Türkiye’nin Afrin operasyonu ha başladı ha başlayacak diye haberler haberleri, demeçler demeçleri izliyor. En yüksek perdeden Afrin’de yerleşmiş olan PKK ve versiyonlarına karşı yapılacak operasyon adeta tellal çağrılarak bütün dünyaya ilan ediliyor.

Burada bir tuhaflık yok mu?

Peki, bu ilan aynı zamanda Afrin’deki terör örgütü mensuplarına ve onları himaye eden şer güçlere, Türkiye’ye karşı tedbirlerinizi alın anlamına gelmiyor mu?

Eğer operasyon yapılacaksa, güvenlik güçlerimiz açısından bu durum bir risk oluşturmuyor mu?

Ayrıca bu kadar kararlı gibi gözüken açıklamalara rağmen, yarın Rusya ya da ABD’nin engel olması nedeniyle operasyon yapılamazsa, bu durum Türkiye’nin caydırıcılığına zarar vermez mi?

Tamam, gerilim politikasıyla operasyona gerek kalmadan bazı sonuçlar elde edilebilir.

Unutulmamalıdır ki karşınızda sadece terör örgütleri olmadığını iyi bilmeniz gerekir.

Bütün bunları dikkate alarak ince eleyip sık dokumak, ona göre tedbir almak gerekir.

Başta ABD, Rusya olmak üzere İsrail, AB ülkeleri, hatta İran’ı da bu ülkeler içine dâhil edebilirsiniz. Nükleer güç olmadığınızı da unutmayın.

Bütün bu güçler Türkiye’nin karşısında, terör örgütlerinin ardında ya da açıkça yanında durmaktadırlar.

Açıktan açığa çok sayıda gelişmiş silahları da terör örgütlerine veriyorlar. Otuz bin kişilik ordu kuracaklarını ifade ediyorlar.

Peki, bu ordu kime karşı kuruluyor?

Açıklamaya bile gerek yok.

Yani bu terör örgütlerinin arkasında dünyanın süper güçlerinin olduğunu unutmamanız lazım. Onlar da Türkiye’nin ne yapıp ne yapamayacağını bizden daha iyi bilmektedirler.

Nasıl ki Ceraplus harekâtı Rusya vb bazı güçlerden onay alınarak yapıldıysa, Afrin’de de aynı şeyler söz konusudur.

Bugün maalesef sınırlarımızda hâkim olan güçler onlardır. Onların izni olmadan hayati öneme sahip olsa da uçaklarınızı sınır ötesinde uçuramıyor, teröristleri takip edemiyorsunuz.  İstediğiniz zaman teröristlere gerekli darbeyi vuramıyorsunuz.

Hâlbuki bu bölgelerde Türkiye’nin izni ve onayı olmadan hiç kimse at oynatamamalıydı.

Çünkü bahsedilen bölgelerde yaşayan insanlar sizin kardeşleriniz ve akrabalarınızdır. Bölge de sizin bölgenizin hem doğal hem de itikadı ve kültürel uzantısıdır.

Ancak Türkiye’nin öteden beri uzun vadeli hedefleri olmaması nedeniyle buralarda gerekli alt yapılar hazırlanmamış, buna mukabil binlerce kilometrelerden gelenler, uzun vadeli planları gereği, bölgeyle yakından uzaktan hiçbir alakaları ve yakınlıkları olmamasına rağmen, sizin insanlarınızdan Türkiye’ye karşı ordular kuruyorlar ve Türkiye’yi açıkça tehdit edebiliyorlar. Buradaki insanları istedikleri gibi kullanabiliyorlar. Yerine göre size bayrak gösterebiliyorlar. Ben buradayım hadi gel dercesine.

Maalesef Türkiye’nin geleceğe yönelik bir perspektifinin olmaması, on, elli, yüz yıllık plan ve projelerinin bulunmaması, karşınıza işte bu tip şer güçleri ve ittifaklarını çıkarıyor.

Türkiye’nin nükleer güç olmaması, kendi çöplüğünde bile gür sesle ötmesine dahi müsaade edilmemeye çalışılıyor.

Elbet düşman düşmanlığını yapacak. Bunun karşısında sizin ne yapacağınız önemlidir.

Türkiye’yi maalesef kırk yıldır PKK terör örgütü ve küçücük Yunanistan’la uğraştırıp duruyorlar.

Sanki bunlar Türkiye’nin sıkletindeymiş gibi.

Sizce de bütün bunlarda da bir tuhaflık yok mu?

 

Yazımızı şu şiir dizelerimizle bitirelim.

 

Malazgirt’te diz çöktü Bizans Romen Diyojen

Peçenek Kıpçak Türkmen birleşti oldular şen

Alparslan titretti arzı küreyi döküldü düşman

Türk’e vatan yaptı Anadolu’yu sahip ol sen

 

Malazgirt dünya cennetine giriş kapımız

Bin yetmiş birde verilmiştir ruhsatımız

Toprağa düşüp akan binlerce şehit kanı

Olmuştur ebediyen kutlu vatan tapumuz

 

Attı Anadolu’ya mayayı Malazgirt’ten

Çıktı Akdeniz Karadeniz Ege Girit’ten

Alparslan yolundan Fatih Yavuz Kanuni

Yürüdü ses geldi Washington Berlin’den

 

Yenidünya eski dünya Türk’ün ülküsüdür

Özlenen Türk’ün kahramanlık türküsüdür

Kaldır başını Hun Selçuk Osmanlı evladı

Tarihte yazılan Oğuz’un zafer öyküsüdür