öztaylan/Eraydın da politik ve idarecilik anlayışları doğrultusunda  sattılar. Büyükşehir’de Özel İdare  20 milyon TL.ye satıldı, 8 milyon TL:ye SGK binası ile daha geniş bir alan alınmış!

 Öztaylan/ Eraydın’ın da hizmet dönemlerinde sattıkları yerler karşılığında belediyeye kazandırdıkları 100 milyon TL. civarında. Yapılan işler ortada! Sn.Mirza, öğrenirken eksik öğreniyor. Satmayı  geç de olsa öğrendi ama sattığı şeyden daha büyük değerler yaratacak projelere imza atmayı, kazandırmayı öğrenemedi! Kuşkusuz, zamanı olursa ve ortada bir değer kalırsa, zamanla bunu da öğrenecek!

 

BELEDİYE, BANDIRMASPOR VE ‘HAVUZ’ VAKASI..!

 

6.sı, Bandırmaspor konusu….Biliyorum ki, bu konuda kamuoyunun gündemine taşıdığım ihale ve Bandırmaspor’la ilgili iddia bir çok kişinin canını sıktı. Sıkılmasın, derdimiz bu değil. Belediyelerin kentlerindeki futbol kulüplerinin yönetimini alması konusu ülkede yıllardır tartışılır. Şu bilinir; Kulüpler, işin içine belediyeler girmeden sıkıntıların kurtulamıyor. Bence, yasaların, mevzuatların bunun gerçekleştirebilmesine yönelik yeniden düzenlenmesine ihtiyaç var. Peki, nasıl olacak ve yapılacak bu? ‘Havuz’ sistemiyle…Siyasetçiler de, yerel yöneticiler de, kulüpler de biliyorlar ki bu sorunun çözümü belediyelerde ‘havuz’ yöntemiyle çözümlenmeye  çalışılıyor. Özellikle belediye işlerini yapan müteahhitler, taşeronlar üstlendikleri her iş karşılığında bu ‘havuza’ belirlenen rakamı atıyor. Belediyeyle işi olan ya da  işi olacaklar, genellikle sanayici ve  iş adamları da ‘havuza’ bir şeyler atmadan geçemiyor. Bunu devlet de, herkes de biliyor. Bu durum, olayın toplumsal ve sportif boyutu, yararı bir yana belediyelerde yaşanan yolsuzluk ve suiistimallerin beslendiği  temel damarlardan birisidir. Aynı yerel yönetim politikası belediye festivalleri ve etkinliklerinde en akçeli, en kolay yoldur. Onun için kimse bu konularda safa yatmamalı, üç maymunu oynamamalı! Durgut Ergin döneminden başlayarak Halil Ünlü, Öztaylan/Eraydın’ın  ve Sedat Pekel’in tüm kamuoyu baskısına karşın kulüp başkanlığını üstlenmemesi bu nedenledir. Mirza, dönemi kulüple ilişkiler ve nelerin yaşanmakta olduğu ise ayrı bir yazı konusu.

 

CHP; ÖZELLEŞTİRMELER  VE  KAMU MÜLKLERİNİN SATIŞI!

YAŞASIN NEO-LİBERALİZM!

 

7.si,son ihale ve kamu yani belediye mülklerinin satışı, ihale sonucu konusunda başta  bir çok CHP’li meclis üyesi olmak üzere, CHP İlçe Başkanı Hüseyin Çeri’nin, eski başkan Sedat Pekel’in gösterdikleri hassasiyet ve tepki kent açısından anlamlıdır ve kent için milattır. Çünkü, satış odaklı bu yerel yönetim politikaları ve CHP içinden yükselen sesler, CHP nezdinde ülkeyi koyduk bir yana, Bandırma a ve Bandırma siyaseti açısından bir kırılma, değişimdir. Bu konuda CHP’li Balıkesir milletvekilleri Mehmet Tüm, Namık Havutça ile Ahmet Akın’dan da bir ses çıkmadığına göre, bu değişim CHP’deki ‘Yeni CHP’  değişim ve dönüşümünün bir parçası olarak da görülebilir. Demek ki, bugüne kadar yazdığımız ve öngördüğümüz gibi, neo-liberalizm CHP tarafından da keşfedildi! CHP’nin varoluş ve kuruluş ilkelerini sembolize eden 6 Ok’un ‘devletçilik’ ilkesi, neo-liberal bir anlayışla budandı. Süpriz mi, değil. Sadece biraz Bandırma için geç oldu! Balıkesir’den Tarık Sürmelioğlu, anımsattı. SEKA’nın özelleştirilmesi ve satışına Balıkesir’de de zamanında  CHP’li vekiller ve CHP ilkesel bir karşı çıkış yerine, ‘bu fiyattan satılır mı’ diyerek karşı çıkmışlar. Sormak gerekiyor: O zaman Bandırma’yı gereksiz tartışmalarla yıllarca yormanın anlamı ne idi!?

 

Evet, önümüzdeki pazartesi günü Bandırma Belediye Meclisi’nde bütçe görüşmeleri yapılacak. Toplantının hararetli geçeceğine inanıyorum.