“Öyle bir hayat sür ki; ölümün geride kalanlara elem, sana zevk olsun”.

Aydın Boysan bu sözün içini tam anlamıyla doldurabilen kişiliğe sahip bir insan olarak yaşadı.

Sevenleri de olmuştur, sevmeyenleri de. Ama şu bir gerçek ki; O’nu “ayyaş” diye tanımlayanların bile ölümüne sevinmeleri için hiçbir haklı nedenleri olamaz!

Cumhuriyet aşığı, Cumhuriyet Devrimleri’nin sevdalısı özünden utanmayan, çağdaş yaşamın içinde olmak için kendini sürekli yenilemeyi çok iyi başarmış bir insan…

Mesleğinde de, özel hayatında da sevilen, saygın bir insan olduğu ölümünden sonra daha da iyi anlaşılacaktır. Mimari eserleri, kitapları daha çok hatırlanacak, okunacaktır.

Son kitabı; “Ayıp Olmadan” bazı alıntıları O’nun hayata bakışını, bağlılığını öyle güzel anlatıyor ki… İnsanı düşündüren, eğiten tespitler ve ifadeler. İşte bazıları:

“Tüm zamanları birlikte yaşarız. Geçmiş, yaşanan ve gelecek zamanları… Öyleyse zaman, hiç geçmiyor demektir”.

“Şehirler toplumun bir çeşit giysileridir ama toplum içindeki çarpıklıklara da kıyafet olmaktan kurtulamazlar”. (İstanbul’u işaret ederek)

“Arkadan vurmamak, çıkar için pusular kurmamak, hak yememek, alçak gönüllü olmak gibi değerler yok olurken “milli mimari” davulunu boynuna asanlar…”.

“Sarhoşluk her zaman için aptallığa tercih edilir çünkü ertesi sabah geçer. Aptallık ise kalıcıdır”.

“Ev sahibi yemek öncesinde misafirlere soruyor: “Ne içersiniz”? Herkes; buzlu, sek, sodayla..”viski” diyor. Aydın Boysan “rakı” isteyince hepsi birden “züppe” diyorlar!

“Şakır şukur salçalı ve sulu mezeler veren meyhanenin ruhsatı geri alınmalı ve o dükkân kapatılmalıdır”.

“Karısı ile arası iyi olmayan biri bir akşam rakıyı fazla kaçırmış. Evine gittiğinde karısı kapıyı açar açmaz kalbi duruyor ve ölüyor. Çünkü karısını ‘çift’ görmüş”!

“İlahiyat Fakültesi profesörü düşünüyor: ‘şimdi içebilirim de, içmeyebilirim de. Kafam düşünür, midem düşünmez. Ancak aklını kullan, inatçı olma’ deyip şişeyi açıyor”!

“İstanbul’a imar ihaneti 1956-57 yıkımları ile başladı. Adnan Menderes’in parmak işareti ile yıkılan binalar, açılan caddeler… Ardından, Özal-Dalan depremi ve kılıfına uydurulan imar planları…Uygar ülkelerde düşünülemeyecek işler”.

“İstanbul’un şimdiki kimliğine damga vuranlar, çoğunlukla yaşama deneyimi Haymana Ovası’ndan ibaret olanlar oldu”.

“Hakkı Ağabey, Anadolu kasabasında tanınan, sayılan, sevilen birisi. Her akşam gittiği meyhanede herkes O’nun masasında olmak istiyor. Hakkı Ağabey bir akşam masasında kimseyi istemiyor. Müdavimlerden biri  lâf atıyor: ‘Ağabey, sana İstanbul’dan selam söylediler. Beyoğlu’ndan selam söylediler, seni çok özlemişler, sensiz yapamıyorlarmış… Hakkı Ağabey’in sabrı taşıyor ve cevabı;  ‘Bana kim selam söyler ulan? Ya o….pusu ya da p….vengi. Vali selam söyleyecek değil ya’ oluyor”.

“Pertevniyal  Lisesi’ndeki  mantık ve felsefe Hocamız İhsan Bey’le yıllar sonra birlikte olduğum akşam sofralarındaki mutluluğum… Şimdi bu dersler kaldırılmış. Buna karar verenleri ayıplıyorum”.

“Halkları kitap okumayan ülkeler gelişmiş ülke olamazlar”.

“Şimdi sadece meyhane semti olarak bilinen Samatya,  bir zamanlar Shakespeare’in,  Molier’in tiyatro oyunlarının sergilendiği; Rumlar’ın, Ermeniler’in, Yahudiler’in renk kattığı ‘halk eliti’ bir semtti.

“Bütün yaşamımda en zor ya da en rahat yaşama biçimlerini gördüm. Ahırda da yattım, Dünya’nın en lüks otellerinde de… Hepsinde aynı hayatı yaşadım. Çünkü ben hep ben idim”.

“Dünya nüfusu tehlikeli boyutlarda büyüyor. Önlem alınmalı. Bunun da yolu; insanlara çocuk yapmakla sevişmek arasındaki farkı öğretmektir. Gerekirse, kafalarına burgu ile sokarak”.

“Halkları kitap okumayan ülkeler ‘gelişmiş ülke’ olamazlar”.

“İtalya’da gördüğüm seçim afişi, seçim sonuçlarını; ‘ben seçiyorum, sen seçiyorsun, o seçiyor. Biz seçiyoruz, siz seçiyorsunuz, onlar hükmediyor’ şeklinde tanımlamış”.

“Ummak istiyorum: Öyle bir zaman gelecektir ki günümüz demokrasi şaklabanları tipler ortadan çekilecek, halk kitlelerinin demokrasi madrabazları tarafından yalancı ışılarla aldatılmasının yolları tıkanacaktır”.

                                                                              ***

Aydın Boysan’ın kitapları anlayana “saz”. İnsanı önce “adam”, sonra “filozof” yapacak kadar dolu, değerli… Su gibi akıcı. Okunmalı…

Bir televizyon programında; insanı düşünmekten alıkoyan, robotlaştıran internet denen afyonu kullanmadığını da itiraf etmişti!

Düşünen Adam