tarik @ politikam.com

SİGORTA binası yıkılıyor.. Yıkım ve hafriyat çalışmalarını görmüşsünüzdür.

Balıkesir’de doğmuş büyümüş pek çok insanın küçük de olsa bir anısı vardır.

Bizim gibi ellilere erişmiş olanların ‘doğum anıları’ vardır meselâ.

Altmışlı yıllarda hastane olarak kullanılan bina, ben yaştakilerin dünyaya gözlerini açtığı binadır yani.

 

***

YİNE biz yaştakiler ve bizden öncekilerin, sevgilileriyle ilk kez el ele tutuştuğu, simit gazoz eşliğinde film izlediği Rüya Sineması’ndan kalan anılar unutulur mu hiç?

Eskiden sinemaları vardı bu şehrin.. Salon sinemaları, sokak sinemaları.. İnsanları bir araya getiren, sosyalleştiren, kentin kültürel yaşamına önemli katkılar sağlayan sinemalar.

Hepsi yerle bir oldu.

Ayakta kalanlarsa, ya markete dönüştü, ya kafe oldu.

Neyse.. Biz Sigorta binasına dönelim.

 

***

BALIKESİR’in ilk modern pasajını içinde barındırıyordu SGK binası.

Saat Kulesi tarafından girişte Şanalmış vardı.. Gençler, orta yaşlılar, kızlar, erkekler.. Bilardo masaları falan.. Sosyalleşilen bir mekandı yani.

Bugün tekavüt devresindeki pek çok Balıkesirli’nin gençlik hatıraları da yıkıldı tabi binayla birlikte.

 

***

PASAJIN gülü Münir vardı, rahmetli.

Sinemanın kapısında “başlamadı, başlamadı” diye bağırırdı.

Liseyi bitirdiğim sene, yaz döneminde Elektrik Mühendisi Hakkı Hattatoğlu’nun dükkanında çalışmıştım. Cigaraya yeni başladığımız dönem.. Kısa Samsun içiyorum o sıra.. Münir hergün gelir, “ver bakam bi cigara” deyip günlük haracını keserdi.

Bizim yan tarafta, İbrahim Kültozatan’ın matbaası vardı.

Makine sesi gelmediği zamanlarda, İbrahim Ağabey’in sesi çınlardı duvarlarda.

Çalışan elemanlara ne fırça, ne fırça…

Güzel günlerdi.

İbrahim Ağabey’in oğlu Aydın’la çaktırmadan cigara içerdik pasajın kuytularında.

Emin Konfeksiyon vardı köşede.. Ünlüler gelirdi meselâ.

Velhasılı, güzel pasajdı Sigorta…

 

***

Bende  derin izleri vardır Sigorta binasının.

Annem önce orada başlamış hemşireliğe, sonra Gaziosmanpaşa’daki hastaneye geçmiş.

Rahmetli Babam SSK İl Müdürlüğü’nde memurdu.

Rahmetli Halam da o binada geçirdi yıllarını; O da memurdu.

Eş, dost, ağabey, abla, amca, teyze, herkesi tanırdık.

Hem müdürlük binasının, hem pasajın merdivenleri çok adımlamışlığımız var.

 

***

ŞEHİRLERİ, eski elbiseleri atıp yenilerini almak gibi, sürekli değiştirmek doğru mu?

O yılların Balıkesir’i ile şimdiki Balıkesir arasında uçurum var.

Ekonomik ömrünü dolduran yapılar yıkılır; yerine yenisi yapılır.

Ama kentin kimliğiyle bütünleşmiş yapılar vardır.

Onları korumak lazım.

Biz korumadık.

Kervansaray’ı yıktık.. Ne güzel binaydı.

Cumhuriyet Meydanı’nın süsüydü.

Sebze Hali’ni yıktık.

Nitelikli bir mimarisi vardı.. Eklentileri yıkın, ana bina kalsın diye çok yazdık çizdik.

Tamamını yıkıp, yerine meydan yaptılar.

Ne meydan oldu ama!

Karmaşa Meydanı…

Eski Şehir Sineması’nı, onun yanındaki Vali Konağı’na girmeyelim hiç.

Daha neler neler yıkıldı.

Şehir Kulübü binası vardı, bilirsiniz.

Üstü nikah salonu, altı Şehir Kulübü.

Balıkesirli’nin nikahı, düğünü orada olurdu.

Şehir eşrafı orada buluşurdu.

Orkestrası bile vardı.

Yıktılar.. Yerine Belediye binasını diktiler.

Bir zaman sonra, “Valilik binasını da yıkalım, yerine AVM yapalım” derler mi, derler.

SGK binasının yerine de AVM yapıyorlar zaten.

On üç kattan mamul; alt katları AVM, üst katları ofisler falan.

 

 

***

HER ne kadar özel sektör yapıyorsa da.. SGK’nın yerine kondurulacak bina, Anafartalar’daki eski Özel İdare’nin yerine dikilecek iş merkezi , bu şehrin yeni yaşam alanları olacak meselâ.

Peki bu şehri yönetenler ve o binaları inşa edenler, nasıl şeyler yapılacağını söylüyor mu Balıkesirlilere?

Görsellerini, projelerini falan paylaşıyorlar mı?

Onlar, şehrin göbeğindeki bu dev yatırımlardan dünyanın parasını kazanacaklar sonuçta.

Balıkesirli’nin de hakkı olmalı, yerlerine nasıl şeyler yapılacağını bilmek.

 

 

*************** 

 

 

Eskiden bu şehre dair

kafa yoran adamlar vardı

 

DÜN sabah evden çıkıp gazeteye gelirken aklıma takıldı..

Dedim Güzide’ye: “Bu şehir için kafa yoran insanlar vardı eskiden.. Şimdi kalmadı onlar…”

Öyle gerçekten.. Bir yerlerde oturup iki tek atarken meselâ.. Dedikodu yapılmazdı..  Yapan da vardı ama, biz Balıkesir’i düşünenlerle oturup kalkardık hep.. Onlarla Balıkesir’e yakışacak yeni projeler, olması gerekenler, yapılmayanlar, beklentiler konuşulurdu.

Şimdi yalnızca siyasi dedikodu var.

..ve şehre dair kaygılanan insan sayısı bir elin parmaklarından daha az!

Çok mu önyargılıyım bilmiyorum.

Belki de dünkü ruh halimin tezahürü tüm bunlar.

Olsun, ben söylemiş olayım.

Şimdi ne var?

Kimin eli kimin cebinde.. Kim, nerede, ne kadar götürmüş.. Kim kimi düdüklemiş…

Kim hangi işe soyunmuş, parayı nereden bulmuş…

Başka ne var?

Siyasi dedikodular.

Sokakta durum böyle.

Gazetelerde durum böyle.

Sosyal medyada durum böyle.

Her yerde böyle.

Siyasetin ideolojik boyutu yok.. Hedefi, emeli, hayali yok.

Sadece bulunduğun mevkiyi korumak, bunun için hep uyanık kalmak.

Tek dert bu!

Eskinin dedikoduları bile nitelikliydi.

Şimdi, her şey belden aşağı.

On sekiz gün sonra sandık başındayız.

Adaylar, partililer falan seçim çalışması yapıyor.

Partileri ellerine ne verdiyse onu söylüyorlar.

En başta, milletvekili adaylarından, Balıkesir’le ilgili hedeflerini, hayallerini duyuyor musunuz?

Ağızlarından Balıkesir çıkmıyor.

İktidardakilerin de, muhalefettekilerin de söyleyip söyleyeceği belli..

Muhalefet ‘tamam’ diyor.. İktidar ‘devam’…

Fazlası yok.

Özne, Balıkesir değil.