Suriye’nin İdlib kentine bağlı Han Seyhun’da 4 Nisan sabahı meydana gelen, 30’u çocuk 86 kişinin korkunç bir şekilde ölümüne sebep olan saldırıdan 72 saat sonra 7 Nisan Cuma sabahı ABD’nin Suriye’deki Şayrat Hava Üssü’ne yönelik füze saldırısı dünya kamuoyunda ve Türkiye’de büyük heyecan yaratmıştır.

Bu gelişmeyle Doğu Akdeniz’de konuşlu iki Amerikan destroyerinden atılan 59 Tomahawk füzesiyle ABD Başkanı Turmp ilk kez Esad rejimine karşı saldırı emrini vermiş oluyor. Rusya ve İran’ın sert tepki göstermesine, Rusya’nın ABD ile olan sıcak iletişim hattını durdurmasına karşın başta Türkiye olmak üzere Batılı ülkelerin hemen hemen hepsi, İsrail ve Suudi Arabistan Trump’ın yanında yer almışlardır. Ancak 9 Nisan akşamı Rusya Devlet Başkanı Putin ile İran Cumhurbaşkanı Hatemi arasında gerçekleşen telefon görüşmesi sonunda yer alan ortak açıklamada “Her türlü saldırıya karşılık vereceğiz” (Reuters ve CNN-Int. 9 Nisan 2017) şeklindeki ifade bölgede gerilimin tırmanacağını göstermektedir.

İç siyasette zor bir durumda olan Trump’ın böyle bir hamle yapması gerekiyordu. ABD’nin Rusya ve İran’a karşı dengeyi yeniden kurmak için böyle bir gövde gösterisine ihtiyacı vardı. ABD, bu beklenmeyen hamlesiyle Türkiye’yi de yanına çekmiş oldu, Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmayı önlemeye çalışarak, Astana sürecinde Türkiye-Rusya ve İran arasındaki işbirliğini de bozmuş oldu. ABD Başkanı Trump’ın bu ani kararından en çok sevinenin gelişmeleri yakından izleyen İsrail’in ve PYD lideri Salih Müslim’in olduğunu söyleyebiliriz. Suudi Arabistan ile İsrail’in saldırı ile ilgili “yeterli değil, daha fazla gerekir” şeklindeki açıklaması dikkat çekicidir. Türk Dışişleri’nin “ABD’nin 7 Nisan sabaha karşı rejimin Şayrat Askeri Üssü’ne yaptığı operasyonu son derece olumlu karşılamaktayız” (Cumhuriyet, 8 Nisan 2017) şeklindeki açıklamasının Türk-ABD ilişkilerine yeni bir ivme kazandırıp kazandırmayacağı zamanla belli olacaktır.

Ortadoğu’nun her an değişen kaygan zemininde, emperyal güçler yüzyıllık projelerini gerçekleştirmek için hazırlık içindedirler. Çok dikkatli olmak zorundayız. Bölgemizde tehlike çanları çalıyor.