tarik @ politikam.com

FETÖ'nün darbe girişimini 'millet iradesiyle' geri püskürtmenin primi, ödülü, promosyonu falan AK Parti'ye yazıyordu ilk zaman.

Sonra bir baktık, AK Partili, AK Partili'nin gammazı, ispiyoncusu, ihbarcısı, iddiacısı, çamurcusu, iftiracısı oluvermiş.

Gürültü, şamata, kavga gırla şimdi!

 

***

TABİ hiç kimse kartlarını açık açık oynayamıyor.

Arkadan dolanıyor.. İftira, çamur, gıybet, ispiyon işlerini başkalarına yaptırıyor.

Milletvekili de var içlerinde, parti yöneticisi de..

Belediye başkanı da var, kendine alan açmak için el etek öpen sade üyesi de...

Yani, asıl şamata AK Parti'de yaşanıyor.

Asıl gürültü, kıyamet orada.

 

***

GENEL vaziyeti de izliyoruz ama.. Asıl ilgi alanımız Balıkesir taşrası.

Malum, bi garip yerel gasteciyiz; ulusal medyanın anlı şanlı köşelerinde analiz attırmak bizim işimiz değil.

Taşranın bir kuru gastesinde yazıp çizdiğinin de pek hükmü yok.

Alıp okumuyor, paylaşmıyor kimse.. Sosyal medyada yayınla; bi sen beğeniyorsun, bi ben.

Olsun varsın.. Kimine göre yanlış da olsa, söyleyeceklerimizi söylüyoruz.. Tarihe bir nottur neticede.

 

***

PARTİLİLERİN bayramlaşma faslında yüzlercesi biraraya gelip birbiriyle öpüşüp tokalaşanların mimiklerini izlemek lazım.

Kiminde yanlış adamla öpüşebileceği korkusunu..

Kiminde sahte gülücükleri..

Kiminde yılışıklığı..

Kiminde "bu salondakilerin yarısı arkadamızdan kuyu kazıyor" mimiklerini görürsünüz.

İktidar partisi, darbeden sonra, algı yaratanlarla algıya kananların partisine dönüştü.

Nötr kalmak da mümkün değil; ya algıcılara teslim olacaksın, ya algının peşinden gideceksin!

 

***

O ZAMAN ne yapacaksın?

Bayramlaşmada ellerine sarılıp yanaklarından öptüğün Edip Uğur için, salon çıkışında "bayram sonra alınacakmış" diye dedikodu yapacaksın!

Zaten hiç hazetmediğin Yücel Yılmaz'la bayramlaşırken ayaküstü "Karesi'yi şöyle güzelleştirdin, böyle güzelleştirdin" diye övgü düzerken.. Yanından ayrılınca "içimizdeki FETÖ'cü" gıybetine yelken açacaksın...

Bu böyle artacak, çoğalacak, büyüyecek, patlama noktasına gelecek.. Sonra güm!

ON DÖRT yılın iktidarı AK Parti'yi ne iç güçler, ne dış mihraklar, ne muhalefet, ne başka bir şey çökertebildi.

Her seferinde güçlenerek çıktı dövüşlerden.

Şimdi..

FETÖ'yü devirmişsin.. Darbeyi önlemişsin.. Darbecileri her yerden süpürüp temizlemeye başlamışsın...

Aslında seni temizliyorlar yavaş yavaş farkında mısın?

 

***

FETÖ'nün yapamadığını, AK Partililer kendi kendilerine yapıyor.

Bakın, muhalefetin hiç sesi çıkıyor mu?

Bir köşeye oturdular, iktidar partisinde yaşananları izliyorlar çekirdek çıtlatarak.

 

***

PARTİDE kendine alan açmak için çırpınan makyavelistler sokakta, arastada  yedi - yirmi dört dedikodu nöbetinde.

"Bayram sonrayı bekleyin... Büyük temizlik başlıyor..."

Tırnağının ucunda peynir kırıntısı görünce kendini mandıracı zanneden tazeler bunların çoğu.

Üç gün parti binasına girip çıkınca, dördüncü gün ağır pozlar takınıp kendini usta politikacı zanneden tipler.

Bunları yönetip yönlendiren abileri ablaları var elbet.

Örgütlü çalışıyorlar.

Besledikleri bir medya damarı da var.. O medya, bunların sevmediği isimlere sürekli giydiriyor.

Yarın kalemin ucu kendilerini hedef gösterecek; farkında değiller.

 

***

VEKİLİNDEN belediye başkanına, parti yöneticisinden dümdüz üyesine.. Bu damara hizmet edenler, aslında FETÖ'ye hizmet etmiş oluyor.

Bir nevi FETÖ'cülüktür bu da.. Terör suçudur!

Her şeyi bir yana bırakıp, arastalarda "Edip Uğur'u bugün yarın alırlar" şamatası yapan, yaptıran AK Parti rozetli arkadaşlar..

Diyelim ki bayram sonra İçişleri'nden bir tebligat geldi, Edip Uğur görevden alındı.

N'apacaksın?

Kına mı yakacaksın?

Balıkesir'in caddelerinde davul zurna mı çaldıracaksın?

Hiç düşündün mü Balıkesir ne olacak, Büyükşehir ne olacak, onca plan program proje ne olacak?

Devam eden yatırımlar ne olacak?

"N'olacak canım, biri gelir yapar.. Kayyum heyeti halleder..."

Halleder!..

 

***

BAYRAMLAŞMADA ne demiş Edip Uğur:

"Biz dimdik ayaktayız ama bu iftiralar, bu dedikodular partiye zarar veriyor..."

AK Parti greçekten büyük zarar görüyor.

İktidarın yerel yönetimleri büyük zarar görüyor.

Moraller sıfır...

Bakmayın yüzlerinin güldüğüne.. İçleri kan ağlıyor.

Bittabi bir de öfke ve hırs yükü biniyor omuzlarına.

Öyle olunca yanlış da yapabiliyorlar.

 

***

EDİP UĞUR o sözcüğü ikinci kere kullanıyor:

"Çakallar..."

İlkinde, attığı bir tweetle iftira timine böyle seslenmişti.

İkincisi, partinin bayramlaşmasında..

Şöyle diyor:

"Bu iftiraları AK Partiliyim diyenler atıyor.. Ben bunlara çakallar diyorum.. İçimizde çakallar var!"

At izi, it izi derken, bir de çakal izi karıştı mevzuya şimdi.

 

***

AK Parti içinde, bu sürecin partiyi yıprattığını, kliklerin savaşına dönüştüğünü, böyle giderse partinin kan kaybedeceğini, hâttâ çöküş yaşayabileceğini düşünen..

Ama "yerimden olurum, işimden gücümden aşımdan ederler" korkusuyla sesini çıkaramayan niceleri var.

Sizce de FETÖ'ye yaramıyor mu bu durum?

 

 

******************  

 

"Beş kişi birleşip insana girdik"

 

FACEBOOK'ta bir arkadaşım paylaşmış.

Biri sormuş: "Biz yedi kişi birleşip danaya girdik kurbanda.. Siz n'aptınız?"

"Biz beş kişi birleşip insana girdik..."

Bir garibana, yedi kişinin  birleşip kurban ettiği dananın değerince yardım yapmaya çalışmışlar yani.

Kurban kesmekle aynı şey değil belki ama.. Evine bir lokma ekmek götürmekten yoksun bir garibanı sevindirmek de sevap.

Son iki üç yıldır biz de kurban bayramlarını kavruk geçirdik.. Kurban kesemedik.

Gerekli gereksiz nerelere para harcadık oysa.. Üstümüzden başımızdan taviz vermedik.. Kurbana gelince sıra, "zaten borç harç çok; bize farz değil, vacip değil" diye avuttuk kendimizi.

Kimisi "hayvan haklarından" falan dem vurup toplu katliam gibi görür kurbanı.

E o zaman bayram harici dönemlerde de et yeme; mezbahaların önünde nöbet tut; toplu katliamı önle!..

Kimisi de, sanki koca yıl hiç yememiş gibi, kurbanda kestiği hayvanın etinden pirzola, biftek, bonfile, antrikot, kıyma çıkartıp dipfrize dolduruyor; kendine müslüman yani.

Kurban kestiğimizde hep verdik, tamamına yakınını verdik; bayram mutlu etmektir, paylaşmaktır neticede.

Bu kere de öyle yaptık.

Ama iyilik yapmak için bayramları beklemek gerekmiyor.

Yardımlaşmak, paylaşmak için ille de ramazan, kurban olması şart değil.

Darda olana, yardım isteyene, istemeye utanana, evine bir lokma ekmek götüremeyene, çocuğuna oyuncak alamayana, karnı tok komşusunun görmezden geldiğine, işsiz güçsüz kalmışa, evinin kirasını ödeyemeyene, hastası için bir ilaç alamayana..

Varsa vereceksin.

Vermek için bayramı beklemeyeceksin.

Kurbanda yedi kişi birleşip danaya gir elbet..

Normal zamanda beş kişi birleşip insana gireceksin.

Böyle yaparsan dünya güzel.