AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker’in 26 Nisan 2018 günü, Atina’da Yunan Parlamentosu’nun özel oturumunda Türkiye’yi ve KKTC’yi hedef alan, Yunanistan’a övgüler yağdıran dikkat çekici konuşması özetle şöyledir:

“Ömrüm boyunca Yunanistan’ın sadık bir dostu olarak kaldım. Zor anlarda hep destek oldum. Yunan halkını çok seviyorum” (Hürriyet, 27 Nisan 2018) sözlerinden sonra Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de ve Ege’de yasadışı faaliyetlere devam ettiğini ifade eden Juncker Türkiye’nin Kıbrıs Rum kesimi dahil tüm AB üyeleri ile ilişkilerini normalleştirmesi gerektiğini vurgulamıştır.

AB’nin Yunanistan’a ve Kıbrıs Rum Kesimine karşı taraflı ve tahrik edici yaklaşımı taraflar arasındaki görüşmeleri de olumsuz yönde etkilemiştir. Unutulmamalıdır ki 2004 yılında Kıbrıs Rum Kesimine sunulan AB üyeliği Rumların daha büyük bir cesaretle hareket etmelerini sağlamış, AB’yi arkalarına alan Rumlar müzakerelerde daha cüretli ve saldırgan davranmaya başlamışlardır. Rum tarafının müzakerelerdeki yaklaşımı hiçbir zaman içten olmamıştır. Rum tarafı müzakerelerin kaldığı yerden aynen devam etmesini istemektedir. Oysa KKTC Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın vurguladığı gibi “müzakerelerin kaldığı yer, müzakerelerin çöktüğü yerdir” (Cumhuriyet, 1 Mayıs 2018)

Kıbrıs sorunu Batı ve ABD tarafından Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanılmaktadır. Kıbrıs ulusal bir davadır. Çok dikkatli hareket etmek ve ödün vermemek zorundayız.